Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Aldıkları kararın gerekçeleri; Suriye’de Halk taleplerinin karşılanmaması idi.
Demokratik ortamın sağlanmaması idi.
Yani Halkın hakları…
Allah aşkına bunların hangisinin Halk diye bir derdi var.
Hangisi Halk iradesini temsil ediyor.
Onlar bu kararı alırken, Suriye’de halk, sokaklarda kendilerini protesto ediyordu.
Her birisi bir petrol kuyusunun başına oturtulan ABD kölesi değil mi bunlar?
ABD’nin yazdığını okumaktan başka görevi mi var bu şaklabanların?
Sahibinin sesi olmaktan başka bir görevleri mi var ki; karar alsınlar.
Karar, iradesi olanlarca, özgür olanlarca alınır.
Hangisi Suriye’nin ilerisindedir?
Hangisi Beşar’dan daha muktedirdir?
Birde ülkemizin durumu var.
Onlar karar aldı, Davutoğlu bunu alkışladığını belirtti.
Evet, alkışladı. Sıkılmadan yaptı bunu.
Elleri kızarırcasına alkışladı.
Görmüşsünüzdür, elleri zaten kızarık onun.
Clinton’la “çaak!” diye başlamıştı elleri kızarmaya.
Hariciyemizin bu profesyonel patronu, rolünü çok iyi oynuyor şimdi.
Tıpkı Libya’da yaptığını yapıyor.
Araziyi temizliyor.
Batılı dostlarına alan açıyor.
Bir dönem Doğulu görünüp; Batılı’ya Stratejik Derinlik oluşturuyor.
Bölgeyi karış karış gezdiği bilinen Davutoğlu, Suudi Arabistan, Umman, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, adlı ülkelerin hangisinde Demokrasinin ilk harfi’ni görmüş acaba?
Kimi kandırıyor?
ABD ve AB’nin bölge ülkeler üzerinde siyasetinin öncü karakol komutanlığında çok şey sırıtıyor artık.
Sıfır sorun deyip, sıfır komşu yolunda ilerlemesini ibretle izliyoruz.
Suriye’de İnsan Hakları ha!
Bir tek gün Suud hapishanelerini ağzına alabildi mi?
Ülkemizi kasıp kavuran terör belasının bitirilmesi adına Dost ve Müttefikleriyle bir karınca yolu var mı?
Onun gezdiği her yerde Kızılderililerin katili ABD’yi görmek kahredici bir durum şimdi.
Susturulmuş basın ile gününü gün etsin.
Ama “Beşar, halkının isteklerine karşılık vermiyor, onun için sırtımız dönük” yalanına inanmadığımızı da bilsin.
Bilsin ki; ABD ve AB stratejisinin yılmaz uygulayıcısı olduğu uzaklaştırmış artık onu bizden.
Emperyalistlerle “çaak” diyenlerin, antiemperyalistlerle dostluk iddiaları bir yalandan ibarettir.
Diplomaside beden dili başlı başına bir mesajdır.
Bu çaak ve alkış, toplum hafızasında uzun süre silinmeyecektir.
Çünkü, tarihsel ve dinsel bağımız olan komşularımıza, dostlarımıza düşmanlık eden ellere kırılsın deriz biz.
Neyse ki; Suriye’nin basiretli halkı var.
ABD ve AB’nin üzerinde oynadığı bu iğrenç, bu kusmuk kokan siyasete aldanmıyor.
Düşmanın işini zorlaştırıyor.
Not:
Tarihin en büyük mazlumu Ali(as)’nin günüdür.
Peygamber(sav)’in göğsü genişlemiş. Ali(as) müjdelenmiş.
Gadir-i Hum’dur…
Bayramlar bayramıdır, mübarek olsun…
MUHAMMED AK