22 Mart 2012 - 06:59

Ayetullah uzma Vahit Horasani, kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevapta İnsana ulaşan her bağışın yüce Allah’ın izniyle olduğundan Ehlibeyt'e tevessül etmenin tevhidin ta kendisi olduğunu belirtti.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Ayetullah uzma Vahit Horasani, Şiilerin Ehlibeyt’e (a.s) tevessül ederek hacetlerini onlardan istemelerinin “her şeyin Allah’ın elinde olduğu” ilkesine ters düştüğüne dair kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapta şunları söyledi: Tevessül konusu İslam kültüründe çok derin bahislerin olduğu bir konudur. Konunun aydınlanması için bir çok bahislerin açıklanması gerekmektedir. Ancak burada kısaca birkaç noktaya değineceğiz: Eğer Şia, Ehlibeyt’e tevessül ederek onlardan bir şeyler talep ediyorsa bunun nedeni; İmamların Allah’ın hücceti ve yüce Allah’la kulları arasında vesile ve vasıta olmalarındandır. Onlardan bize ulaşan her şey Allah Teâlâ’nın izni ve onun lütfü gereğidir. Allah Teâlâ, Maide Suresi 35. Ayette şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın…” yüce Allah bizden istek ve dileklerimiz için vesile ve vasıta karar kılmamızı istemektedir. En üstün vesile ve vasıta Allah Teâlâ’nın hüccet karar kıldığı ve en üstün yakınlık derecesinde oturttuğu ve Allah Teâlâ’ya mahlukları arasında en yakın olan kişileredir. Dolayısıyla “tevessül dua”sında Ehlibeyt’i (a.s) Allah katında kendimiz için şafi karar kılarak onların vasıtasıyla Allah Teâlâ’ya yüz çevirmekteyiz.”

Ayetullah Horasani, - resmi sitesinde dini-itikadi sorular bölümünde de yer alan- bu sorunun yanıtının devamında şöyle buyurmakta: “Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinden de büyük ilahi enbiyaların Allah Teâlâ’nın izniyle insanların hacetlerini yerine getirdikleri ve yine Allah Teâlâ’nın izniyle insanların yapamayacakları şeyleri yaptıkları anlaşılmaktadır. Bu konu şirk olmamakla birlikte, bilakis tevhidin ta kendisidir. Çünkü bu işlerin tamamı ilahi izinle gerçekleştirilmekte ve onun emriyle olmaktadır.  

Bundan dolayı Kur’an- Kerim’de Al-i İmran Suresi 49. Ayette Hz. İsa’nın diliyle şöyle buyrulmuştur:

اَنّٖى اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّٖينِ كَهَيْپَةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ فٖيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ والْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِ

“Size çamurdan kuş biçiminde bir kuş yaratır, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim…”

Acaba Hz. İsa’nın (a.s) buradaki sözünden dolayı onu şirkle itham edebilir miyiz?

Kur’an-ı Kerim’in nassı gereği Hz. İsa (a.s) ölüleri Allah Teâlâ’nın izniyle diriltiyorsa ve bu şirk sayılmıyorsa, bu tür şeylerin Peygamberin vasileri ve Allah’ın evliyaları tarafından yapılması da şirk değildir ve tevhidin ta kendisidir.