Türkiye’nin Suriye meselesindeki ironik sonunu çok önemli tespitlerle özetleyen Keyle'ye göre Erdoğan Türkiyesi, Suriye savaşında başından itibaren yanlış hesaplamalarda bulunduğu için cahilce gafil avlanmış ve hezimete uğramıştır. Sonuç olarak Suriye üzerinden yürütülen ve neredeyse sıcak savaşa dönüşecek olan bölgesel soğuk savaş, en nihayetinde Rusya lehine kapanmıştır artık. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur misali, Suriye’de batağa saplanan Amerika siyaseti, bunu erkenden görerek Türkiye gibi bir müttefiği de kaybetmemek için bir yandan hezimeti kabullenip Suriye’yi Rusya’ya bırakırken bölge hakimiyetine oynadığını hayal ve tevehhüm eden Türkiye’yi de küstürmemek için İsrail ile barışını sağlayarak “teselli ödül” yerine geçen ekonomik imtiyazlarla gönlünü alıp onure etmiştir.
Keyle’nin oldukça isabetli tespitlerine yer veren makalesini biraz ekleme yaparak toparlamam gerekirse, Amerikan emperyalizmine kapitalist anlamda en iyi hizmeti verecek olan Ilımlı İslamiyet’i Ortadoğu’ya getirmesi ve güçlü imajıyla örnek teşkil etmesi yolunda görücüye çıkarılan Türkiye’nin fakir ama radikal olan bu bölgenin halklarını etkileyerek ve hayran bırakarak Amerikan çıkarlarına hizmet etmesi için öncelikle ekonomik olarak güçlü olması gerekiyordu.
Türkiye’nin bu gerekli olan ekonomik gücü elde etmesi için öncelikle 2005 yılından beridir izlediği politika olan Ortadoğu’daki ticari atılımları şüphesiz Suriye üzerinden geçmekteydi. Çünkü Suriye, Türkiye’nin Körfeze açılan transit kapısıydı. 2006 yılında Suriye-Türkiye arasında imzalanan anlaşma ile Türkiye ve Suriye balayı başlamış oldu. Bundan güç alan Türkiye, bölgede yenilmez güç olarak görülen İsrail’e sataşmalarıyla bölgesel siyasi liderliğe oynayarak prim kazanmaya çalışmış, Suriye ve İsrail’i kendi aklınca emperyalist hedefine basamak yapmak istemişti. Lakin Suriye’de başlayan kriz bölgesel hesaplamalarını da altüst etmiş, bu krizden en güçlü ganimetçi olarak çıkmak için Suriyeli muhalifleri sonuna kadar desteklemiştir.
İşte bu ılımlı(!) Müslümancıkların zavallılığının doruğa çıktığı nokta, Amerika’nın günün birinde kendilerini sevebilme ihtimali olmuştur. İlahi doktrine kulağını tıkamış, Allah’ın tavsiyesini göz ardı ederek bir Kafir’den kendisini günün birinde gerçekten sevmesini ve desteklemesini beklemiştir. Ama tıpkı Körfez ülkeleri gibi Amerika tarafından güçlendirilen ve Amerika’nın gücünü arkasına alarak hiç yenilmeyeceğini düşünen Türkiye, Amerika’nın Türkiye kartının fiyaskoyla sonuçlanmasını gördüğü için çoktan B planına geçtiğini görememiştir. Amerika bu savaşın bittiğini aylar öncesinden görmüş ve Suriye’yi Rusya’ya bırakmıştır. Bölgesel hezimete uğrayan ve dolayısıyla hesapların değişmesi gerektiğine inanan Obama Türkiye’yi acil bir İsrail özrüyle avutmuş ve "liderlikte kaybeden aşkta ve parada kazanır" hesabıyla Türkiye’yi İsrail yatırımlarıyla ve gelecek olan petro dolarlarla avutmaya çalışmıştır.
Amerika dış işleri bakanı Kerry’nin Rusya ziyaretinden sonra Rusya dış işleri bakanı bir açıklama yaparak Suriye hükümetinin II. Cenevre Konferansına katılacağını duyurduğunda Suriye savaşında Amerika’nın yelkenleri indirerek B planına geçtiğinin ilk sinyallerini de aslında bize vermişti. Sonuç olarak Amerika simsarlığı Rusya lehine bitmiş, Türkiye bölgede İsrail kadar yalnızlaşmıştır. Gezi Parkı ile de iç siyasette de iflas eden hükümet, hem Amerika’nın hem de Arapların gözünde sınavda kalmıştır. Aslında bu iflas sadece Türkiye iflası değil, bütün uzlaşmacı Sünni hükümetlerin zavallı ve köle siyasetlerinin iflasıdır. Allah'ın kanunlarını Amerikan kanunlarına karşı üstün kılmaya çalışan ve Amerikan emperyalizmini bölgede her seferinde sekteye uğratan İran'a oynanan bu savaş, " Fethul Mubin" ile bitmiştir.
BETÜL HANZALA
KAYNAKLAR
http://www.aljazeera.net/opinions/pages/e0696710-3808-48fb-b243-422274cdf950