Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İslam’ın özü olan Ehlibeyt (onlara selam olsun) mektebinin bayraktarlığını yapan İran İslam cumhuriyeti ve onun paralelinde hareket eden Hizbullah’a karşı düşmanlıkta Kafirleri bile geride bırakan bazı sözde İslamcılar gün geçmiyor ki bu düşmanlıklarını gün yüzüne vurmasın. Neredeyse her gün Şii itikadı diye iftiralarla dolu yazılar yayınlayarak insanların aklını bulandırmaktalar. Genel olarak Şiileri, İran ve Hizbullah’ı karalamak için attıkları iftiralar şu kabildendir: “Şiiler, sahabelere söverler”, “Şiiler halifeleri sevmezler”, “Şiiler, Ömer, Ebu Bekir, Osman, Ayşe’ye dil uzatırlar”, “Şiiler, Hz. Ali’ye taparlar”, “Şiiler, cennetle müjdelenen sahabelere hakaret ederler”, “Şiiler, muta nikahı altında zinayı savunurlar”, “Şiiler, takiye yaparlar”, “Şiiler, Sünnileri kafir bilirler”, “İran, Şiiliği yaymakta”, “İran’ın İslam derdi yoktur, tam tersi Şiilik derdi vardır”, “İran, fars milliyetçiliği yapmakta”, “İran, ülkede yaşayan Türkleri ezmekte onlara haklarını vermemekte”, “İran, Kürtleri katletmekte”, “İran, PKK’ya yardım etmekte”, “İran, doğalgazı Türkiye’ye pahalıya satmakta”, “İran, Azerbaycan yerine Ermenilere yardım etmekte”, “İran, her zaman Müslümanları arkadan vurmuştur”, “İran, hiçbir zaman kafirlerle savaşmamıştır”, “ İran, Osmanlı haçlılarla savaştığı zaman onu arkasından vurmuştur”, “İran, Amerika ve İsrail’le perde arkasında gerçekte dosttur !!”, “İran, Amerika ve İsrail’le işbirliği yaparak Sünnileri ortadan kaldırmak istemektedir”, “İran, Suriye’ye alevi olduğu için yardım etmektedir”, “Hizbullah İsrail’le danışıklı savaşmaktadır”, “Hizbullah, Suriye’de gerçek yüzünü gösterdi”, “Suriye’de öldürülen Sünnilerin bir çoğunu İran ve Hizbullah öldürdü” daha bunun gibi akla hayale gelmeyen yalan, iftira, töhmet ve karalama yazılar.
Amerikancı bu sözde Müslümanlar Hizbullah ve Şia karşıtı kişilerin yazılarını yayınlayarak veya bu kişilerle röportajlar yaparak bu düşmanlıklarını onların vasıtasıyla insanlara aktarmaktadırlar. Sadet Laçiner’in “Arabistan, Ürdün… gibi ülkeler Şiiler hakkında böyle diyor” diyerek kendi görüşünü çaktırmadan kurnazca insanlara aktardığı gibi bir yol izlemektedirler. Bunun en son örneği dün yaşandı. Fethullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen Şia ve İran karşıtı “timeturk” sitesi Hizbullah’ın ilk lideri Şeyh Subhi Tufeyli ile bir röportaj yaptı. Şeyh Tufeyli, Hizbullah’tan kovulduktan sonra Hizbullah ve İran karşıtı söylemeleriyle İran’da İmam Hamaney’e karşı söylemeleriyle ön plana çıkan Ayetullah Munteziri’ye benzerliğiyle tanınmaktadır.
Şeyh Subhi Tufeyli, Lübnan direniş hareketi Hizbullah’ın ilk genel sekreteridir. Ancak Arap milliyetçiliği inancı ve kendisinde oluşan bazı itikadi ve düşünsel sapmalardan dolayı bir süre sonra Hizbullah genel sekreterliğinden atılmış ve Hizbullah’tan tüm ilişiği kesilmiştir. Daha sonra İran’daki Hüseyin Ali Munteziri ile benzer bir yazgıya duçar olmuştur. Güç peşinde koşması, basiretsizliği Hizbullah’a olan kinini arttırmış ve Hizbullah’ı desteklediği ve her türlü desteği verdiği için İran İslam Cumhuriyetine karşı da düşmanlığını doruk noktasına çıkarmıştır.
Hizbullah’tan kovulduktan sonra, Hizbullah’a karşı en acımasızca eleştirilerde bulunan Tufeyli, ayrıca her zaman imam Musa Sadr’la bir çok ihtilaf yaşamış ve her zaman onu kötülemeye çalışmıştır. Şeyh Subhi Tufeyli, Hizbullah grubu arasında “Hizbullah’ın Muntezirisi” diye anılmaktadır. Bilindiği gibi İmam Humeyni şanlı kıyamını gerçekleştirip İran İslam Cumhuriyetini kurduktan sonra “Meclis-i Hobrigan”; “Uzmanlar Meclisi” Ayetullah Munteziri’yi İmam Humeyni’den sonraki veliyi fakih olarak atamış, ancak bu makama seçildikten sonra onun bu makama layık olmadığı defalarca kanıtlandıktan sonra makamından azledilmişti. Munteziri, azledildikten sonra İran İslam Cumhuriyetine en ağır ithamlarda bulunmuş ve çoğu zaman Amerika ve İsrail’in sözcülüğüne kadar gidecek açıklamalarda bulunarak İslam devriminin en ağır muhalifi olmuştu. Amerika ve İsrail yanlıları defalarca onun açıklama ve söyleşilerinin yayınlayarak onun üzerinden İran’a saldırmaktaydılar. Ayetullah Münteziri, yaptığı açıklamalarla defalarca halk arasında kargaşa çıkarmış ve İran’da iç karışıklıklara neden olmuştur. Munteziri’nin, bu tutumuna rağmen İran İslam Cumhuriyeti onu hiçbir zaman yargılamamış özgürce faaliyetlerinde bulunmuştur. Münteziri, ömrünün sonuna kadar bu düşüncelerinden vazgeçmemiş her fırsatta nizama ve Ayetullah Hamaney’e dil uzatmıştır. Bütün bunlara rağmen öldüğünde Ayetullah İmam Hamaney onun hakkında bir başsağlığı mesajı yayınlamıştır.