Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Değişimler ve uyanışlar aynı zamanda aynı bölgede gerçekleşiyor. Aynı haber kaynakları olayları insanlara aktarıyor . Bazen farklı kaynaklardan yararlanılsa da üç aşağı, beş yukarı haberler aynı. Öyleyse yorumlar, analizler, değerlendirmeler neden farklı oluyor? Ve çıkarılan sonuçlar ise niçin tamamen birbirine karşıt olabiliyor?
Bir kesim bu değişimlerin tamamen demokrasi talebi olduğunu haykırırken bir diğer kesim adalet isteği olduğunu vurguşuyor. Birisi İslami uyanış olarak değerlendirirken, bir diğeri Batının mudahalesi olarak algılıyor. Libya, Mısır,Tunus gibi ülkelerde olup bitenler hep böyle değerlenidirilip gidiyor.
Bahreyn, Yemen gibi ülkelerde ise herşey tam tersine; Kuzey Afrika’da halk ayaklanmalarını özgürlük ve demokrasi talebi diye tanımlayanlar bu iki ülke söz konusu olduğunda çifte standart uyguluyorlar. Halka destek vermedikleri gibi kuklalarını korumak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama İslami uyanış diyenlerin duruşu yine aynı; halkın feryadı İslami uyanıştır, diktatör ve emperyalist uşaklarına karşı adalet talebidir.
Suriye’de ise olay daha vahim. Suriye kırılma noktasıdır.
Suriye imtihan sahnesine dönüşmüş bulunuyor.
Suriye safların netleşme, belirginleşme meydandı olacağa benziyor.
Suriye duruşların renginin ve ciddiyetinin belirlenme arenasıdır.
Suriye’deki gelişmeleri analiz ederken gözde hangi gözlüğün olduğuna bakılmalıdır. Olaylara hangi perspektiften bakıldığı bilinmeden yorumlar afaki olacaktır. Analiz ve yorumlar arasındaki fark görülemeyecektir.
Olayların hakikatine vakıf olmadan birilerine akıl vermeye çalışanlar, tavsiyelerde bulunanlar; küresel değişim ve özellikle de Suriye’de çıkacak olaylardan hasıl olan korku ve paniklerini gizleyerek saflarını belirleyememenin edişesindedirler.
Batılısıyla doğulusuyla herkes safını belirlemiş durumdadır; Batı emrperyalistlerinin safı net, emperyal gücün uşaklığını yapan “Arap Birliği” safını belirledi. Sahi geçen gün “Arap Birliği Konferansından” çekilmiş bir fotoğrafta sayın akıllı hariciyemiz Davutoğlu da vardı, yoksa biz de Arap olduk haberimiz mi yok? Türk oğlu Türk olan Davutoğlu Arap Birliğinin konferansına katılıyor ama Arap olan Suriye alınmıyor. Neyse....
Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül de saflarını belirlediler. Düşünüyorum da Sayın Erdoğan’ın “one minute“ olayı ile başlayan “Mavi Marmara” ile devam eden siyonistlere saldırısında samimi olduğunu söyleyenler, işin perde arkasını göremeden alkışlayanlar yine aynı görüşteler mi? Geçen Muharrem ayında yaldızlı birkaç söz söylediği için az daha “Şia oldu” diyeceklerdi bazıları.
Bu Muharrem ayında da Kerbela ve Hz.Hüseyin (a.s) hakkında iki parlak söz dedi mi, Yezid’i (l.a) kınadı mı, iş tamamdır artık. Tarihten az buçuk haberdar olanlar bilirler; Yezid İmam Hüseyin’i (a.s) şehid ettirdikten sonra halkın baskı ve uyanışını görünce yeni bir hileye başvurarak Übeydullah’ı kınıyor ve Ehlibeyt esirlerine ikramda bulunarak saygı ile Medine’ye gönderiyordu. Bu size birşey anlatmıyor mu?
Evet, gelelim asıl sorumuza; devletler, teşkilatlar, başbakan ve cumhurbaşkanları saflarını belirlemişlerdir, acaba siz de belirlediniz mi?
Demokrasi ve laikliğin bizim için en iyi sistem olduğunu yıllarca milletimize empoze eden değerli kanaat önderlerimiz, siz nasıl, safınızı belirlediniz mi?
“Ne şiş yansın, ne kebap” taktiği uygulayan bazı akıllı geçinenler, Peygamberin müşriklerle savaşında “kim kazanırsa onun yanında yer alırız” diye düşünen ve saflarını netleştirmeyen sahte müslümanlar misali yoksa hala beklemede misiniz?
Peygamberin mirasçısı ulema ne yapıyor acaba? Hala maslahat icabı susmayı mı tercih etmeliyiz, sayın başbakana ve cumhurbaşkanına nasihat ve tavsiyelerde mi bulunalım, belki vazgeçerler tercihlerinden?
Evet ! Muharrem ayında İmam Hüseyin’i (a.s) anacak olan milyonlar, sinelerine vurup gözyaşı dökerken ne düşünecekler acaba? İmam Hüseyin’in mazlumiyetine mi ağlamalı yoksa kendi acizliğimize ve miskinliğimize mi?
Evet ! Zamanın Hüseynileri ve Yezidileri saf bağlamış savaşa hazırlanıyorlar.
Zamanın Yezidilerini tanıyamayan zavallılar ise savaş çıkmasın diye ellerini duaya kaldırmışlar.
Hüseyniler ise izzetin ve yiğitliğin sergileneceği imtahan sahnesinde Allah indinde yüzü ak çıkmanın planlarını yapıyor.
İşte imtahanlar serisi başlıyor;şimdi hangi safta yer alınacaksa, devamında da aynı safta yer alınacaktır. Bölgesel savaşlar, Ortadoğu’daki savaş ve küresel savaş peşi sıra gelecektir. Bu savaşlar zinciri Suriye ile başlayacak gibi görünüyor. Aynı zamanda imtahanlar da buradan başlayacak.
Abdullah Özgür