22 Mayıs 2012 - 19:30

Sabah, güneş ışıklarına merhaba demeden, içimize “hop” deyip oturuveriyor umutsuzluk. Hangi yana dönsek, nereye baksak, kime gitsek umutsuzluk kabuğunu kırıp dışarıya çıkamıyor. Gözlerimizde biriken, yorgunluğun, yolsuzluğun veya çektiğimiz çilenin adı mıdır bu bilemiyorum? Ne zaman karanlıkta kalan bir yerimize gün ışığı,umut taşımaya kalksak,bağrımızda kopan umutların külleri mevsimi ikiye bölüyor adeta. Bir yanımızın döküldüğünü anlamakta gecikmiyoruz o zaman. Ve umudu tekrar demlemeye devam...

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Aslında çevremize o kadar seyyar Kabeler kurulmuş ki; insanlar rahatlıkla her yana dönebiliyorlar.Verilen sözler çoktan yalan denizine akıvermiş zamane insanının.Ve insani ilişki dediğimiz ne varsa,ne zaman uğrayacak diye beklerken,çok renklilik,açılım derken renksizleştirildiğimizin farkına varamıyoruz.Ya da”biz mi süreci kavrayamadan, kendimizi olumsuz düşünme seline  kaptırdık.”  Diye düşünmeden de edemiyorum.Veya mutlu olmaya müsait değiliz.Kendimizi anlatabilecek ortak bir dilimiz,anlayışımız,inancımız kalmadı sanırım.

Bu gömülüş ve kayboluş genel olarak tüm insanlarımızda görülse de özellikle biz Alevilerde daha hızlı bir şekilde devam ediyor.Doğal olmayan,yapay bir sürecin olumsuzluklarını yaşıyor,vicdanlarımızın aldatılmasına göz yumuyoruz.Bu olumsuzluklar karşısında gözlerimiz göremez,dillerimiz konuşamaz olduğu aşikardır.Halbuki,ne büyük açılımların gölgesinde boy göstermiş,yemekler yemiş,gazetelere demeçler vermişlerdi bizim Alevi aydınlarımız.Ne kadar da çok istekleri vardı hükümetten.Alevi dernekleri birbirleriyle yarışır duruma gelmiş,temsil edilme,etme babından.İşte bu büyük açılım devam ediyor mu?Hangi aşamada?Habersizim.Bildiğim tek şey Alevi vakıflarının hizmette yarıştığıdır.Bir Alevi vakfı dedeler toplantısı yaparken, diğeri Seyitler toplantısı düzenlemekte,bir diğeri dede yetiştirme telaşında.Ya da politik arenada,Alevilerin Kemalist mi?Marksist mi?olmaları tartışılıp Alevilere kaç beden gömleği giydireceklerinin hesaplarını  yapadursun bizim önderlerimiz,süreç kendiliğinden açılımlara doğru yelken almış durumda.

Gündemin belirsizliği, bir denizin sonsuzluğu gibi uzanıyor yaşamımızda .Oysa inancımıza bulaşmış kötü kokuları yok etmede nedense yüreğimiz tedirginleşiyor.İnancımızı doğru anlatamamanın acizliğiyle,elimize bulaşan kirleri yüzümüze sürüyoruz.Aslında kimsenin de umurunda değil.Bazıları hala yanağına konan öpücüğün “niçin” ini  bile anlamış durumda değilken,bazıları kendilerini pazarlamanın mutluluğuyla kirlendikçe kirleniyorlar.Oysa bu durumu içine sindiremeyen samimi,dürüst ve inançlı Alevilerin yapabilecekleri çok sınırlıdır.Kuşatılan,gerçek çizgilerinden dışarıya taşırılan Alevilik, yüreklere bir gök boşluğu gibi indirilmiş,inançlarının üstü ideolojik,felsefi,siyaset ve inkarcılıkla sıvanmıştır adeta. Kısaca Alisiz –mektepsiz-imamsız bırakılarak ,belirsiz duruma yani bu güne gelmişiz.

Oysa bizim özlediğimiz ,beklediğimiz Alevilik Alisiz olmamalıydı.Kur-an’sız,Ehl-i Beytsiz olmamalıydı.Aleviliği öğreneceğimiz kaynaklar,bizi mektebimize ulaştıracak,İmamlarımıza ulaştırabilecek kaynaklar olmalıydı.Hasretimiz,umudumuz yüreklerimizin bu ilahi yola ulaşacağı günün ümidiyle çarpmasıdır.

Rıza BAKIRLI