8 Ocak 2012 - 20:30

Allah’ın adıyla Yakın zamanda Şiilikle ilgili birçok değerlendirmeleri okuyor ve duyuyoruz. Şiilikle ilgili değerlendirmeler yapılması beklenmeyen bir durum değildir. Dünyayı ve İslam dünyasını ı etkileme gücüne sahip bir inancın değerlendirme konusu olması gerekir. Bu konuda değerlendirme yapmanın garip olan yanı yoktur. Ülkemizde garip olan, bu konuda konuşan ya da yazan kimselerin çoğunun bilgi ve iyi niyetten yoksun olmalarıdır.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İslam düşmanlarının Şiilikle ilgili maksatlı değerlendirmeler yaptıklarını biliyoruz. Özellikle Amerika ve onunla birlikte hareket edenlerin Şiilere düşman olmasının izahı yapılabilir. Amerika ve İsrail, en büyük darbeyi İslam inkılâbı ve Hizbullah’ tan yemelerinden dolayı Şiilere düşmanlık içerisindeler. Amerika ve İsrail, Şii Müslümanların uzlaşmasız, fedakâr, bilinçli ve korkusuz olduklarını gördüler. Dünya istikbarı, Şiilerin ulama önderliğinde, beraber hareket edebilme beceri ve kapasitesini gördüler. Bölgeyi kendisine boyun erdiren İsrail, Hizbullah gibi yenilmez bir iradeyle yüz yüze olduğunu anlamanın kâbuslarıyla yatıp kalkıyor.

İslam inkılâbı, aynı zamanda İslam dünyasındaki ayağa kalkmalarında ilham kaynağıdır. Bölgede direniş hareketleri İslam inkılâbından sonra ortaya çıkmışlardır. Aynı zamanda Şii Müslümanların çoğunlukta olduğu Irak’ta işgalci Amerika çıkmak durumunda kalmıştır. Amerika’nın Irak’tan çıkarılmasında belki de en önemli neden Şii Müslümanların beraber hareket edebilme özellikleri olmuştur. Bunlar da Şii Müslümanlara karşı aleyhte faaliyet sebebi olmuştur.

İslam inkılâbının, İslam’ı hayatın dışına çıkarılmış bir dünyada, İslam’a dayalı bir hayatı, model olarak ortaya koymasıdır. İslam’ın pratik bir sistem olarak ortaya konması emperyalistleri ciddi anlamda rahatsız etmiştir. Dünyadaki düzenleri bozulmuştur. Dünya halklarının gözlerinin açılmasına ve İslam’a dayalı bir dünyanın da zamanımızda mümkün olduğuna insanlık şahit olmuştur.

İslam inkılâbı, mezhepçi yaklaşımların bir tarafa bırakılması gerektiğini İslam ümmetine öğretmiştir. Yeter ki evrensel istikbara karşı olununsun. Sünni Hamas’la İslam inkılâbının dayanışması buna en güzel örnektir. Evrensel istikbar açısından bu mezhepçi olmayan yaklaşım fazlasıyla tehlikeli bulunmuştur. İslam inkılâbının ve dünyadaki Şii Müslümanlarının mezhepçi bir yaklaşımda olmaması ve bunun gereğini İslam ümmetine öğretmeleri de evrensel istikbarı fazlasıyla rahatsız etmiştir.

İslam inkılâbı bunları yaparken, insani, İslami ve medeni bir tarzda uygulamaları da ortaya koymuştur. Mesela kadına bakış açısı ve bu konuda sosyal hayatı düzenleme biçimiyle dünyadaki özgürlük isteyenlere bir model ortaya koymuştur. Kadın konusunda, İslam tarihinin tüm olumsuz pratiklerine rağmen en güzel uygulamalar ortaya koyabilmiştir. Bu uygulamalar tüm Müslümanların ufkunu açmıştır. Farkında olsalar da olmasalar da İslam inkılâbından etkilenme olmuştur. Bu ve benzeri İslami gelişmelerden rahatsız olan emperyalistler Şii Müslümanlar aleyhine her tür faaliyete geçmişlerdir. Onlardan da bu beklenir.   

Ülkemizde birçok yazar ve konuşmacılarında Şiilikle ilgili olumsuz değerlendirmelerine şahit olmaktayız. Bu olumsuz değerlendirmelerin nedenlerinden bazılarının burada ele alalım.      

1- Ülkemizde İslamcı konuşmacı ve yazarların çok büyük bölümü Şiilikle ilgili bilgisizlik içerisindeler. Bilgisizliklerinin nedeni; Şia’yı, Şii âlimlerinin kitaplarından tanımamalarıdır. Şia’nın kaynak kitaplarını okumamış ve çağımızdaki büyük Şii âlimlerinin yazdıklarını araştırmamış kişiler, bu konuda bilgisiz kimselerdir. Bu bilgisiz kimseler, bu konuda bilgisiz olduklarını anlayacak durumda da değillerdir. Bundan dolayı rahat bir şekilde cehaletin cesaretiyle konuşup yazabilmektedirler.

İslamcılık adına yazan ve konuşan birçokları özellikle Şia’yı inançlarla ilgili konularda mahkûm etmektedirler. Bu mahkûm etmede konuları ele alarak ve Şia’nın da bu konudaki görüşlerini ortaya koyarak ilmi bir tenkit yapılmamaktadır. İnançların temelini Tevhid oluşturmaktadır. Mesela Tevhid konusunda Usul-u Kâfi’deki hadisleri ve Kütüb-i Sitte’deki konuyla ilgili hadisleri ele alarak mukayeseli bir çalışma yapan İslamcılarımız yok denecek kadar azdır. Bu İslamcılara sorulsa ki sizler Şia’yı mahkûm ederken acaba Tevhid konusundaki hadisleri okudunuz da bunları gerekçeli bir şekilde eleştirebiliyor musunuz denilse, bu konuda bilgisizliğin hâkim olduğu görülecektir. Bu cehalete, çareler aranması gerekiyor. Bilmeden karalamaların vebalinden kimse kendini kurtaramaz.

Başka bir örnek verelim. Bu kardeşlerimiz inançla ilgili konularda yaklaşık Resulü Ekrem’den üç yüz yıl sonra yaşamış olan Maturidi ve Eşari’yi imam kabul ettiklerini söylemektedirler. Şii Müslümanlarda Ehli Beyt imamlarına uymaktadırlar. Şia’yı mahkûm edenler, az düşünecek olsalar, Şiilere neden Ehli Beyt imamlarına uyuyorsunuz diyecek durumda olmamaları gerekir. Ya da imamlara inanacağınıza Maturidi ya da Eşari’ye tabi olun diyecek durumda değillerdir. Buna karşın Şia’yı mahkûm etmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar.

Şia konusundaki cehalet, Şiilere saldırma ya da mahkûm etmelere götürdüğünü bu kimseler keşke anlasalar. Bunu anlamaları için mesela Allame Tabatabai’nin El Mizan Tefsirini okusalar görecekler ki sandıklarıyla kitaplardaki bilgiler tamamen farklıdır. Tefsir konusunda uğraş veren kardeşlerimiz maalesef ki yalnızca sunni müfessirleri okudukları için Şii müfessirlere yabancıdırlar. Bu yabancılık Şii âlimlerden yararlanmayı engellediği gibi onlarla ilgili olumlu yaklaşımları da engellemektedir. Bu dediklerimi birçok alan ya da konuya uyarlayabiliriz.

Şii bir Müslüman’a neden Ehli Beyt imamlarını takip ediyorsunuz denirse bu soruya Kuran’dan, hadislerden ve akıldan çok sayıda deliller getirirler. Ama Şii bir Müslüman bu soruya neden Ehli Beyt imamlarını takip etmeyeyim derse buna karşılık herhalde anlamlı bir cevap verilemeyecektir. Bunları yazmamın nedeni, neyi mahkûm ettiğimizi neleri yanlış gördüğümüzün farkına varalım da bu yanlışlıkları yapmayalım diye.

2- Şii Müslümanlara hased etmekte, onlara saldırmanın ve mahkûm etmenin nedenidir. Düşmanca dil kullanmanın en önemli nedenlerinden biride Hased etmektir. Hased hastalığı İmam Ali (a.s)’a karşı savaş açanlarda bu hastalıktan dolayı açtılar. Mükemmel olan İmam Aliye ya âşık olunacaktı ya da Hased yüzünden düşman olunacaktı. Bazıları hasedi seçtiler. Yusuf (a.s)’a karşı kardeşlerinde olanda aynı hastalıktı.

Zamanımızın Ali’lerini anlayamayan ve onlara Hased duyanlarda aynı kötülüğün içerisindedirler. İmam Humeyni (r.a) ve rehberimiz Hameney’e (Allah onu korusun) karşı oluşun da temelinde Hased hastalığı yatmaktadır. Bu büyük önderlerin yaşayışına,  ilmine, tavırlarına, dünya olaylarına yaklaşımlarına ve İslam’a hizmetlerine bir şey diyemeyenler saldırmaktan da geri duramıyorlar. Zamanımızın Ali’leri ümmetin ufkunu yüceliklere taşımışlardır.

İslam inkılâbına karşı oluş ya cehalet ya da Hased hastalığından kaynaklanmaktadır. Benzerini ortaya koyamayanlar, rahatsızlıklarını ortaya koyuyorlar. İslam dışı rejimleri İslam inkılâbından üstün görmeye çalışmanın başka nasıl izahı olabilir ki?  Hased hastalığının boyutlarına bakın ki, birçok İslamcı TV kanallarında Hz. Meryem, Ashabı Kehf ve Hz. Yusuf gibi filmleri bile izletmeye dayanamıyorlar. Amerikan kovboy filmlerini izletmekte mahsur görmeyenler Hz. Yusuf’u izletmekte mahsurlar görüyorlar.

Şiiliğe karşı bu Hased hastalığının zararları, bu hastalık sahiplerine zarar verecektir. Fazla zaman geçmeden göreceğiz ki bu hastalığı toplum tespit ederek gerekeni yapacaktır. Bugün taraftar toplayanlar, yarınlarda cehalet ve hasetleriyle baş başa kalacaklardır.

İslam dünyasında bu kadar intihar saldırısı ve terör olmasına karşın bir tane Şii’nin intihar saldırılarıyla bir tane Müslüman’ın kanına girmemiş olmasını insanlar anlamaya çalışmayacaklar mı?  Neden Şiiler bu terörist faaliyetlerde hiç rol almıyorlar diye sormayacak lar mı? Neden terör sonucu hep Şiiler öldürülüyorlar diye soracak durumda olmayacaklar mı?

3- Şiiliğin tüm Müslümanları hızlı bir şekilde etkileyeceği korkusu, Şiilere karşı düşmanlık nedenini oluşturuyor. Ehli Beyt’in yolunu öğrenen her Müslüman onların yolundan gitme gereği duymaktadır. Ehli Beyt mektebini araştırıp anlayarak ona gönül verilmesi beklenen bir durumdur. Genelde araştıranlar böyle bir seçim yapmışlardır.

Ehli Beyt mektebine karşı oluşun sırtından geçinenler, Şiiliğin anlaşılmasından korkmaktadırlar. Kendilerini ve cemaat önderlerini büyük göstermeye çalışanlar, Ehli Beyt imamlarının öğrenilmesini istememektedirler. Çünkü imamları azda olsa tanıyan bir kimse için büyük gösterilmeye çalışılan kimselerin gerçekte büyük olmadığı anlaşılacaktır.

Hz. Hüseyin’i anma programlarını eleştiren birçok cemaat önderlerinin açıklamalarını dinlemişizdir. Neden İmam Hüseyin’i anmaya tepki gösteriyorlar? İmam Hüseyin’i anmak birçok cemaatin meşruiyetini ortadan kaldırıyor. Kendi hitap ettikleri toplulukların; sizler neden İmam Hüseyin’den bahsetmediniz ve etmiyorsunuz sorgulaması karşısında ne diyeceklerini bilmiyorlar. İmam Hüseyin ve yakınlarının dilinden imamı anlatacak durumda olamayışları da onları sıkıntıya sokmaktadır. Ya iyi niyetli olarak yapılan yanlışlıklardan vazgeçecekler ya da saldırgan bir tavır takınacaklardır. Ama artık dünya değişti. Bu konulardaki hakikatleri anlama ve öğrenme süreçleri başlamıştır.

Kuran’ı ve Resulü Ekrem’i, Ehli Beyt imamlarıyla anlama yolunun gerek ve önemini İslam ümmeti her zamankinden daha iyi anlamaya başlamıştır. Bunun önüne ne İslam düşmanları nede bu konuda Müslümanların bilgisizliğinden istifade etmeye çalışan cemaat önderleri geçemeyeceklerdir. Ehli Beyt’in öğrenilmesi her tür engeli aşmayı beraberinde getirecektir. Kutlu bir geleceğe hazırlıkta en değerli uğraşıların belkide başında gelen uğraşı, Ehli Beyt’i anlamaya ve anlaşılmasına çalışmaktır.

Hüseyin TAŞ