Hürriyet gazetesinde Cansu Çamlıbel’e verdiği mülakatta kendisine yöneltilen “Amerikanın taşeronu olduğunuza dair eleştirilere” bakışının sorulduğu soruya “hayır kardeşim, ben Amerikanın taşeronu değilim” diye cevap vermiyor, veremiyor.
Diyor ki;
“Ben herkes tarafından takdir edilmeyi beklemiyorum. Aksine demokrasinin gereği eleştirilmeyi çok doğal ve çok sağlıklı buluyorum.”
Mübarek adam! Sana soruluyor ki, “Amerikanın taşeronu musun?” sen diyorsun ki, “eleştiriyi çok doğal buluyorum!”
Yahu net cevap versene! “Hayır, ben Amerika’nın taşeronu değilim desene!” Neden bu “tehlikeli cümleyi kuramıyorsun?”
“Ben taşeron filan değilim demek çok mu zor?”
“Büyük dış politika dehası” Ahmet Davutoğlu’nu dinlerken aklımıza Osmanlıyı Tanzimat’a sürükleyen sürecin mimarı, dönemin Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa geliyor. Mustafa Reşit Paşa’ya da döneminde “İngiltere taşeronu” deniliyordu.
Gerisini yayına hazırlamakta olduğum ”Gâvurları çok severiz” adlı son kitap çalışmamdan aktarayım:
“Tanzimat Fermanı ilan edildiğinde padişah Abdülmecit henüz 16 yaşındaydı. Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa o kadar İngiliz yanlısı idi ki Osmanlıyı İngiltere hâkimiyetine sokmak için yapamayacağı bir şey yoktu. Londra’da elçilik yapmış, bu dönemde, dünya siyasetinin merkezi olan bu şehirde bağlı olduğu ülkeden çok İngiliz emperyalizminin amaçlarına göre politik strateji belirleme gibi çaba içine girmişti.
İngilizler Reşit Paşa’yı “Osmanlı’nın ayakta kalabilmesi ancak batı ile birlikte olmasına bağlıdır, batıcı reformlar yapmasına bağlıdır” düşüncesine öylesine inandırmışlardı ki, Reşit Paşa’nın hariciye nazırlığı dönemindeki tek politikası bu amaca hizmet etmek olmuştur. Mustafa Reşit Paşa, Londra’daki elçilik görevinden İstanbul’a dönerken 12 Ağustos 1839’da İngiliz Dışişleri Bakanı Palmertson’a bir rapor sunar. Rapor bir Osmanlı devleti görevlisinden çok, bir İngiliz istihbarat elemanı kimliği ile kaleme alınmıştır.
Reşit Paşa’nın raporunda şöyle denilmektedir:
“Osmanlı padişahının yaşça küçük oluşu dost güçlerin (batılı devletlerin) kendisine doğru yolu göstermesine imkân vermektedir.”
İlerde Osmanlı hariciyesini yönetecek olan diplomat, İngilizlere açık açık Osmanlı’nın ve padişahın nasıl ele geçirileceğini anlatıyor, “merak etmeyin, ben arkanızdayım! Ben sizin taşeronunuzum” diye de garanti veriyordu.
Attila İlhan, Mustafa Reşit Paşa ile ilgili şu ilginç bilgileri aktarır:
“Tanzimat hareketi ile ilgili olarak Fransız tarihçi Vizion’un bir saptaması var. Bu beni çok etkiledi. Sonra şeyi inceledim, Stratfork Kening diye Lord bir var. Bu adam o sırada İngiliz sefiri olarak bizim ülkemizde, yani İstanbul’da görev yapıyor. O adamın karısına yazdığı mektuplar var, o mektupları buldum. Onları kurcaladım. Reşit Paşa için şöyle bir şey söylüyor, diyor ki:
“Reşit Paşa ülkesinde giriştiği hareketin başarıya ulaşması için en gerekli niteliklerin birikiminden yoksundu. Türkiye’de güçlü bir reformcu olamayacak kadar az Türk’tü!”
Bu çok önemli bir tespit. Çünkü sefirin hayatını kurcaladığınız zaman birden görüyorsunuz ki, o zaman ki bizim Reşit Paşa, Batılılığa çok hevesli. Davranışlarını Batılı gibi yapan ve onların her dediğini ciddiye alan bir adam, böyle biri çıkıyor.
Şimdi o böyle diyor. Şimdi bunu saptayacak bir cümle var karısına yazdığı mektupta Lord Kening’in. 1853’te yazılmış bu mektup.
“Reşit’le sadrazam azledildi. -O zaman Reşit Dışişleri Bakanı-” O saat padişaha çıktım. Yeniden vazifelerinin başlarına getirildiler.”
Bu da İngiltere hükümetinin o zaman bizim yönetimimiz üzerindeki etkisini gösteriyor. İngiliz sefiri padişahla konuşuyor, azlettiği kişileri göreve aldırıyor. Tanzimat Fermanı’nda İngiliz elçisi Kening’in bir beyanatı tek satır: “Sultan Müslümanların din değiştirme hakkına sahip olduklarını açıkça ilan etmek zorundadır.”
Bu o zamanki büyük misyoner hareketinin başlangıcıdır. Bu hakkı verin, diyor. Sonra misyonerler gelecek her tarafı işgal edecek.” (Attila İlhan’la Sohbet, Muharrem Bayraktar, Asya Şafak Yayınları, sf. 24)
Azledilen Reşit Paşa’yı anında görevine döndürecek kadar Padişah üzerinde etkili olan Batı, Osmanlı’nın çöküşüne giden yolda onun gibileri kullanmaya devam etmiştir.
“Ben Amerikan taşeronu değilim” diyemeyen Ahmet Davutoğlu, bana Osmanlı’yı çöküşe götüren sürecin mimarlarından Mustafa Reşit Paşa’yı hatırlattı.
Size ne hatırlattı bilemem.
Muharrem Bayraktar
http://www.yenimesaj.com.tr/?artikel,12003023/buyuk-dahi-ahmet-davutoglu/muharrem-bayraktar