13 Haziran 2012 - 05:02

Doğrusu Suriye meselesinde bizden ne istendiğini anlamış değilim. Siyasi rejimi desteklemiyoruz, değişmesini kesinlikle istiyoruz, hem de -kendi hesabıma- dün bugün değil tam 30 yıldır. Hak ve özgürlükler konusunda, milli iradenin sandık yoluyla özgürce tecellisi mevzuunda kendi ülkemizde de, başka ülkeler için de 30 yıldır sözle, yazıyla, sokakta eylemle mücadele verdik, vermeye devam ediyoruz. 2011'den bu yana devam eden silahlı isyan sırasında akan masumların kanı arasında asla tercih yapmıyoruz. İster rejimi desteklesin, ister muhalifleri desteklesin, kim olursa olsun akan her masumun kanı bizim damarlarımızdan akıyor. Akan kanın hemen şimdi durmasını istiyoruz. Zaten bu nedenle silahlı isyanın hemen şimdi durması gerektiğini aylardır söylüyoruz. Çünkü silahlı isyan kurşun sıktıkça güvenlik güçleri de kurşun sıkıyor ve bu kurşunlar mutlaka bir masumun canını alıyor.

Türkiye'de 50 bin can almış güvenlik siyasetine 30 yıldır itiraz ederken ve bu itirazın bedelini 20 yıla yakın hapisle ödemenin eşiğine gelmişken Suriye'deki güvenlik siyasetine nasıl destek olabilirim?!

Peki Suriye meselesinde bizden ne isteniyor?

Silahlı isyana destek mi? Hayır! Emperyalistlerin topyekün operasyonunda Suud ve Katar parasıyla sahada tetikçilik yapan silahlı kişi veya gruplara asla, tek kelimeyle bile destek olmayacağız.

Silahlı isyanın medya yalanlarına mı destek olmalıyız? Asla ve kat'a! Batılı ülkelerde veya saltanat rejimlerinde üretilmiş hiçbir medyatik yalanın taşıyıcısı olmayacağız.

Suriye rejiminin yabancı güçlerin darbesiyle yıkılıp yerine İstanbul'daki bir avuç maceracının hükümet olmasına mı destek vermeliyiz? Asla, zihnar! Bütün derdi iktidar olan İstanbul konseyinin iktidar hırsıyla bulaştığı karanlık, kirli, şaibeli serüvenine destek mahiyetinde ağzımızdan bir tek harf bile çıkmayacak.

NATO'nun Suriye'yi istila etmesine mi destek olmalıyız?! Hâşâ ve kella! Allah zalimler şebekesine destek anlamına gelecek en küçük bir sürçmeyi bile son nefesimize kadar bizden uzak tutsun.

Deniyor ki, "Esad rejimi kan döküyor, sessiz mi kalalım?" Hayır kalmayalım. Nasıl ki yıllarca Türkiye'deki güvenlik siyasetine karşı çıktıysak Suriye'de de güvenlik politikasına itiraz edelim, masumlara zarar verenlerin yargılanmasını talep edelim. Teröristin kuralsızlığına kuralsız karşılık veren güvenlik güçlerinin ve sivil milislerin mutlaka derdest edilmesini isteyelim. Ama bunu istemek için NATO'nun Suriye'yi istila operasyonuna neden nefer yazılalım?

Suriye meselesinde önümüzde sadece iki seçenek mi var? Ya güvenlik politikalarına destek ya da NATO'nun kampanyasına katılma seçeneklerinden birine mecbur muyuz? Asla değiliz! NATO kampanyasına bir harf tekrarıyla bile olsa katılan, içinden bunu geçiren, gönlü NATO'ya kayan imanını kaybeder, bu işin hiç şakası yoktur! NATO'dan ve kampanyasından kesinlikle uzak duracağız. Suriye yönetiminin güvenlik politikalarından da uzak duracağız. Terörizmle terör yöntemleriyle mücadele edilmeyeceğini bıkmadan tekrarlayacağız.

Suriye'de siyasi rejimde reforma inanmış ve bunun için mücadele veren barışçı siyasetler bizim müttefiğimizdir. Yabancı güçlerin himaye, vesayet ve darbesiyle iktidar değişimine itiraz eden ve Suriye halkının özgür iradesiyle hükümet kurulmasını isteyen siyasi odaklara sonuna kadar destek vereceğiz.

Merak ettiğimiz şudur: Batılı emperyalistlerin ve doğu saltanatlarının Suriye'de istila, işgal ve darbeyle iktidar değiştirmek için el, söz, gönül ve iş birliği yaptığı bir sırada ve bu emel küresel ve yerel medyalarda gümbür gümbür dile getiriliyorken, bu operasyonun cümlelerini söylemekten başka bir işe akılları ermeyenler, farklı sözü söyleyen bizim gibi bir avuç insandan ne istiyor? Kendileri topyekün NATO kampanyasına katıldılar diye biz de mi katılacağız? Bunu asla yapmayacağımızı aylardır söylüyoruz.

Batılı emperyalistlerin ve doğulu saltanatların zulüm kampanyalarına nefer olanlar, neden herkesin kendileri gibi olmasını istiyor? Öyle olmadığını görünce de küfür, hakaret, yalan, itham, iftira ve baskıyla mukabelede bulunuyor?

Hem biz NATO kampanyasına katılmıyoruz diye bu kampanya yürümüyor mu? Engel nedir? Bizim bir sözümüz mü koskoca kampanyaya mani oluyor? Birlikte hareket ettikleri o medyalar, iktidarlar, devletler, Türkiye'de elini kolunu sallayıp dolaşan silahlı gruplar, konseyler, kamplar, fonlar, destekler, istihbarat faaliyetleri... bütün bunlara rağmen bizim bir tek sözümüz mü Suriye'yi istila kampanyasına engel çıkarıyor da var güçleriyle üzerimize çullanıyorlar?

Üç beş kişinin sosyal medya ortamlarında yazdığı birkaç cümleyle böylesine ürkütücü, devasa, görkemli bir kampanya nasıl tökezleyebilir? Nedir korkulan, endişe edilen?

Bizim buralarda dile getirdiğimiz görüşlerimiz kendi imanımızın temiz kalması için tarihe, akıbete, ahirete kayıt düşmekten başka ne işe yarar ki!