16 Mayıs 2012 - 03:57

İslam Peygamber'inin (sav) sevgili kızı Hz. Fatıma Zehra'nın (as) mübarek veladet yıl dönümünde, İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei çeşitli halk kesimlerini kabul etti.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bu kutlu veladeti aynı zamanda, İmam Humeyni'nin doğum yıl dönümünü kutlarken, Hz. Fatıma'nın (as) yaşamının çeşitli kesimleri ve boyutlarını toplum için fazilet örneği olduğunu belirterek, tüm toplum ve özellikle kadınları muahhar Ehlibeyt’in maneviyatla dolu fazilet yolunu izlemeye davet etti. İslam inkılabı rehberi meşrutiyet döneminden İslam inkılabının zaferine kadar süreçteki kadınların istikrara karşı mücadelesine değinerek; batıda, kadınların sosyal görevlerini yerine getirmek için hicaptan vazgeçmesinin propaganda edilmesine karşı İranlı kadınların tam tesettürlü olarak çeşitli eğitim, sosyal ve siyasi görevlerini yerine getirdiğini belirtti. Ayetullah Hamenei hicabın kadına kişilik ve metanet kazandırdığını belirterek, kadınların iffetinin, onlar için onur kaynağı olduğu kendilerine değer kazandırdığı ve kadınlara toplumda saygı duyulmasına sebep olduğunu söyledi.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'nın, Bağlantısızlar Hareketi topluluğu dışişleri bakanları oturumuna katılmak üzere Mısır'ın Şermuşşeyh kentine gitmesi; gelecek eylül ayında Tahran'ın Bağlantısızlar Hareketi topluluğu konferansına ev sahipliği yapacağının belirtilmesi; İran ve UAEA'nın Viyana oturumu, Fransa eski başbakanının Tahran ziyareti, ayrıca Filistin seçilmiş hükümeti Başbakanı Ahmet Ayvaz'ın İran'a gelmesi geçtiğimiz hafta İran'ın önemli gelişmelerinin başında yer aldı. İran dışişleri bakanlığı sözcüsü, terörist münafıklar grubunun Amerikan terör listesinden çıkarılmasının incelendiğine dair bazı haberlere tepki olarak, bu hareketin batının söz konusu terör grubu ile ilgili tutumunu daha açık bir şekilde gözler önüne serdiğini belirtti.

Mihmanperest Irak yetkilileri ve halkını söz konusu terör grubunu kendi topraklarından ihraç etmeye çalıştıklarına işaretle, onların İran'ın komşu ülkelerinde konuşlanmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Ramin Mihmanperest haftalık basın toplantısında; terör grubu münafıklar üyelerinin muhtemelen Azerbaycan cumhuriyetinde iskan etmelerine ilişkin, İran'ın bu konuya ciddi tepki göstereceğini, komşu ülkelerden bu konuda hassas olmaları ve böyle bir eylem ile İran ile olan iyi ilişkilerini zedelememelerini istedi. 400 yerli ve yabancı bilim adamının katılmasıyla İran'ın Erdebil eyaletinde düzenlenen "Cihanşümul İslam Risalet'i" konferansı İran'ın Kuzey batısında yer alan Erdebil şehrinde çalışmasına başladı. Konferansa İran'dan çok sayıdan bilginin yanı sıra Türkiye, Almanya, Afganistan, Pakistan, Irak, Endonezya, Rusya, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Kum Camia tül-Mustafa toplumundan 140 kişi katıldı.

İslam dünyasında dayanışma, başta Kafkaslar bölgesi olmak üzere dünya gelişmelerinde İslam rolünün açıklanması, sosyal özgürlükler, dini ilişkiler ve İslam'ın evrensel öğretileri, bu konferansın eksen konularını oluşturdu. UNESCO bölgesel büro temsilcisi, İran'da Şeyh Bahai festivalinin düzenlenmesini, İran'ın bilimin yaygınlaşması alanındaki iyi girişimlerinden olduğunu belirtti. Perta Virtanyan İsfahan’daki Şeyh Bahai Teknoloji Festivalinin açılışında yaptığı konuşmada, söz konusu festivalin, bilim ve teknolojinin yaygınlaşmasında İran'ın olumlu girişimlerinden olduğunu söyledi. UNESCO temsilcisi ayrıca, söz konusu festivalin bu büyük Müslüman bilgininin adı altında düzenlenmesi için İran’a teşekkür ederek, Şeyh Bahai'yi anmakla yaratıcılık kültürü, yenilikçilik ve teknolojinin yaygınlaşacağını belirtti. BMT Irak özel temsilcisi Martin Kubler geçtiğimiz hafta İranlı yetkililer ile Irak gelişmelerini ele aldı. Kubler BMT’nın Irak’ta istikrar ve güvenliğin sağlanması ve sorunların giderilmesi ile ilgili bir rapor sunarken, İran İslam Cumhuriyeti’nin bu ülkede huzur ve dayanışmanın sağlanması ve güçlenmesi sürecindeki rolünün çok önemli olduğunu söyledi.

İran İslam Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Mustafa Muhammed Neccar Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat'ta düzenlenen ‘İslam Dünyasında Sığınmacılar’ başlıklı uluslararası toplantıda İran’da sığınmacılara verilen eğitim, sağlık ve meslek hazırlığı hizmetlerine işaretle, uluslararası gözlemcilerin belirttiği üzere İran’da sığınmacıların yaşam seviyesi dünyanın üstün kesiminde bulunduğunu belirtti. Neccar, son 30 yılda bölgede yaşanan çeşitli çatışmalar ve olayların, milyonlarca sığınmacının güvenli bir yer bulmak için başta İran olmak üzere komşu ülke topraklarına girmesine sebep olduğunu, Tahran’ın ise İslam’ın yüce değerleri uyarınca milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaparak onları ağırladığını belirtti. Cuma günü düzenlenen toplantıya katılan Neccar, İran İslam Cumhuriyeti’nin sığınmacılara yaptığı misafirperverlik ve cömertliği nedeni ile bazı zaman dilimlerinde İran’da 4 milyonu aşkın sığınmacının barınmasına ve böylece İran’ın da dünyada en fazla sığınmacı kabul eden ülke konumuna gelmesine sebep olduğunu söyledi. Hali hazırda, İran’da yaklaşık bir milyon Afgan ve Iraklı sığınmacı barınmakta. Tabi ki bu sayıda sığınmacının İran’da bulunması ağır ekonomik, sosyal, siyasi ve güvenlik sorumluluğuna sebep oluyor. İran İslam Cumhuriyeti, Cenevre konvansiyonunda da vurgulanan ‘gönüllü geri dönmek’ konusunu, sürdürülebilir bir çözüm yolu olarak desteklemekte ve sığınmacıların kendi topraklarına geri dönmeleri için uluslararası toplumun gereken sorumluluğu üstlenmesi, hizmetler sunması ve şartları oluşturmasını istedi.

Geçtiğimiz hafta İslami İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad, bakanlar kurulu toplantılarını çeşitli kentlerde düzenlemesinin yeni turunda İran’ın doğu eyaletlerinden Horasan Rezevi'ye yapmış olduğu incelemelerde halk ile bir araya geldi. Ahmedinejad bu görüşmede yaptığı konuşmada ülke içi konurları açıklarken sultacı güçleri eleştirip Amerika'nın terörizm ile mücadele bahanesi ile Afganistan'a saldırarak halkı katliam ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı, Siyonist ırkçı rejimin cinayet kâr olduğunu ve Filistin topraklarını işgal ederek korkunç ve insanlık dışı cinayetlerini sürdürdüğünü söyledi. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ayrıca, İslam cumhuriyeti düşmanlarının tüm kötü davranışlarındaki hedefin İran halkının ilerlemesini engellemek olduğunu belirtti ve 'Eğer batılılar İran halkı ile zorbaca lisan ile konuşmakla İran halkının ilerlemesini engelleyebileceklerini düşünüyorlarsa, tamamen yanılgı içindeler' dedi.

Geçen hafta Afganistan'daki bazı medya çevreleri İran'ın kabil büyükelçisinin Afganistan dışişleri bakanlığına çağırıldığına dair bazı haberler yayınlarken bazı düşmanlar da, iki ülke ilişkilerini bozmaya ve tefrika oluşturmaya çalıştırlar. İran İslam cumhuriyeti Kabil Büyükelçisi Ebulfazl Zohrevand yaptığı açıklamada, Kabil-Washington stratejik anlaşması ile ilgili yapmış olduğu yoruma bazı Afgan yetkililerin tepkisi konusunda bazı medya çevrelerinin yorumunun yanlış olduğunu belirterek, bazı iç ve dış akımların yaygara koparmakla iki ülkenin ilişkilerini zedelemeye çalıştıklarını söyledi. Zohrevand ayrıca, Afganistan Senato Meclis Başkanı ile yapmış olduğu görüşmede söz konusu stratejik anlaşma konusunun ele alındığını, anlaşmanın ardından muhtemelen yaşanacak olan süreçten İran İslam Cumhuriyetinin kaygılarının açıklandığını da sözlerine ekledi. İran İslam Cumhuriyetinin Kabil Büyükelçisi ayrıca; Amerika'nın Afganistan'da daimi üs kurmasının aralarında İran İslam Cumhuriyetinin de bulunduğu bölgenin güvenlik düzeyini de etkileyeceğini ifade ederek, son zamanlarda Amerika'ya ait insansız casusluk uçağının İran tarafından ele geçirildiğini, bunun ise Washington'un casusluk emellerinin göstergesi olduğunu söyledi. Yapılan görüşmede Afganistan Senato Meclisi Başkanı Fazıl Hadi Müslim yar da İran'ın Kabil büyükelçisine yönelik suçlamaları reddetti. Fazıl Hadi Müslim yar, Kabil basınında Mandegar gazetesine verdiği demeçte yapılan görüşmeye işaretle, Kabil-Washington stratejik anlaşmasının imzalanmamasına dair Zohrevand'ın bir iddiasının bulunmadığını, sadece Tahran'ın endişelerini açıkladığını ve anlaşmanın reddedilmesine binaen hiçbir isteğinin olmadığını söyledi.

İslami İran Dışişleri Bakanı Mısır'ın Şermuşşeyh kentinde düzenlenen Bağlantısızlar Hareketi toplantısında, uluslararası ilişkilerde Bağlantısızlar Hareketinin konumu ve rolüne değinerek, İran'ın gelecekte üstlenecek olan 3 yıllık başkanlık döneminde, bu hareketin BMT ardından ikinci uluslararası teşkilat olarak üyelerin faaliyetlerine yön vermekte etkili olmasını umut etti. İran İslam cumhuriyeti dışişleri bakanı Ali Ekber Salih'i, İran'ın, Bağlantısızlar Hareketi'nin bir üyesi olarak sultacı güçleri nefyetmesinin geçmişi nedeni ile, 2009 yılında Hareketin 16. oturumunda İran'ın başkanlığının onaylandığını söyledi. İran İslam Cumhuriyeti, Bağlantısızlar Hareketine üyeliğinin ilk başından itibaren Hareketin hedeflerini gerçekleştirmeye çalıştı. Bağlantısızlar hareketi zirve toplantısının Tahran'da düzenlenecek olması ve gelecek 3 yılda İran'ın başkan olarak faaliyet yapması ise, Tahran'ın kendi düşünce ve projelerini ilgili toplantılarda gündeme getirmesi için uluslararası bir fırsat oluşturuyor. İran her zaman Bağlantısızlar Hareketi Nam'ın, uluslararası düzende adaletsizlikle mücadele ve sultancıları nefyetmeye yönelik hedeflerini gerçekleştirmeye ve bu süreçte rol alamaya çalıştı. Salih'i Bağlantısızlar Hareketi'nin başta, ülkelerin içişlerine müdahale edilmemesi, kaderlerin belirlenme hakkına saygı duyulması, özgürlükçülük ve tüm halk kesimlerinin yaşamın nimetlerinden yararlanması gibi temel ilkelerine işaretle; 120 üye ülkenin bir araya toplanmasının, Hareketin uluslararası değerleri ve insanlık toplumunun karşısında bulunan en önemli sorunları için çare bulmanın, Bağlantısızlar hareketin uluslararası alandaki önemini daha da belirginleştirdiğini ifade etti.

İran ve UAEA pazartesinden itibaren yeni tur müzakerelerine başladılar. Söz konusu görüşmelerin İran ve 5+1'in yaklaşık bir hafta sonra Bağdat'ta geçekleşecek olan ikinci tur görüşmeleri eşiğinde yapılması, uzmanlar tarafından önemli olarak değerlendirilmekte. Viyana görüşmeleri her iki taraf için büyük önem taşıyor zira bu görüşmede Tahran ve UAEA işbirliğinin önemli teknik ve hukuki konularını ele alınacak, ayrıca bu görüşmeler Bağdat oturumu için atmosfer oluşturacaktır. Bu yüzden siyasi baskıların azalması, görüşmelerin sürecini etkileyecek yapıcı faktörlerden biridir. İran'ın tüm barışçıl nükleer faaliyetleri UAEA'nın denetimi ile gerçekleşmekte; ayrıca İran bir NPT üyesi olarak uluslararası haklarından yararlanması gerekiyor. Şüphesiz her görüşme de ülkelerin haklarına saygı çerçevesinde gerçekleşmeli. Bu yüzden Tahran, 5+1'in ortak konular çerçevesinde İran ile görüşme masasına geri dönme kararını olumlu karşıladı; fakat her zaman İran'ın NPT anlaşmasının haklarından yararlanması gerektiğine vurgu yapmıştır. İran İslam cumhuriyetinin UAEA temsilcisi Ali Asgar Sultaniye, Viyana'da nükleer silahların yayılmasını engelleyen anlaşmasının gözden geçirilmesi konferansının ön hazırlık toplantısında yaptığı konuşmada, nükleer silahların modernleştirilmesi veya benzer silahların üretilmesini yasaklayan yasanın bir an önce onaylanmasını istedi. Sultaniye ayrıca; nükleer silahlara sahip ülkelerin, nükleer silahların sayısını azaltmaya gitmesinin, söz konusu silahların tamamen yok olmasının yerini almaması gerektiğini vurguladı.

Her halükârda İran temsilcileri ve UAEA yetkilileri arasındaki görüşmelerin konusu karşılıklı işbirliği ile ilgilidir; İran UAEA üyesi olarak şimdiye kadar taahhütlerine bağlı kalıp, UAEA ile en fazla işbirliğinde bulunarak haklarından yararlanmak istiyor; UAEA ise barışçı nükleer çalışmalarda teknik konularda üyelere yardımda bulunması gerekiyor. Doğal olarak bu işbirliği karşılıklı beklentileri de doğuruyor ve bazı müphem konular da ortaya çıkabilir. İran her zaman UAEA yetkilileri ile müzakereye hazır olduğunu belirtmiştir. 5 yıl önce İran ve UAEA'nın üzerine anlaştığı modalitede İran, taahhütlerini yerine getirip, UAEA'nın sorularını cevaplarken, mevcut müphem konulara açıklık getirdi. Fakat UAEA taahhütlerini yerine getirmeyip İran dosyasını doğal sürecinden saptırdı. İran, NPT'yi imzalayan bir ülke olarak anlaşmanın önemli maddelerine uyulmamasından taşıdığı kaygıları belirtirken, nükleer silah sahiplerini bu silahları yok etmekten kaçınmalarının gerektiğini ve bunun ise belirli bir takvim çerçevesinde yapılmasını vurguluyor. Nükleer silahların yayılmasının engellenmesi ise NPT'nin en önemli eksenlerinden biridir, fakat bazı ülkelerin girişimleri bu anlaşmanın tam ihlali sayılır, bu yüzden kamuoyuna cevap vermeleri gerekir. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Said Celili, bu bağlamda Pazar günü Fransa Eski Başbakanı Michael Rocard ile yaptığı görüşmede, İran'ın mantıklı tutumuna işaretle bazı Avrupalı yetkililere uyarıda bulunup İran'a karşı yapıcı olmayan iddialardan kaçınmalarını istedi. Celili İran'a karşı baskıların artmasının faydasız olduğunu belirterek, 5+1'in gelecek görüşmelerde İran halkının güveninin kazanması gerektiğini vurguladı. Michael Rocard da Bağdat'ta yapılacak olan görüşmelerin olumlu geçmesinin aralarında Fransa'nın da bulunduğu birçok ülkenin yararına olacağını belirtti. Gözlemcilere göre Tahran ve UAEA arasındaki işbirliği, kesinlikle Bağdat görüşmelerini etkileyecektir zira İran sahip olduğu hakları kullanacak ve bu haklardan asla geri adım atmayacaktır. İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ise İran'ın taahhütlerine bağlı olduğunu vurgularken sahip olduğu hakları da kullanmak istediğini söyledi ve başka kişilerin sözlerinin ise İran halkının haklarını etkileyemeyeceğini sözlerine ekledi.