6 Şubat 2012 - 20:30

Uluslararası İslami Mezhepleri Yakınlaştırma Kurumu Genel Sekreteri Ayetullah Muhammed Ali Tashiri’nin İstanbul’da Düzenlenen Peygamber’in (s.a.a) Kutlu Doğum Programına Göndermiş Olduğu Mesajın Tam Metni:

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hamd âlemlerin rabbine, salât ve selam enbiya ve resullerin efendisi Muhammed Mustafa’ya (s.a.a), O’nun tertemiz Ehlibeytine ve seçkin ashabına olsun.

Yüce Allah Tevbe Suresinin 128. Ayetinde şöyle buyurmaktadır:

“Andolsun, size içinizden, sizden öyle bir peygamber gelmiştir ki bir sıkıntıya düşmeniz pek ağır gelir ona, pek düşkündür size, müminleri esirger, rahimdir.”

Allah’ın selamı böylesine görkemli programa katılan siz çok kıymetli bacı ve kardeşlerimin üzerine olsun.

İlim, hikmet, tevhit, maneviyat münadisi, kardeşlik, vahdet, eşitlik adalet, irfan ve marifet peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a)  kutlu doğumunu, büyük İslam ümmetine, kardeş Türkiye halkına, düşünürlere; ilmi, kültürel ve siyasi şahsiyetlere ve bu görkemli toplantıda hazır bulunan resmi makamlara tebrik arz ederim.

İran İslam Cumhuriyeti Devleti ve milletinin, “Uluslararası İslami Mezhepleri Yakınlaştırma Kurumu”ndaki kardeş ve bacılarınızın selamlarını sunarım.

Bu büyük toplantıyı düzenleyenlere, özellikle son vahiy elçisinin doğum yıldönümünü büyük bir heyecan ve şevkle kutlayan “Türkiye Ehlibeyt Âlimleri Derneği”nin değerli âlimlerine teşekkürlerimi bildirir, çalışmalarında başarılar dilerim.

İslam Peygamberi (s.a.a) öyle bir zamanda varlık âlemine adım attı ki, beşeriyeti; cehalet, küfür, putperestlik ve adaletsizlik çemberi sarmıştı. Güçlüler zayıflara zulmediyorlardı, Arap yarımadası halkı hurafelerin, sosyal geri kalmışlığın, ahlaki çöküntünün, ikiliğin, savaş ve kardeş kavgasının esiri olmuştu. İlimden, medeniyetten ve kültürden uzaktı, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek gibi kötü bir adet onların arasında revaçtaydı. Böyle bir durumda o Hazret dünyaya geldi ve Allah tarafından peygamberliğe seçildikten sonra, tevhid bayrağını açarak, insanlık için özgürlük, kurtuluş, adalet, erdem ve ahlaki değerlerin münadisi oldu. O, Hicaz’ın dağınık ve parçalanmış toplumuna vahdet bahşederek, insani ve ahlaki değer ve erdemlere, adalete, şefkate, muktedir dini bir hükumet ve Müslüman medeni bir toplum tesis etmeye, ilim, hikmet ve maneviyata önem vererek asırlarca gözleri kamaştıran büyük bir medeniyetin temelini attı. Bu büyük manevi medeniyetin eserleri her yerde, ezcümle güzel İstanbul şehrinde hala ihtişam ve tazeliğini korumaktadır.

İlahi vahiy ve ihlâslı Müslümanların yardımıyla kendi asrında zalimane güç dengesini tarihin mazlum ve mahrumlarının lehine altüst ederek, güçlü Sasani ve eski Yunan devletlerinin dağılmasıyla vahiy ülkesini dünyanın en güçlü devleti haline getirdi. Bu şekilde İslam’ın insanları bütün ferdi, toplumsal, siyasi, bilimsel ve kültürel alanlarda yönetme gücünü ispat etti. O Hazretin Müslümanların iman kardeşliğine, vahdete, ümmetin manevi bağlılığına ayrıca gayri Müslimlerle insani usullere riayete dayalı ilişkilere önem vermesi, İslami toplumun iktidarının güvencesi idi.

Müslümanların İslami değer ve esaslardan uzaklaşması, milli ve mezhebi ikilik ve dağınıklık, aralarındaki siyasi ve ekonomik rekabetler yavaş yavaş güçlerini azalttı ve geri kalmışlığın, zulmün ve sömürgeciliğin esiri oldular. Böylelikle milletler nezdindeki değerli konumlarını kaybedip türlü iç ve dış tezat ve meydan okumalara tutuldular.

Geçmiş iki üç asır, İslam ümmetinin geçirdiği karanlık ve teessüf verici dönemlerdendir. Bugün İslam dünyasının düşünürlerinin ve âlimlerinin yol göstermeleriyle, İslam ümmeti dini değerlerinin farkına varmış, kadın erkek genç nesil İslam’a yönelmişlerdir. İslami uyanış dalgası tüm dünyayı, özellikle kuzey Afrika’yı ve Ortadoğu Arap bölgelerini kapsamıştır. Atanmış, satılmış ve makam düşkünü yöneticiler birbiri ardına iktidarlarından indirilmiştir.

Bu uyanış ve heyecan perspektifi, İslam ümmetine parlak ve ümit verici bir geleceği müjdelemektedir. Allah’ın izni ile İslam Peygamber’inin büyük ümmeti, Kur’an ve sünnetin emirlerine amel sayesinde, geçmiş azametini yeniden kazanır.

Müslümanlar yeniden adaletin, kardeşliğin, vahdetin, bağlılığın, insani ve manevi bir medeniyetin kurucuları olur. Yegâne ve güçlü bir ümmet meydana getirerek, asrısaadetteki nebevi toplumun hatırasını, içinde bulunduğumuz asrın gereklilikleriyle uygun şekilde canlandırır. Şurası kesindir ki, aziz İslam dini, bulunduğumuz asırda insanlığı adalete, barışa ve yüce insani değerlere yönlendirecek kapasiteye sahiptir.

Ümit ederim ki her zaman dindarlığıyla öne çıkmış, İslam’a ve onun cihanşümul, insani, manevi ve ebedi değerlerine bağlılık göstermiş büyük Türk milleti, ümmetin İslami kimliğini savunmada ve dini değerlere amelde öncü milletlerden olur.

Bu büyük milletin birbirlerine bağlılığı, dünyanın birçok yerinde uyanıp ayağa kalkmış Müslümanları himayesi, ırk, dil, renk ve mezhep gözetmeksizin bütün kardeş ve bacılarıyla imani bağları, büyük Türk milletinin davranışında belirgin olan İslami vahdetin ve mezheplerin yakınlaşmasının göstergesidir.

Türk milletinin dini değerlere imanı ve sağlam itikadı, İslami hükümlere muhkem bağlılıkları ve tarih boyunca Müslümanları savunmadaki sebatı, örnek gösterilmeye değer bir gerçektir. Bu yabancılar karşısında ümmetin İslami kimliğini korumada, parlak geleceklerinin garantörüdür.

İnanıyorum ki Türk ve İran halkının bu mukaddes güzergâhtaki birbirlerine bağlılıkları, büyük tarihi misyonlarını ifa etmede onlara yardımcı olacaktır. Allah da onların sürekli destekçisi olacaktır. Her iki halkta bulunan Allah’ın ipine sarılma, O’na tevekkül, son Peygamber’e, Ehlibeytine ve seçkin ashabına sevgi hasletleri, kulluk yolundaki müdavim çabaları ve dini usulleri icraları, İslami ve insani değerlerin hâkimiyet yolunu arındıracak ve İslam ümmetinin iftiharını beraberinde getirecektir.

Bir kez daha hatemul enbiya Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) kutlu doğumunu ve bu kutlu doğumla kesişen İmam Humeyni (r.a) önderliğinde gerçekleşen görkemli İran İslam İnkılâbının yıldönümünü; İslam ümmetine, Türkiye ve İran’ın kardeş devlet ve halkına, özellikle bu ihtişamlı toplantıda bulunan kardeş ve bacılara samimi duygularla tebrik eder, İran’daki kardeş ve bacılarınızın selamını arz ederim.

 Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh.

Uluslararası İslami Mezhepleri Takrip Kurumu Genel Sekreteri

 Muhammed Ali Tashiri