Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İnsanın dizlerindeki dermanı tüketen, yüreğinin damarını çekip koparan bu zulmü kim yaptı? Kim böylesine bir zulme imza attı? Saddam’ın Halepçe’de masum Kürtlere uyguladığı bu zulmü, Suriyeli bebelere, masum sivillere kim uygun gördü? Bizim yandaş basın, bu işi sorgulamadan kararını vermiş bile: “Esed yaptı!”… Halbuki, uluslar arası kuruluşlar, hatta Suriye’nin düşmanları dahi, bunu Esad’ın yaptığını hala söyleyemiyor, sadece tahmin yürütüyorlar. Bu videoyu dünya kamuoyuna servis eden muhalifler, elbette “Esed’in zulmü” diye lanse etmişlerdi. Bizim Yandaş basın ise, muhaliflerden gelen her şeyi sorgusuz sualsiz doğru kabul ettikleri için, tereddüt dahi etmeden manşetleri çakıverdiler, hem de edebiyatın en acı dilini kullanarak!... Amaç, o mazlumlara, o bebelere yanmak mıydı, “Esad’a askeri müdahale geliyor işte!” sevinci mi?Hükümetin pozisyonu da farklı değildi… Hemen demeçler veriliyor, Dışişleri bakanı “Kırmızı çizgiler aşıldı” diye nara atıyor, ABD ve avanesini “müdahale”ye çağırıyordu. Devlet Bakanı Bekir Bozdağ ise, ertesi gün bu olayı manşetten duyurmayan Hürriyet Gazetesi’ne ayar veriyor, aleni fırça atıyordu…Ve bu konuda “insancıllığı ile gözleri yaşartan” Fransa, “müdahale” iştahını gizleyemiyordu… Masum canlar üzerinden siyasi rantlar fora ediliyor, bunun adına da “hümanizm” deniliyordu işte…Esad cephesi ise, bu saldırının kendileri tarafından yapıldığını kesin bir dille yalanlıyor ve bunun daha önce de kimyasal silah kullandığı bizzat BM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Carla del Ponte tarafından açıklanan (1) muhalifler tarafından yapılmış olabileceğini söylüyordu…Zaten gerek yayınlanan video görüntülerindeki tarihlerin katliam tarihinden önce oluşu, gerekse de Esad’ın yapmasının mantıksal olarak geçersizliği ve daha bir sizi sebep, buradaki asıl niyeti ortaya koyuyordu. Asıl neden Suriye’ye askeri müdahaleyi meşru kılmak ve bir türlü deviremedikleri Esad’ı bu yolla alaşağı etmekti… Bu katliam sonrası verilen ilk tepkiler de buna yönelikti. Zaten medya gücü ile kamuoyu oluşturmak çok da zor değildi. Bunu geçmişte de yapmışlardı.İran -Irak savaşında, bizzat Irak’a verdikleri kimyasal silahları İran’a karşı kullandırtmış, İran’ın sunduğu onca delil, video, doktor raporu, resim vs. görmezden gelinmiş; ama iş Irak’ı işgale gelince İran’a karşı kimyasal kullanıldığı itiraf edilmişti. Ancak tabi iş işten geçmişti. Bu itirafın hiçbir kıymeti kalmamıştı.Irak’ı işgal için Irak’ta kitlesel imha silahları olduğu iddia edilmiş, böylece Irak işgal edilerek yağmalanmıştı. Ne var ki iddia edilen silahlar bir türlü bulunamamış, sonunda bunun koca bir yalan olduğu ortaya çıkmıştı. Ama yine iş işten geçmiş, Emperyalizm amacına ulaşmış, yalanın ortaya çıkmasının hiçbir kıymeti kalmamıştı yine… Afganistan’da, Pakistan’da, Somali’de, Sudan’da ve daha pek çok İslam beldesinde bu oyunlar “başarıyla” oynanmış, her defasında da yine “Müslüman” yandaşlarla sonuç alınmış, yalanlar ortaya çıktığında ise gerçeğin hiçbir önemi kalmamıştı… Ve şimdi de Suriye’de aynı senaryo uygulanmak isteniyor. Hem de ne yazık ki, yine bölge ülkelerinin eliyle… Ve gerçek ortaya çıktığında, yine iş işten geçmiş ve gerçeğin hiçbir kıymeti kalmamış olacak… Aynı delikten defalarca ısırılan biz Müslümanlar ise yine “ah zalim batı, vah zalim batı” edebiyatı ile kıvranıp duracağız…Ancak bu defa çok daha vahim bir durum var. Bu işin uygulayıcısının muhalifler olması ihtimali çok güçlü. Kanıtlar bu yönde ve her gün de güçleniyor. Bu durumda, Makyavel’i bile sollayan, O’nu bile şaşkına çeviren bir durum ortaya çıkmış olmayacak mı? Yüzlerce masumun, hem de kimyasal silahla kıvrana kıvrana can vermesinin müsebbibi olmak… Hadi yol kesen, Alevi olduklarından şüphelendikleri kimseleri acımasızca katleden, kafa kesen, cansız bedenlere dahi işkence eden ve böylece cihad ettiğini düşünen lanetlik güruh neyse de, bunlara destek veren Erdoğan hükümeti ne yapacak acaba?Benimki de soru mu? Bunca zamandır, bunca cinayet işleyen güruha karşı yardımı mı kesti, vicdan azabı mı duydu, onlardan beri olduğunu mu söyledi? Daha bu gün (25 Ağustos 2013) 400 ton cephanenin Türkiye üzerinden Suriye’ye gönderildiği iddia edilmedi mi Reuters tarafından? (2)Yandaşları da aynı durumda değil mi? Düşüncelerini yere gömmüş, akıllarını kiraya vermiş, gözlerine perde çekmiş bir şekilde bağırıp durmuyorlar mı? Irak’ta son iki ayda selefiler tarafından camilerde katledilen Şiilerin sayısı 650 ( Altı yüz elli)… Ama Saraçhane meydanında “Irak’da Sünniler katlediliyor” naraları atılıyor!... Bunun adına ne diyelim?Ne yapsalar olmuyor, ne yalan uydursalar tutmuyor, ancak yine de yalana doymuyorlar. Bir türlü dize getiremedikleri Hizbullah’ı, Lübnan’da şimdi de mezhep kavgası ile vurmak için önce Şiileri, sonra da Sünnileri katlettiler… Her yandan kuşatmaya çalışıyorlar… Ve bizde bir zamanlar Başbakan danışmanlığı da yapmış bir akl-ı evvel, Hizbullah İsrail ile aynı safta başlığı atabiliyor. (3) Bu kanıya nasıl varmış biliyor musunuz? Hani Nasrallah “istersek Suriye’deki savaşçı sayımızı iki katına çıkarırız” dedi ya, “bunu demek için arkasını sağlama alması lazım, demek ki İsrail ile anlaşmıştır.”diyor. Herhangi bir delil, bir belge, bir kaynak, bir haber gösteriyor mu? Hayır! Sadece olmuş gibi “oldu” diyor… Böylesine “muhteşem analizler” yapabilen danışmanların Hükümeti sevk edeceği yer de bu günkü durum olacaktı elbet… Bu zavallı yalnızlığa da, yine bir “muhteşem” danışman “değerli yalnızlık” adını takmış… Ne “muhteşem” bir avuntu!…Ortadoğu yanıyor. Görünen o ki bu yangın daha da büyüyecek… Ortam tam da İmam Hasan’ın Muaviye ile olan savaşı günlerini hatırlatıyor… Ama bu defa bu işin sonu yeni Aşura’lara varsa dahi, zahir anlamda da kaybeden Hüseyniler olmayacak…(1) http://www.ntvmsnbc.com/id/25440430/(2) http://www.rasthaber.com/88592_cetelerenbspturkiye-uzerinden-400-ton-cephane-gonderildi--.html(3) http://www.radikal.com.tr/yazarlar/akif_beki/hizbullahla_israil_ayni_safta-1147532MUHSİN KÜÇÜKER
25 Ağustos 2013 - 19:30
News ID: 455613
Allah’ın adıyla… Suriye’de insanlığın iflası gün be gün yaşanıyor. Kimyasal silahlarla yapılan saldırı sonucu yüzlerce sivilin katledilmesi arşı titreten bir zulüm… Yüce Rabbimiz bu zulmü yapanları kahhar sıfatıyla kahretsin. Allah’ın laneti bu işi yapan canilerin üzerine olsun…