24 Temmuz 2013 - 13:05
Hizbullah’a Yönelik Küresel Saldırılar

Bismillah Siyonist İsrail’in gelecekteki muhtemel bir savaşta Beyrut’u bombalaması artık pek kolay olmayacaktır. Bugün hiçbir güç bedel ödemeden Lübnan direnişinin sahip olduğu gücü sayesinde Lübnan’a doğrudan saldırabilecek durumda değildir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Lübnan’da halkın direnişe verdiği destekle Lübnan ile İsrail arasındaki korku dengesi Lübnan halkı lehine caydırıcılığa dönüşmüştür. Bu denge, İsrail’in Lübnan’a yönelik bir saldırı başlatmadan önce bin defa düşünmesini ve detaylı hesaplar yapmasını sağlamıştır. Hizbullah'ın 33 günlük Lübnan savaşında Lübnan'ın varlığı ve müdafaası uğruna ifa ettiği rol sayesinde işgal rejimi İsrail'in yenilmezlik sürecine son verince Batılı ülkeler oldukça rahatsız ve tedirgin olmuşlardı.

2006 yılında Siyonist İsrail’e karşı kazanılan zaferle  ABD’nin ‘Yeni Ortadoğu Projesi’ni devre dışı bırakan Hizbullah; ekonomik yaptırımlar, iftiralar, suçlamalar gibi çok yönlü küresel çapta alçakça saldırılara maruz kalmaktadır. Bu saldırılar genel hatlarıyla olarak şu cephelerde yürütülmektedir.

1- Hizbullah’a askeri destek ile stratejik yardımları kesmek için ve direniş cephesinin ön cephesi ve Siyonist rejime karşı direnişin en önemli noktalarından olan  Suriye'de ABD, Fars Körfez ülkeleri, tekfirciler ve diğer bileşenleri  aracılığıyla  başlatılan küresel askeri saldırılar ile Suriye rejimini düşürmek veya zayıf bırakmak ve direnişe darbe vurmak amaçlanmaktadır. Lübnan Hizbullah’ı Kuseyr bölgesini “Siyonist- Selefi Vahhabi ve ÖSO'dan oluşan İttifakın işgalinden kurtarıp Lübnan ile Akdeniz’den tekfirci vahşi terör örgütlerine gönderilen askeri, silah ve lojistik destek yollarını kapatması, ve daha da önemlisi Suriye’deki Lübnan kökenli Şiilerin katliamını engellemesi bu şer güçlerini tabi ki memnun etmedi.

2-Hizbullah’ın ırkçı İsrail rejiminin bölgedeki işgal ve yayılmacı girişimine direnmekten vazgeçmemesi, teslim olmaması ve Filistin halkının Siyonist işgalci çetelere karşı verdiği kurtuluş mücadelesini desteklemesinden rahatsız olan  ABD ve Siyonist İsrail rejimi ile yerli işbirlikçileri Suudi Arabistan ve Katar batı yanlısı gruplar ve tekfircilerin aracılığıyla Lübnan'da mezhebi ve kavim temeline dayalı  komplolarını gerçekleştirmeye çalışarak Lübnan’ı kaosa sürükleyerek direnişe darbe vurmak istemektedirler. ABD, NATO ve AB ülkeleri Lübnan’ın Siyonist İsrail rejiminin hegemonyası altına girmesini planlamaktadır. Böyle bir durumda  Doğu Akdeniz’deki askeri, siyasi, enerji güç ve kaynaklarının ırkçı İsrail rejiminin tamamen tekeline girerek Akdeniz enerji kaynaklarını kolayca AB ülkelerine taşınıp yağmalayabileceklerini hesaplamaktadırlar.

3- Hizbullah direnişi, Siyonist İsrail karşısında Lübnan halkı, İslam dünyası ve bölge halklarınca kabul edilen meşru bir halk, direniş  hareketidir. Hizbullah'ın Siyonist rejim karşısındaki meşru direnişi İslam dünyası ve bölge halkı tarafından sürekli saygıyla karşılanması ve haklarının gönlünde taht kurmasından rahatsız olan bu şer güçler Hizbullah‘ın direnişçi kimliğinden dolayı küresel bir saldırıya maruz kalan Suriye halkına verdiği desteği mezhebi bir yaklaşım gibi göstermektedir. Medya alanında başlatılan yumuşak savaşla direnişe olan bu ilgi yok edilerek halkların nezdindeki itibarına darbe vurmak istenmektedir. Başta Arap medyası olmak üzere dünya genelinde  milyon dolarlar harcanarak,  yalan ve iftiraya dayalı yayınlar yapılarak müslüman halkların direnişten soğutulmaya çalışıldığı bilenen bir gerçektir.

4- Filistin halkına kan kusturan terörist İsrail rejiminin işgal sürecini askeri ve istihbarat ve mali açıdan destekleyen ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya,  Hollanda gibi sömürgeci ülkeler Hizbullah'ı sözde terör örgütleri listesine almışlardır. Lübnan Parlamentosu'nda sandalyesi bulunan legal bir siyasi parti olan Hizbullah'ı terör  örgütü listesi alma furyasına Siyonist uşağı ve ABD  günümdeki AB’nin 28 ülkesi de  katılarak Hizbullah’ın askeri kanadını(!) sözde terör örgütü ilan ettiler. Hizbullah’ın dünyadaki benzerlerinin aksine siyasi ve askeri kanat diye ayrı örgütlenmelere sahip olmadığı biliniyor. Bu yaklaşımla  direnişin uluslararası arenadaki özelikle Batı Afrika’da ve Güney Amerika’da aktivesini azaltarak Hizbullah’la bir şekilde bağlantılı olan birçok Lübnanlı Şii’nin ve bu kararla  sıkı güvenlik takibatına maruz bırakılması ve baskı altına alınması  hedeflenmektedir.

Ayrıca, Hizbullah’ın Lübnan içerisinde müttefik olduğu bazı Hıristiyan gruplar Avrupa ile yakın ilişkilere sahip bulunmasından dolayı AB’nin bu kararının bu grupların Hizbullah’la ilişkilerini de olumsuz etkilemesini hedeflemektedir. Hizbullah'ın, Suriye'deki Selefi-Vahhabi tekfirci terör örgütleriyle Siyonist İsrail rejiminin ittifakına karşı Esad hükümetiyle ortak mücadele başlatması AB’yi ve özellikle Fransa , Almanya ve İngiltere’yi yöneten Siyonist güç odakların öfkesini kazanıp, Avrupa'nın kendine karşı tutumunu sertleştirmesine sebep oldu. Çünkü, AB Filistin halkının katili ırkçı İsrail rejiminin müttefiki olarak Suriye’nin Yahudi devletine dönüştürülmesi sürecine destek vermektedir.

Bu şer güçler bu yaklaşımlarıyla direnişi yenmeye ya da yalnızlaştırmaya çalışmaktadırlar. Oysa halkın desteğine ve sevgisine sahip olan Lübnan direniş hareketi, bir örgüt değil, halkın iradesidir. AB’nin Hizbullah’ı bir terör örgütü diye tanımlama girişimleri sadece boş bir tavır değil, bu hareketi ve tarihini hiçe sayan bir yaklaşımdır. Çünkü tüm gerçek direniş hareketleri gibi Hizbullah’ın başını çektiği Lübnan direnişi bir işgale tepki olarak doğmuştur. Bütün başarılı direniş hareketleri gibi işgal altındaki halkın büyük çoğunluğunun desteğine sahip durumdadır. Lübnanlılar bugün Hizbullah’ı sadece İsrail’in işgal ettiği toprağındaki işgale son veren güç değil, aynı zamanda gelecekteki İsrail işgalinden koruyan bir kalkan olarak görmektedirler.

Aslında eğer terörist aranıyorsa, ırkçı İsrail rejimi terör listesine alınmalı, AB tarafından yaptırım ve ambargoya uğratılmalıdır. Çünkü AB kriterlerine göre rehin alma veya adam öldürme gibi ağır suç işleyen, halkı sindirme ve bir ülkenin temel yapılarını ciddi bir şekilde istikrarsızlaştırma ya da parçalama amacı taşıyan organizasyonlar, terör örgütü listesine alınıyor. Bilindiği gibi bu fiilleri de yapan Lübnan, Suriye ve Filistin halkına karşı böyle bir terör ve insanlık suçlarını işleyen Siyonist gasıp İsrail rejimidir.


Lübnan halkının en şerefli insanları en sevdiklerini Lübnan direnişe armağan etmiştir. Direniş te gücünü buradan aldığından dolayı oldukça güçlüdür. Küresel çaptaki emperyalist ve Siyonist projeler ve amaçlar karşında büyük bir engel konumumda olan Hizbullah direnişinin küresel çapta  ve her alanda, her zaman hedefte olması da doğaldır. Lübnan'da güçlü bir halk desteğine, uluslararası alanda ise AB ve ABD kararlarından etkilenmeyen müttefiklere sahip olan Hizbullah, diğer komplolarda olduğu gibi ABD ve İsrail dayatması ve Siyonist mürekkeple yazılmış  AB’nin bu fitne ve komplolarıyla etkisiz hale getirilemeyecek kadar güçlüdür ve Allah'ın izniyle daha bir güçlenerek varlığını sürdürecektir.

MEHMET YETKİN