Oğlunun tahtı için bir yiğitten korkardı
O yiğidin gözünde ne taht ne makam vardı
Ölümüne beş kala oğlunu ateşledi
Hüseyin’i ya öldür ya da biat al dedi...
Süklüm-büklüm bir halde zilletin elçileri
Bir teklif ilettiler sarstı O yiğit eri
Ayak altına attı o zillet teklifini
Allah aşkına kalktı yaşatmak için dini...
Ziynet verdi çöllere O fatiha gülleri
Kamaştırdı gözleri mest etti gönülleri
O mukaddes kıyamın kahraman habercisi
Kan kınalı Zeynep'ti O Fatıma incisi
Aşura sabahında tüm gözler uykusuzdu
Yiğitler suya değil şehadete susuzdu
Raz-u Niyaz-Dua'yla çıkılmıştı geceden
Toprak öpmüş alınlar parlıyordu secdeden
Mevlanın aşkı vardı O toprağın ıtrında
Mahmur olmuştu canlar-cananın aşk sırında
Meydana gitmek için Ashab yarış halinde
Berat aldılar o gün O Cennet mahallinde
Hüseynin bu Ashabı baştanbaşa iman'dı
O vefa incileri nur üstüne nurdan'dı
Işıl-ışıl parlayan şehadet gerdanlığı
Güzellerle süslendi,parlattı insanlığı...
O Neyneva çölünde tövbekar bir kahraman
Hür çıktı ilk sahneye, el verdi Ona iman
Dilaverle başladı kıyamın O safhası
Bağlandı pak alnına İmamın af levhası...
Ardından tüm güzeller bir inci sırasıyla
Dizildi gerdanlığa Hüseynin rızasıyla
Kerbela aşıkları ne destanlar yarattı
O gün çocuklar bile Haydarı hatırlattı
Zeynebin iki oğlu birer küçük efsane
Kılıçlar boydan uzun, vuruştular merdane
O goncalar doğrandı gençliğin baharında
Haydar asaleti var Onların damarında...
Aşura mazlumları O mübarek mekanda
Bekleşirken Mevlayı, ruhları bir-tek can'da
Şimr'in o sunak taşı kurbana matem tuttu
Kan ağlayan o hançer sanki kızıl yakut'tu
Boş dönmüştü Zülcenah gittiği son seferden
Kakülünde kutsal kan, haber verdi O YER'den
Yar'in düştüğü yerde kanlı bir tufan vardı
Zeyneb’in sırlı saçı O tufanla ağardı....
Şuheda bedenleri atlara çiğnetildi
Dörtbir-yana dağılan ahular inletildi
Binlerce azgın atlı Onlara hücum etti
O dehşetli manzara gerçekten kıyamet'ti
Yüz gösterdi esaret kıyametin peşinden
Kopamıyordu Zeynep O başsız kardeşinden
O katligah içinden Karivan yola düştü
Paramparça bedenler lime-lime düşmüştü....
Aheste geçti kervan kızıl-gül bahçesinden
İnliyordu tüm-mekan şeyda bülbül sesinden
İmam Zeynel'in boynu kızıl güle renk-oldu
Tavafa duran zincir kanlı bir çelenk oldu
O Peygamber kızları zincirlerle bağlandı
Zeynebin yanmış kalbi tekrar-tekrar dağlandı
Böyle cefa olmazdı nasıl reva gördüler
Rugayye'yi kamçıyla döverek götürdüler...
Kufede'ki hanımlar Zeyneb’i tanıyordu
Zeynep geçmiş yılları hüzünle anıyordu
Bir-kez yine gelmişti daha birkaç yıl önce
Hayret etmişti onlar O sultanı görünce
Çekti yüzünden tülü nur yaydı çevresine
İsmet bağının gülü, Arş kurban çehresine
Şimdi esir olarak o Kufeye gidiyor
Bu durum daha beter insanı kahrediyor...
Tanımaz bir haldeydi yüzü yaralı kan'da
Ağaran o saçları çökmüş omuzlarında
İhanetler diyarı Kufe çok duygusuzdu
Yetimlere kol-kanat günlerdir uykusuzdu...
İbn-i Ziyad soysuzu kibirli bir şeytan'dı
İblisin uğursuzu görünüşte insan'dı
Böbürlendi Zeynebe, güya o kazanmıştı
Hüseyni öldürtmekle dava bitti sanmıştı
Esirlerin içinden Zeynep kalktı Şir gibi
Kanlı zülfü dökülmüş omzuna zincir gibi
O, düşman karşısında amansız şuurluydu
Kalbi kırıktı lakin başı-dik gururluydu
Sildi ibn-i ziyad’ı cesur konuşmasıyla
Yalnız değildi Zeynep O mağrur edasıyla
Hüseyindi orada hem Ali-Fatımaydı
O tabutu oklanan Hasan ul Müctebaydı....
Zehir gibi sözlerle o zalimi kahretti...
Onun duruşu bile alçağa hakaretti
Orada Hanım Zeynep asalet sembolüydü
O kıyamın simgesi, risalet bülbülüydü
Övündü taa Uhud'tan amcası koç-Hamza'yla
Aşk mihrabında kurban babası Murtaza'yla
Gül-bağı Kerbela’da ne güzeller görmüştü
O yüce soylu Zeynep,soysuzu öldürmüştü....
Lanetlenmiş o sersem öfkesinden kudurdu
Pis elinde asayla kanlı dişlere vurdu
Namerd oğlu namerd'in davranışı çirkindi
Kanlı dudak-Kesik baş Mevlamız Hüseynin'di....
O esnada esirler bir vaveyla kopardı
Ya Hüseyn feryadından sanki zelzele vardı
Sabır ayeti Zeynep tahammülü ağlattı
Kahroldu Ebu-Leheb, Zeynep devrim yarattı....
Aşkolsun'ki Zehraya böyle bir kız doğurdu
Can kurban Murtazaya Onu aşkla yoğurdu
Kerbela musibeti dağladı gönülleri
Ağlattı gül-dalına O şeyda bülbülleri...
Ehlibeyt (a.s) Şairi Kerbelai Hüseyin Yalçın
ABNA.İR