12 Temmuz 2013 - 15:55
Mursi’nin İslam Davasına Yaptığı Hizmetler!..

Bismillah, İslami uyanışın beşiği ülkelerden olan Mısır`da dikta lider Namübarek’in Mısır halkı tarafından devrilmesi ve akabinde yapılan seçimlerde Mursi’nin cumhurbaşkanı olarak seçilmesi özelde Filistinli Müslümanlar ve genelde siyasal İslam’a gönül vermiş Müslümanlar arasında sevindirici olmuştu. Namübarek iktidarında Mısır gibi bir ülkenin yıllarca Siyonistlerin ve emperyalistlerin çıkarlarını kollaması ve kaynaklarının onların her türlü hizmetine sunması Mısır halkı için büyük bir büyük zilletti. Stratejik özelliği, İslami kimliği ve medeniyetiyle ön plana çıkan Mısır`da halk kıyamıyla Siyonist dostu dikta rejimin devrilmesi ve Ihvan kökenli İslamcı Mursi’nin iktidara gelmesi haklı olarak İslamcılar açısından büyük beklentilerin oluşmasına neden olmuştu.

 

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD  ve batılılar tarafından Arap baharı yakıştırmasıyla asıl mahiyetinden uzaklaştırılmak ve çalınmak istenen Ortadoğu ve Kuzey Afrika`daki halk kıyamları asıl sınavını iktidara geldiği zaman veriyordu. Büyük İslam devrimini gerçekleştiren kadronun önde gelenlerinden ve engin tecrübe, feraset sahibi ve bilge bir kişilik olan İmam Hamanei defalarca iktidarı ele geçiren İslami kimlikli yöneticileri ve devrimleri gerçekleştiren halkları devrimlerinin bu şer güçleri tarafından çalınması ve amacından saptırılmasına yönelik hilelerine karşı ikazlarını tekrarlıyordu.

Bu uyarıların en çok yapıldığı yerde muhakkak kendine has İslami kimliği ve konumu sebebiyle  İslam inkılabının ileri gelenleriyle sıkı ilişkileri olan Ihvan-i Müslimin menşeli Mısırdaki islamcı kesimlerdi. Bilindiği gibi mazlum Filistin halkı Siyonist uşağı Namübarek zamanında büyük bir ambargoya ve insanlık dışı tedrice maruz bırakılıyordu. Mısırla sınır kapısı olan ve bir çoğu oradaki halkla akraba olan Filistinin mazlum halkı için Mursi’nin iktidara gelişi Gazzeliler için rahat bir nefes alacağı umuduyla bütün Müslümanlar için bir umut kaynağı olmuştu.

Acaba, Mursi Siyonistlere ve emperyalistlere karşı beklenen onurlu İslami duruşu gösterebildi mi? Müslümanlar arasında kardeşliğe ve birliğe hizmetleri oldu mu? İşte, Mursi’nin iktidarda olduğu sürede İslami dava için yaptığı icraatları!..

1-İsrail ve ABD ile Olan İlişkiler

Mursi, bırakın mazlum Gazze halkının imdadına yetişmeyi, Gazze kapısının Filistinlilere kapatılmasını sağlayarak mazlum halkın ilaç, gıda gibi en temel ihtiyaç malzemelerinin bile Gazze halkına ulaşmasına engel oldu. Gazze’nin can damarı olan tünellere su basılarak neredeyse tamamının kapatılması sağlandı. Ayrıca Müslüman halkların beklediği mısır halkı için utanç vesilesi olan ‘’Camp David’’ antlaşmasını iptal etmemesi bir tarafta Şimon Peres’e sevgili kardeşim diye  hitap ederek adete Siyonist İsrail ile aynı safta olduğunu dünya kamuoyuna deklare ediyordu. Mescidi Aksa'yı fiziken işgal etmeye ve bütün Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü önemli kutsal mekanına erişimi engellemeye çalışan İsrail Siyonist rejimiyle diplomatik bağları kesmeyen sözde İslamcı Mursi, devrimin akabinde kovulan korsan İsrail büyükelçisinin geri getirilmesini sağlayarak İsrail’e atadığı büyük elçisi de Şimon Peres ile kadeh dokundurmaktan geri kalmıyordu.

Oysaki onların önünde canlı büyük bir devrimin önderi örnek insan imam Humeyni vardı. İmam Humeyni'nin inkilabın akabinde ilk kararlarından birisi Tahran'daki İsrail büyükelçiliğini kapatarak Siyonist düşmanları İran'dan sınır dışı etmek ve o elçiliği Filistin halkına tesis etmekti. Allah’a tevekkülü kendine prensip seçen İmam Humeyni'nin İslami liderliği haklı ve zorunlu olanı, sonucu ne olursa olsun yaparken, Mursi’nin “İslami” liderliği ise sonuçlardan korktuğu için haklı ve zorunlu olanı yapmaktan uzak duraraktan neticede zillete düşmekten kendini kurtaramıyordu.

İmam Humeyni, her şeyi olduğu gibi söylerken Washington rejimini “Şeytan-i bozorg” (Büyük Şeytan) olarak tanımlarken lafı dolandırmadan konuşarak ilkeli duruşun ne olduğunu sözde İslamcılara fiilen gösteriyordu. Müslüman Kardeşler heyeti ise ABD'ye yaptıkları ziyarette Washington yönetimini ve önde gelen ekonomi çevrelerine iktidara gelmeleri durumunda iyi ilişkilerini sürdüreceklerine dair teminat verirken, Mursi de verdiği röportajda ABD'deki yıllarından ve Maymunlar Cehennemi filmi hakkındaki fikirlerinden bahsediyordu! Mursi’nin atadığı ve ihvana yakın bir isim olduğu söylenen bugünkü darbeyi yapan ABD eğitimli yeni Savunma Bakanı General Sisi, ABD'ye oldukça yakın bir isim ve bizzat Başkan Barack Obama'nın terörle mücadele konusundaki danışmanı John Brennan ile kişisel dostluğu olduğu ifade ediliyordu. Mısır ordusu ile yakın ilişkileri olan Washington yönetimi her yıl Mısır'a yaptığı 1.5 milyar dolarlık yardımı da herhalde  babasının hayrına yapmıyordur.

2-İslami Kesimle olan İlişkileri

Mursi’nin İslami kesimle olan ilişkileri maalesef İslami kaygılar, kardeşlik, vahdet temeline değil de mezhebi temele dayalı ve ötekileştirici bir anlayışa dayanıyordu. İktidarının ilk ziyaretini Suudi Arabistan`a yapan Mursi aslında iktidarının kıblesinin ne olduğunu gösteriyordu. Ama ne hikmetse Mursi’nin umut bağladığı ABD uşağı Suudilerin dolarları da iktidarda kalmasını sağlamayarak aksine devrilmesine sebep olan darbenin ordusunu ilk kutlayanı da Suudi diktası oluyordu.

İrandaki uluslararası büyük bir toplantıya Mısırı temsilen katılan ve İranlılar tarafından özel ilgi ve saygı gösterilen Mursi’nin söylemlerinde ümmetin kardeşliğinden, vahdetinden ziyade mezhebi argümanlar ön plana çıkıyordu. Hakeza Suriye meselesinde ABD’nin çizdiği yörüngede hareket eden Mursi Suriye devleti ile Mısırın bütün diplomatik ilişkilerini büyük bir kahramanlık gösterip (bu yiğitliği tabiî ki Siyonistlere gösteremedi!) tamamen kestiğini ilan ediyordu. Bununla hızını alamayan Mursi, Suriye rejimini ve Hizbullah’ı tehdit edip cihad ilan ederek  savaşa hazırlanmasıyla beraber kafa kesen ve ciğer yiyen vahşi canavarları destekleyip, vahabi ve el-kaide teröristleri umutlandırarak onlarla aynı cephede olmayı şeref görüyordu.

Mursi iktidarında Mısır`daki az sayıda olan Şiilere yaşama hakkının olmadığını haykırırken! resmi olarak ‘’Şiilikle mücadele’’ adı altındaki oluşumları destekleyerek kutlu!mezhepçilik bayrağını dalgalanıyordu. Mısır'da, tekfirci akımın büyüklerinin de hazır bulunduğu, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen sözde İslam alimlerinin katılımıyla  yapılan bir konferansta hazır olan Mursi’nin Şiilere alenen kafir denilerek alçakça yapılan sözlü saldırılara sessiz kalması ve onları onaylaması  neticesinde mezhep saldırganlığı zakkum meyvesini veriyordu. Bu toplantıdan 2 hafta sonra Mısırın ücra bir köyünde büyük İslam alimi Allame Hasan Şehate ve 3 arkadaşı ikibin kişilik azgın selefi kalabalığının balyozlar ve kazmalar getirerek evin duvarının bir bölümü yıkılarak  evde bulunan Şiiler  öldürene kadar linç ediliyorlardı.

Mursi’nin bu mezhepçi yaklaşımın arka planında ABD tarafından da desteklenen sözde Arap Baharı ülkelerinde “model” ülke adı altında “Ilımlı İslam” kimliğinde yola koyulan Türk modelinin uygulanabilirliğine yönelikti. İki kanka iktidar olan AKP hükümetinin ve Mursi’nin mezhepçi yaklaşımları tabiî ki tesadüfü olmayıp Ortadoğuya hakim kılınmak istenen bu projenin bir gereğiydi. Washington’un hesaplarına göre Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri, Mısır, Türkiye ve İsrail aynı cephede buluşacak, önce Suriye, peşinden Lübnan Hizbullah’ı sonrada İslami İran halledilecekti. Direniş cephesinin Sunni öğeleri bu mezhepçi yaklaşımla bu cepheden koparılacak ve Ortadoğu’da emperyalist projeler karşısındaki direnişçi Şii cephesi faktörü tarihe karışacak, ihvan-i Müslimin zihniyetindeki ‘’Ilımlı İslam’’egemenliğinde ABD ve İsrail dostu Sünni blok kurulacaktı.

Sözün özü; Mursi’nin tecrübesizliği, gururu, kibiri, yanlışlıkları ve dar görüşlülüğü Mısır devrimine zarar vererek, Mısır devrimcilerinin beklentilerini karşılayamadı. Neticede Mursi, ABD ve Siyonist karşıtlığından dolayı darbeye maruz kalmayıp beceriksizliğin ve mezhepçi yaklaşımın kurbanı oldu.

 Muhammedi Müslümanların İslami ilkelerine bağlı kalmayan, Amerika’ya ve batılı teşkilatlara bağlı cereyanlara yönelen Mursi sığ görüşü ve mezhepçi yaklaşımları neticesinde Suriye, İran ve Filistin konusundaki vazifesini doğru biçimde yerine getiremedi. Eğer, Mursi nebevi bir davranış sergileyip ABD ve korsan İsrail ile ilişkilerini kesmiş olsaydı, bugün Mısır halkı onu ve Müslüman Kardeşler hareketini desteklerdi. Bu noktada  İslam devrimi bunun en canlı örneğidir.

İslam inkılabının Irak savaşı, ekonomik kriz, yıkım ve yaptırımlar gibi Batı entrikaları karşısındaki, onurlu direnişi ve ilkeli siyaseti sayesinde hâlâ güçlü bir şekilde yoluna devam etmesi bu tezin doğruluğunu ispat etmektedir. Mursi’nin bu ötekileştirici ve mezhepçi yaklaşımı yönetmeye talip olduğu büyük bir ülkenin bir mahalle değil farklı inançtan, ideolojiden ve mezheplerden oluşan bir ülke olduğu gerçeğini kabul etmesine engel olmasıyla beraber büyük bir fırsatı kaçırmasına ve zilletle iktidarı kaybetmesine neden oldu.

MEHMET YETKİN