Zemzem'in kenarında fetva verir ayyaşlar
Sapır sapır düşerdi hakkı söyleyen başlar
Hilafet bahçesinde ağacı kurtlar sardı
Ebuzer'in sesinde acı bir feryat vardı
Fedek'te bağ-bozumu, Rebeze sürgün yurdu
Ebuzer yalnız öldü Ona çöl ağlıyordu
O çöllerin merd oğlu tek başına ümmet'ti
Her zaman doğru sözlü sadık-ı Muhammed'di
Velayetsiz bir İslam yirmibeş yılda çöktü
Zulüm Arş'a dayandı, sabır gözyaşı döktü
Kuran'ın hükümleri tersine yorumlandı
Hadis diyen insanlar kırbaçla cezalandı
O sakife kurtları dini enkaz bıraktı
Ve sonra o dönekler isyan ateşi yaktı
Cemel'deki ilk ateş acıyla söndürüldü
Döneklerin defteri o savaşta dürüldü
En azılı vampirler Şam'da tezgah kurmuştu
Yıllar yılı orada kan içip kudurmuştu
Şam’daki yeşil saray, şirkin yeni Kabe'si
Yazılmıştı orada yalanlar alfabesi
O dalalet sarayı zorba'nın karargahı
Orasıydı bin-türlü şeytanlığın dergahı
Büsbütün kötülükler orda tezgahlanırdı
Oradaki şeytana ahmaklar inanırdı
Şam zorbası o şeytan, İmama savaş açtı
Kanlı gömlek yalanı onun için araçtı
Yalan olduğu kadar gülünç bir bahaneyle
Korka korka savaştı en büyük efsaneyle
Korkak cellat Sıffin’da ne ocaklar söndürttü
Ammar gibi çok soylu bir mü'mini öldürttü
Malik'in gayretiyle tağutu korku sardı
O tağutun dilinde yalan şaşı bakardı
Sahifeler bağlandı mızrakların başına
Alem kurban olaydı Mevlam'ın gözyaşına
Basiretsiz dindarlar Mevlasını terk-etti
Bedir gibi önemli bir zaferi mahvetti
Kanlı savaştan sonra başladı bir mezalim
Acımazdı kimseye o zalim oğlu zalim
En kahpe anlayışla bir teröre başvurdu
Mü'minler vuruldukça neşesinden kudurdu
Nabıga'nın oğlunu kendine kardeş etti
Ona yakışan o'ydu o da bir melanet'ti
İnsanlık erdeminden bu mahrum yaratıklar
Muhammed İbn-i Bekr'in cesedini yaktılar
O müstesna şehidin irfan ve insanlığı
Meşhur idi mevlası İmama bağlılığı
Ali'nin Hak safında gerçek dava eri'ydi
Katilleri Şam’daki celladın askeriydi
Haddi hesabı yoktu işlenen cinayetin
Açılmıştı yakası her-türlü melanetin
Bazen kılıç bazen de zehirle iş gördüler
O muhteşem Malik'i kalleşçe öldürdüler
Malik gibi bir yiğit vakt'e sığmaz bir çağ'dı
Hiçbir şeyle sarsılmaz iman dolu bir dağ'dı
Onun şehadetiyle fatihler hüzünlendi
Koca Malik, Ali'nin La-Feta mülkünden'di
Vurgundu Ona gayret O, meydanlar güneşi
O, vefa menzilinde Ali'nin mert kardeşi
Rec'at vakti alınır Onun'da intikamı
Velayet gülşeninde bir başkadır makamı
Ehl-i Beyti izleyen takvada üstün erler
Uğradı suikasta dini bütün değerler
O yeşil puthanenin bin-bir yüzlü rahibi
Düşmandı Velayete, vahşi bir sırtlan gibi
Ali'nin adı geçse beynine kan çıkardı
Onun, galip arslana sonsuz bir kini vardı...
Bir sabah namaz vakti mahzun Kufe mescidi
Düştü aşk mihrabına seyyidlerin seyyidi
Ulaştı arzusuna gelmiş idi nihayet
Ömür boyu hasretle beklediği şehadet
O yanık sedasıyla semalar yankılandı
Muhammedi kanıyla yer ve gök çalkalandı
Ve Haccac adlı bir zalim halka musallat oldu
Yitik gülü arayan bülbüle vuslat oldu
Yüzyirmibin insanı işkenceyle doğradı
Ölüm ondan utanıp ölenlere ağladı
Kana susamış cani karayel gibi esti
Ali dostu Meysem'in o hakk dilini kesti...
Kumeyl'in hatırası bir dua'dır dillerde
Anılır güzel adı, aziz perşembeler'de
Kavuştu mevlasına vefalı sırdaş Kamber
O şehid bedeninden yayıldı misk-u anber
Gerçek bir direnişci Hucr'u Şam’a sürdüler
Ali'nin dostlarını tamamen öldürdüler...
Sürecek…
Ehlibeyt (a.s) Şairi Kerbelai Hüseyin Yalçın
ABNA.İR