Gazeteci Hüsnü Mahalli'nin, El Ahbariye El Tunusiye internet sitesinde çıkan MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın öldürüldüğüne dair haberi twitter'da paylaşmasının ardından medya Mahalli'yi ajanlıkla suçlandı. Bunun üzerine çıkan haber ve yorumlarda Suriye kökenli olması ısrarla vurgulanan Mahalli'nin ne ajanlığı kaldı ne de yalancılığı. Ancak Mahalli köşesinden verdiği cevapta, haberin doğruluğuna zaten itimat etmediğini, haberi Arap basınında çok konuşulduğu için gazeteci refleksiyle paylaştığını yazdı.
Haber Hürriyet gazetesinde ve Medyasavar adlı haber sitesinde yer buldu. Medyasavar haberi şöyle verdi:
Suriye kökenli gazeteci Hüsnü Mahalli’nin Arap haber sitelerine dayandırarak ortaya attığı bir iddia sosyal medyayı karıştırdı. Arap sitelerinde yer alan, Müsteşar Hakan Fidan’ın İstanbul’daki evinde ölü bulunduğu haberi üzerine gözler MİT’e çevrildi. AA muhabirine bilgi veren MİT yetkilileri, haberlerin kasıtlı ve gerçek dışı olduğunu belirtti. Müsteşar Fidan’ın halen Ankara’da ve görevinin başında bulunduğunu dile getiren yetkililer, iddianın gerçeklerle örtüşmediğini ve bu tür haberlere itibar edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Bunun üzerine AKP milletvekili Şamil Tayyar da twitter'da şöyle yazdı: "MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı aradım, Ankara Yenimahalle'deki odasında. Gece 02.00'de eve gitmiş. Esad'ın ajanına duyrulur."
Yaşanan gelişmelerden sonra suçlamalara köşesinden cevap veren Mahalli, haberin kendisine ait olmadığını, Arap basınında nelerin konuşulduğunu aktarmak için bir paylaşımda bulunduğunu ancak kendisinin Suriye kökenli olduğunun ısrarla vurgulanarak ajanlıkla suçlandığını ve tüm bunları zavallıca davranışlar olarak gördüğünü belirten bir yazı yazdı. Mahalli yazısında ilgili haberi neden paylaştığını şöyle ifade etti:
Cuma sabahı Beyrut'tan meslektaşım Gassan Bin Ciddo (Sayın Başbakan ve çevresi onu çok iyi tanır) aradı ve 'Bazı Arap haber sitelerinde MİT Başkanı'nın öldürüldüğü haberi var' deyip fikrimi sordu. Ben de 'Bu tümüyle palavra. Böyle bir olay olsaydı Türkiye'de hemen duyulur çünkü burası Arap ülkesi değil' dedim.
Daha sonra haberi veren sitelere göz attıktan sonra bir gazetecilik refleksi ve hükümetin bu haberi duyması amacıyla twitter'da 'Bazı Arap internet sitelerine göre MİT Başkanı Hakan Fidan öldürülmüş. Çok ilginç!' diye yazdım.
Ardından medyanın hızla ajanlık suçlamalarına yöneldiğini belirten ve gelişmeleri sıralayan Mahalli medyanın bu düşmanlık dolu refleksine karşı şu soruları sordu:
1-Haber benim olmadığına göre balon neden benim olsun?
2-Diyelim ki bu haberi herhangi bir meslektaşımız görüp haber yapmış olsaydı o zaman o da mı 'ajan' olacaktı?
3-Israrla Suriye kökenli olduğuma dikkat çeken gazete acaba bu ülkede milyonların da farklı kökenlere bağlı olduğunu neden unutuyor. Gazete ve başkaları benim Türkiyeli bir gazeteci olduğumu acaba neden hep göz ardı ediyor?
4-Haberde 'Suriyeli gazetecinin balonu' diye başlık atan gazete, haberin içinde iddianın kaynağı olan Tunuslu bir internet sitesinden alıntı yapmaktadır. Yani iddiayı ben değil, o gazete ortaya atmaktadır.
5-Benim haberi yayma gerekçesiyle ilgili olarak 'ileri sürülmektedir' diyen gazete, ileri süreni bir kez olsun dürüstçe davranıp açıklayabilirdi.
Medyada şovenizm, savaş çığırtkanlığı ve hezeyan
Olayı haberleştiren Türkiye medyasının üslubu her zamanki gibi şovenizm ve savaş çığırtkanlığıyla doluydu. AKP iktidarının sesi haline gelen medyanın, Türkiye'nin Suriyeli muhaliflere silah ve mühimmat verdiği, CIA ajanlarının Hatay'da cirit attığı, Türkiye'de konaklayan muhalefetin sık sık sınırı geçip operasyon ve terör eylemlerinde bulunduğu ve bunlar gibi daha bir çok haberi göz ardı ettiği biliniyor.
Bulduğu her fırsatta savaş çığırtkanlığı yapan Türkiye medyasının Şam'da meydana gelen patlamalardan sonra nasıl sevinç çığlıkları attığı soL'da yer almıştı.
Suriye'de yaşanan olaylarla ilişkili gelişmeleri, haberin kaynağına bakmadan ve doğru yanlış ayırt etmeden medyanın her fırsatta AKP iktidarının düşmanca politikalarını meşrulaştırmaya çalıştığı da biliniyor.
Medya şovenizm ve savaş kışkırtıcılığı için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.
Tüm bunların dışında, muhalif seslere tahammülü olmayan iktidarla aynı dili konuşan medya, ne kadar kendini Türkiyeli bir gazeteci olarak tanımlasa dahi Hüsnü Mahalli'nin Suriye asıllı oluşunu ajanlık imalarıyla birlikte vurguluyor. Hüsnü Mahalli bu şovenist tutuma karşı haklı olarak bu ülkede farklı kökenden milyonlarca insanın yaşadığını hatırlatıyor ama ne gam, AKP iktidarının tam boy destekçisi haline gelen medyada şovenizm, yanlı habercilik ve savaş kışkırtıcılığı sürecek gibi görünüyor.