Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Cem Vakfı'nın 17. kuruluş yılı Polat Renaissance Hotel'de yapılan etkinlikle kutlandı. Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan gecede bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Doğan Cem Vakfı'nın kuruluş amacını anlattığı gecede siyasilere de seslenerek yapılacak yeni Anayasada Alevilerin haklarıyla ilgili düzenlemelere yer verilmesini istedi. Prof. Dr. izzettin Doğan davette bulunan yaklaşık kırk parlamentere seslenerek: 'Dış güçlerin müdahale ettiği bir Alevi-Sünni çatışması çıkarsa bunu hiç bir güç durduramaz' diyerek uyarıda bulundu.
İşte Prof. Dr. izzettin Doğan'ın konuşmasının satır başları:
17 yıldır her gün konuşmamıza rağmen Alevilerin sorunlarının bir kısmını çözemedik. 17 yıldır söylediklerimizle Alevi vatandaşlarımız korku duvarını aştı. Sünni vatandaşlarımızda Alevileri tanımaya başladı. Aleviler nedir diye soracak olursak Alevi İslam inancanı taşıyan insanlar Orta Asya'da yaşayan göçebe kavimlerin İslamiyeti Hz. Muhammet'in ve Hz. Ali soyunun anladığı şekilde anlayan insanlardır. Orta Asya'daki büyük kuraklık burayı yaşanır olmaktan çıkardı. Bunun üzerine Aleviler kendilerine farklı bir yurt aradı. Malazgirt Savaşı'ndan seksen beş yıl önce yani 985'e doğru Anadolu yaylalarına vardıkları zaman gelip ilk konakladıkları yer Dersim'dir. Başlarında peygamber soyundan olduğu kabul edilen Ebul Vefa ve dostları Baba Mansur gibi değerleri insanların başını çektiği büyük aşiretler grubuyla gelip yerleştiler. Bu birinci göç dalgasıdır. Yaklaşık 200 Yıl sonra Moğol istilasıyla ve gelen baskılarla birlikte ikinci bir göç dalgası olmuştur. Bu sefer Nişabıl'ın boşalmaya başladığını görüyoruz. İkinci göç dalgası Orta Anadolu’ya yapılmıştır. Onların içinde de Mevlana vardır, Hacı Bektaş'ı Veli vardır. Onun için Doğu Anadolu'da kolay kolay Bektaşi'liği uygulamakta olan Aleviler'e fazla rastlamazsınız. Bunların İslam anlayışı neydi? Alevilik neydi? Aleviler Türk Kavimlerinin Hz. Muhammet soyunun Türklere sığınanlarının Kur'an-ı yorumlaması ve o yorumu müzik eşliğinde ifadeyi esas alarak benimsemiş kesimidir. Ne Araplar'da ne Acemler'de siz kadın ve erkeği birlikte ibadette göremezsiniz. Hele hele bir müzik aletini hiç göremezsiniz. Alevilik Osmanlı döneminde ise Trakya üzerinden Balkanlara kadar yayılmıştır. Müslümanlık hala Balkanlarda Alevilik Bektaşilik olarak yaşanmamaktadır. 1517'den sonra Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail'in taht kavgasından sonra ilk defa devletin dinini Hanefilik - Sünnilik olarak ifade etmesi sonrasından Anadoluda'ki Aleviler
Sünni'leştirilmek, Hristiyanlar'da Müslüman yapılmak istenmişti. Hatta Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi bu yönde bir fetva vermeyi reddediyor. Ondan sonra çıkan bütün fetvalarda Aleviliği kötülenmesi ve yakalandıklarında katledilmelerinin vacip olduğu fetvalar verildiğini görmekteyiz. Aleviler büyük kıyamlara uğradığı için siyasi otoritenin uzağında dağ başlarından yerleşim yerleri kurmuşlardır. Alevilerin bugün yüzde seksen beşi büyük şehirlere göç etmişlerdir.
Biz 17 yıl önce Cem Vakfı'na kurduğumuzda amacımız anlattığımız bu tarihi nedenlerden dolayı Aleviliği bu topluma tanıtmak bu toplumu Alevilerin varlığından haberdar etmek gibi bir rol edindik. İslam'ın sadece Arap versiyonu yok. Başka bir versiyonu var bu kesim yıllardır baskıya uğramıştır. Alevi yurttaşlar ikinci sınıf vatandaş durumuna düşürülmüşlerdir. İşte bu amaçla Cem Vakfı'nın kurduk. Bundan sonra tüm siyasi partilerle görüştük. Kendilerine sayıları 25 milyonu bulan hakları alınmış kırılmış insanları bu şekilde muhafaza ederlerse bunlar üzerinde oyun oynamaya hazır büyük güçlerinde pusuda beklediği anlatmaya gayret ettik. Büyük bir kısmı da bunları anladı. Önce cemevlerinin yapıma destek vermek suretiyle destek oldular. Koalisyon hükümetlerine teşekkür ediyorum buradan. Bize hayırlı bir iş yapıyorsunuz derken diğer taraftan başkan vakıfların kurulmasına maddi destek verdiler, teşvik ettiler. Alevileri bir araya getirmemek bölük pörçük tutmak koalisyonlar döneminin ve daha önceki dönemlerin şaşmaz ilkesiydi. Onun için Cem Vakfı'nın 17 yılda kat edeceği mesafe daha fazla olabilirdi. Ama asla yolumuzdan sapmadan barış içinde kalarak hukuk içinde sorunları çözme uğraşı veriyoruz. Suriye’de geçen olaylar, acı manzaralar insanların Alevi-Sünni diye ayrıştırılmaya çalışıldığı politikasının burada da belirleyici olduğunu görüyoruz. Yine aynı niyetle Büyük Orta Doğu Politikası’nı gerçekleştirmek için devletleri Şii - Sünni bloklarına ayırma politikasına ABD devam ediyor. Devletleri bloklaştırma politikası İsrail’le birlikte ABD’nin ortaya koyduğu bir oyundur. Bu 17 yıl içinde Türkiye’de Alevi-Sünni çatışmasını bırakınız gerçekleştirmek bir tek olayı dahi göstermek mümkün değildir, davulcu olayından başka. Sürgü’deki davulcu olayının bize gösterdiği bir davulcu bile Türkiye’nin altını üstüne getirecek bir vurguyu davuluna yapabilir. Zannedilmesin ki Alevilere hep vurulabilir, Aleviler hep kullanılabilinir ve Aleviler buna ses çıkarmaz. Sivas’ta Maraş’ta, Çorum’da bu denemeler yapılabilir ve Aleviler ses çıkarmaz. Ne İzzettin Doğan’ın neden başka bir ismin uluslararası güçler el attıktan sonra bu çatışmayı durdurmaya kimsenin gücü yetmez. Onun için herkes sorumluluklarını yüklenmeli. Alevi meselesi Alevilerin meselesi değildir. Sünni kardeşlerimizin de meselesi değildir. Aleviliğin Sünnilikle en ufak bir meselesi yoktur. Alevi yurttaşlar hep kendilerini koruma psikolojisi içinde olmuştur. Haksızlıklar son bulmalıdır. Dini, dili, ırkı mezhebi ne olursa olsun Anayasa’nın 10. Maddesinde ifade edildiği gibi kanunlar önünde eşit olmalıdır. Ama yetmiyor. Kanun önünde eşitlik değil kanunlar önünde eşitliğe başka bir ilkeyle takviye yapılmalıdır. Herkese eşit muamele yapılmalıdır. Bunların yöntemi tayin edilmelidir. Kırktan fazla parlamenterin burada bulunduğunu biliyorum yeni Anayasa hazırlanırken bunlar dikkate alınmalıdır. Ama siz devletin genel bütçesinden din hizmetleri için bir pay ayırıp o payın tek bir kuruşunu ne Caferilere, ne Musevilere ne Alevilere vermiyorsanız, her yıl en az 6 milyar doları sadece Sünni İslam anlayışının hizmetine veriyorsanız bu çok büyük bir haksızlıktır. Adaletin olmadığı ülkede mutsuz yaşamaya mahkûm olursunuz.