Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Programın başında Alican Görel’in okuduğu sinezenlerle Kayışdağı sokakları Kerbela matem yıl dönümüne şahit oldu.
Yaşar Topkaya’nın sunumunda gerçekleşen Kayışdağı Aşura matem merasiminde ilk olarak kürsüye gelen Ş. Mehdi Aksu tüm Hz. Hüseyin dostlarının yasını tutanları selamladı. Peygamber çiçeklerinin solduğu gündür diye tanımladığı Aşura günü hakkında özetle şunları söyledi:
Bu gün yer gök ağladı. Bazıları Aşura günü yasımızı kıskanırcasına İslam’da yas olmadığını iddia ediyorlar, Kur’an’da yas yoktur diyorlar. Yakub a.s. oğlu Yusuf için yıllarca yas tuttu. Siz kimin tarafındasınız? Yakup a.s.’ın Yusuf’a yasını kıskanan kardeşlerin tarafında mı yoksa Peygamberin tarafında mı?
Ş.Mehdi Aksu, Suriye konusunda da İran’la Türkiye’yi karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar diyerek dikkatli olunması konusunda uyarıda bulunarak bir saat süren konuşmasını bitirdi.
Güneşli bir Aralık ayında Aşura matem merasimi Kayışdağı’nda, Ehl-i Beyt Alimlerinden Ş. Kadir Akaras’ın konuşmasıyla sürdü.
Akaras, daha konuşmasına başlamadan duygulu ve ağlatan ses tonuyla, işte dedi bu günlerde bu saatlerde Kerbela’da kahramanlar tek tek şehit olmuştu. Her yerden Lebbeyk Ya Hüseyn sedası yükseliyordu dediğinde aşura matemcileri de slogana eşlik etti. Bu ruhtur ki adalet devletini yeniden ihya edecektir. Aşura ruhunu kavrayan ve yasını tutan Müslümanların asla zulme boyun eğmeyeceğini ABD ve İsrail’in yanında asla olmayacağını söyledi. ABD bir yanda Hak bir yanda dedi ve ekledi:
Biz Kerbela günü bir normal insanı kaybetmedik, özgürlük öğretmenimizi kaybettik.
Zincir vuruyorsak bu insanlığın özgürlüğüne vurulan zincirleri kırmak içindir. Tıpkı İmam Hüseyn gibi diyoruz: Görmüyor musunuz kötülük hakim olmuş her yana, kim yalan söylüyorsa en akıllı en üstün ve başarılı görünüyor öyle kabul ediliyor, kim sözünden dönüyorsa iyi siyasetçi oluyor! Peygamber sünneti ayaklar altına alınmış. Bu gün hakkın yanında olmayanın tarafsız kalması imkansızdır ve Yezid'in yanıdır yeri. Hüseyin özgür insanların babasıdır. O sadece dindarlara hitap etmedi, insanlığın tümüne seslendi, dedi madem dininiz yok hiç olmazsa özgür insanlar olun.
Prof. Hüseyin Hatemi de konuşmakta zorlanan hüzünlü bir ses tonuyla başladı hitabına. Sizi ayakta çok beklettik o yüzden uzatmak istemiyorum ama bu günün özelliğini göz önünde tutarak fedakarlık yapmalıyız dedi ve Aşura'yla ilgili tarihleri hatırlatarak devam etti. Zülcenah adlı At’ın Kerbela’da İmam’ın şehadetinden sonra bilinmeyen bir meçhule doğru kaybolduğunu kıyasla insanların vefasızlığına vurgu yapan Hatemi, bundan sonra dünya hayatının yaşamasının ne hükmü olur dedi. Hatemi ağlamaktan konuşamadığında Aşura matemlileri, coşkulu salavat getirerek ona destek verdiler. Hatemi devam etti:
İmam Hüseyin o kadar şefkatliydi ki, Allah hiç kimseye çekemeyeceği yükü yüklemez dini hükmü gereği, ashabından biatini kaldırdığını ve herkesin gece karanlığından istifadeyle kendisini yalnız bırakmalarını söyledi. Ayrılanlar oldu ama Yezid safında olup da son anda Hüseyni olanlar da yok değildi, Hür bin Riyahi gibi.
Olayın çok ciddi olduğunu anlatan Prof. Hüseyin Hatemi, bu gün Yezidi ve Muaviyeyi temize çıkarmak isteyenlerin gerçekte değil Mü’min, Müslüman bile olamayacakları konusunda uyarıda bulundu.
Ş. Mikail Gürel’in Öğle Ezanını okumasıyla aşura katılımcıları namaz için camiye geçtiler. Ancak hala matem merasiminde duygularını ifade edemeyen genç bir gurup mersiye okuyup sine vurmaya devam ederken, Kızılay’ın kan bağış çadırlarında faaliyetler yoğunluğunu hala kaybetmemişti.



