Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hayret etmemek elde değil, bir film gösterime giriyor, dünya Müslümanlarının tamamını aşağılayan bu filme tepkiler yükselince, bir panik havasıdır almış başını gidiyor.
Filmin yayımlanması, ezelden beri İslam’a düşman olan bir güruhun, düşmanlığını artık gizleme gereği duymamasındandır. Bu nabız yoklamak, tepkimizi ölçmektir. Ve tepkimizin sadece filmi yapan değil, ona bu fırsatı veren,ülkesinde gösterilmesine izin verenler tarafından da ölçülmesidir.
Filmi finans edenlerin ricası üzerine bizi yönetenler de bu haklı tepkileri azaltmak adına açıklama yaparak, düşmanın bir dahaki hakaret ve saldırısına zemin hazırlamaktadırlar. Sürekli sağduyu çağrısı yaparak bir dahaki hakaret ve aşağılamanın önünü açmaktan başka ne işe yarar bu çağrılar, anlamak mümkün değil.
İnsanları sağduyuya davet etmek güzel bir davranış, fakat! Sizin sağduyu çağrısı yapmanız şu anlama geliyor bana göre. Bizlere, siz durun, yerinizde oturun, onlar tek taraflı öldüre dursun, hakarete, aşağılamaya devam etsin. Siz yine susun, aman onlardan ölen de olmasın. Demekten başka bir şey değil.
Mazlum Müslümanların “liderleri” düşmanla birlikte savunmaya geçeceğine bizlerle birlikte hareket etmeli aslında. Bu tepkilerin anlamı Müslümanlara yapılan zulme artık bir son verilmesidir. Mazlumlar artık bunu istiyor.Yeter artık aşağılanmayalım, kanımız dökülmesin diyor.
İslam düşmanları Müslümanlara saldırınca ses çıkarmayan “dindarlar”! Müslümanlar tepki verince düşmanla beraber savunmaya geçmemeli. Taziye mesajı yayımlamamalı, sadece ölen 3 Amerikalı için ciğerler yanmamalı. Bizim işlerimizi yoluna koyduklarını iddia edenlerin kendilerinin bir şey yapmaması yetmezmiş gibi, çıkan sesleri susturmamalı. Sağduyu çağrısı yapanlar konuşacaklarsa sözleri adil olmalı.
Şam’ın göbeğinde bomba patlatıp üs düzey Suriye askerleri öldürülünce zafer çığlığı atanlar, bu gün sadece 3 Amerikalının ölmesine neden bu kadar üzülüyorlar acaba? Safların belli olduğu bu dönemde kimin kime üzülmesi gerekir? Bazı açıklamalar var ki insana yok artık dedirtecek cinsten.
Sıkılmadan filmin Suriye’deki olayları örtbas etmek için gündeme getirildiğini söyleyenler bile var. İnsaf edin! Allah’tan korkun! Amerika’ya gösterilen tepkiye razı olmuyorsunuz anladık da en azından Suriye’de akıttığınız kan üzerinden hesap yapmayın, gösterilen tepkileri azaltmaya çalışmayın.
Müslümanların Amerika’ya karşı gösterdiği tepkiye sağduyu çağrısı yaparken, hem Müslümanlar için, hem de Suriye’de işlenen cinayetler için bir tarafı sorumlu tutan açıklamalardan başka, elle tutulur bir tek çözüm önerisi sunmuyorsunuz.
Günümüzde Müslümanları aşağılama cüreti Salman Rüşdi ile başladı. Sürekli bizden istenen sakin olun çağrıları yüzünden haddini bildiremediğimiz Rüşdi’nin sayesinde, artık bu aşağılanma bir gelenek haline geldi. Kimi zaman Hz Muhammed’in (s.a.a) karikatürleri çizildi. Kimi zaman kitabımız Kur'an törenle yakıldı. İnsanlığa Müslümanlara karşı işlenen tüm bu suçlardan sonra bizlere sağduyu çağrısı yapıldı. İyi de nereye kadar?!
Aslında biz tepkimizi az bile gösteriyoruz, bu cılız sayılacak tepkilere rağmen bizlere sağduyu çağrısı yapanlar samimi değiller, samimiyseler sağduyu çağrısı tek taraflı istenmemeli. “Hiçbir şey öldürmeyi ve saldırıyı haklı çıkarmaz”(mış.) diyorsunuz, Evet öyle olmalı. Söyleminiz güzel “hiçbir şey öldürmeyi ve saldırıyı haklı çıkarmaz.” Fakat bu sadece zalimi temsil eden temsilcinin öldürülmesiyle mi söylenmeli? Hayır!Bu söylediğiniz şey bir tarafı temsil etmemeli. Mazlumlar öldürülünce de zalimlere aynısı söylenmeli. En çok öldürülen tarafın mensuplarını öldürenler içinde sağduyu istenmeli. Soruyoruz! Coğrafyamızda öldürülen milyonlarca masum, hangi haklı gerekçeyle öldürüldü? Hangi gerekçeyle saldırdılar, öldürdüler, yaktılar yıktılar,bölgemizi kan gölüne çevirdiler? Sahi Kimyasal silah var diye saldırmışlardı değil mi? O zaman iddia ettikleri kimyasal silah için saldırıp viraneye çevirdikleri ülkelerde buldukları kimyasal silahlar nerede? Bulamadılar. Bulamadılar da cinayetlerinden vaz mı geçtiler? Hayır geçmediler. Kimse onlara sağduyu çağrısı yapmadığından cinayetlerine 3 er değil, 100 er 100 er devam ediyorlar.
HÜSEYİN TUGAY