22 Şubat 2013 - 07:54

Diyorlar ki: Şialar, Kıyamet günündeki insanların hesaplarını İmamların soracağına inanmaktadırlar. Acaba bunun bir gerçekliği bulunmakta mıdır? Yoksa burada başka bir şey mi murat edilmiştir?

Cevap

İlk olarak: Kur’an açısından, kıyamet gününde hesap soracak olan Allah’tır. Kur’an bu konu hakkında şöyle buyurmaktadır:

{إِنَّ إِلَيْنا إِيابَهُمْ * ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنا حِسابَهُمْ}

“Şüphesiz onların dönüşleri bizedir. Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir. (Ğaşiye, 25 ve 26)”

Dolayısıyla, hiçbir Şia gece gündüz tilavet edip tefsirini okudukları bu muhkem ayet karşısında hiçbir zaman hesap ve kitabın Allah’tan başkasına ait olduğuna inanmamaktadır.

İkinci olarak: Kur’an-ı Kerim, Allah’ı amellerin kaydedicisi olarak tanıtmakta ve şöyle buyurmaktadır:

{إِنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ ما كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ}

“«Bu, yüzünüze karşı gerçeği söyleyen kitabımızdır. Çünkü biz, yaptıklarınızı kaydediyorduk.» (Casiye, 29)”

Başka bir ayette ise şöyle buyurmaktadır:

{سَنَكْتُبُ ما قالُوا وَ قَتْلَهُمُ الْأَنْبِياءَ بِغَيْرِ حَقٍّ}

“Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız... (Al-i İmran, 181)”

Ancak başka bir yerde ise şöyle buyurmaktadır:

{وَ إِنَّ عَلَيْكُمْ لَحافِظِينَ * كِراماً كاتِبِينَ * يَعْلَمُونَ ما تَفْعَلُونَ

“Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır; onlar, yapmakta olduklarınızı bilir. (İnfitar, 10 – 12)”

Bu iki ayet grubunun arasında asla bir çelişki yoktur, zira melekler Allah’ın emriyle kulların amellerini yazmaktadırlar. Dolayısıyla eğer bazı kulların hesapları ilahi evliyalara tevdi edilirse bunun anlamı onların muhasebe konusunda bağımsız oldukları değildir, bilakis bu Allah’ın onlara armağan ettiği bir makamdır. Çünkü gerçek ve hakiki hesap sorucu Allah’ın kendisidir.

İlahi veli kulların, hesap sormalarının başka bir anlamı daha vardır. o da şudur ki bazı ayetlerden istifade edilmektedir ki bu dünyada Allah, peygamber ve bazı mümin kulların bazı kulların gizli amellerinden haberdar olduklarıdır. Kur’an şöyle buyurmaktadır:

{وَ قُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللَّهُ عَمَلَكُمْ وَ رَسُولُهُ وَ الْمُؤْمِنُونَ}

“De ki: (Yapacağınızı) yapın! Amelinizi Allah da Resûlü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz… (Tövbe, 105)”

Bu ayetten Peygamber (s.a.a) ve bazı müminlerin Ahiret günü, insanların amellerine tanıklık edeceği anlaşılmaktadır. Ve gerçekte, amellere tanık olmak bir çeşit hesap sormak anlamına gelmektedir.

Dolayısıyla, Allah’a mahsus olan hesap sormak ile imamların kıyamet günü hazır bulunarak hesap görmeleri arasında en küçük bir ikilik yoktur. Önemli olan bu beyler, ne Hz. Peygamberi tanıdılar ne de imamları. Onlar, yaratılış gemisinin amiralleri olan güllerle (Peygamber ve İmamlar) sıradan insanları aynı kefeye koymaktadırlar. Onlara göre bunların ne gaipten haberleri var, ne de başkalarının amellerine şahittirler.

ABNA.İR