11 Eylül 2013 - 09:40
Suriye Tabipler Birliği'nden TTB'ye mektup

Suriye Tabipler Birliği Türk Tabipleri Birliği’ne bir mektup yazarak ülkelerine yönelik askeri müdahale hazırlığına karşı yardım istedi. Türk Tabipler Birliği'de bu mektuba cevap vererek Türkiye'deki tüm sağlık çalışanlarının yanlarında olduğunu söyledi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye Tabipler Birliği'nin Türk Tabipler Birliği'ne gönderdiği mektup şu şekilde;

    "Dünyanın özgür insanları, sözümüz SİZEDİR: ABD ve onun müttefikleri, eski sömürgeciler, Osmanlı Türkiye’si, ruhlarını şeytana satan, Arap ulusuna ve kökenlerine bağlılıktan vazgeçmiş diğer Arap hükümetleri tarafından Suriye’ye karşı tezgâhlanan bu acımasız saldırıya karşı tüm ülkelerde sesinizi yükseltin.

    Okyanus’tan Körfez’e Arap dünyasının özgür insanları! Düşmanınız, Amerikan sömürgecileri, ülkelerinizi bir bir yıkmak, ülkelerinizi bölmek ve parçalarını Yeni Orta Doğu Projeleri denilen şeyin çerçevesine sokmak istiyor; Sykes-Picot entrikası doğrultusunda bölgenin haritasını değiştirmek istiyor…

    Sömürgeciler bu amaçla kaosu, düzensizliği, tahribatı; sekter, ırkçı, dinsel ve kabilesel oyunları yaymaya çalışıyor. Amaçlanan, anayurt ve yurttaşlık kavramlarını bir daha geri gelmemek üzere silmek, bölgede dağınık kantonlar yaratmaktır.

    Kendimize, sizlere ve dünyadaki tüm özgür insanlara soruyoruz: Bu saldırı neden Suriye’yi hedef alıyor?

    ABD Dışişleri Bakanı’nın iddia ettiği gibi Suriye Arap Ordusu aslında yapmadığı bir işten dolayı cezalandırılmak mı istenmektedir? Oysa bu ulusal ordunun iddia edilen fiili gerçekleştirdiğine ilişkin en küçük bir kanıt bile yoktur… Yoksa gündemde olan, iddia edildiği gibi ABD Başkanı’nın dünyadaki prestijini ve saygınlığını yeniden tesis etmeye yönelik sınırlı bir harekât mıdır? Hayır, değildir! Uzun yıllardır, 2001 yılından bu yana planlanan gerçek bir saldırı gündemdedir. Bahane de Irak’ın istila edilmesinin başındaki bahane ile aynıdır (kitle imha silahları-WMD) bulundurmak… Yankiler Irak’ı da aynı bahaneyle (kimyasal silahlar) istila etmişlerdi.

    Diğer Arap ülkelerini, tüm dünyadaki özgür ülkeleri nasıl, hangi bahanelerle istila etmek istiyorlarsa, bugün Suriye için de aynı bahaneleri kullanmaktadırlar.

    ABD Dışişleri Bakanı tarafından ileri sürülen Suriye Arap Ordusu’nun kimyasal silah kullandığı iddiasının hiçbir geçerliliği yoktur. İddia, sosyal medyada ve internette yayınlanan öykülere, düzmece fotoğraflara dayandırılmaktadır. Burada amaçlanan, insanların beyinlerini yıkamaktır. Bu tür iddialar aynı zamanda dünya halklarını Suriye’ye yönelik bu acımasız saldırının gerekliliğine ikna etmek amacıyla yayılmaktadır.

    John Kerry’nin iddialarını, aşağıdaki gerçeklerden hareketle reddediyoruz:

    1. BM denetçileri bu silahların kullanıldığı iddia edilen yerden sadece birkaç kilometre ötedeyken Suriye Arap Ordusu’nun kimyasal silah kullanmasının mantıkla bağdaşır yanı var mıdır?

    2. Ülkeye gelip kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığı konusunda araştırma yapması için BM denetçilerini davet eden taraf Suriye’dir.

    3. BM heyeti hastaneleri ziyaret etmiş ve kimyasal silahlarla yaralanan Suriyeli askerlerle görüşmüştür.

    4. Suriye, Güvenlik Konseyi’ne bir karar tasarısı sunarak Orta Doğu’nun tüm kitle imha silahlarından (WMD) temizlenmesini isteyen ilk ülkedir. Böyle bir kararın çıkmasını reddeden ülke ise ABD’dir.

    5. Bugüne dek Suriye BM heyetinden Suriye Arap Ordusu’nun kimyasal silah kullandığına ilişkin kanıt göstermesini istemiştir.

    Yukarıda belirtilen gerçeklerden hareketle, bu iftira kampanyasının başlıca amacının, hangi sudan bahaneyle olursa olsun Suriye’ye saldırmak olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Bu vesileyle dünya ülkelerine ve halklarına bir kez daha sesleniyoruz ki Suriye ve onurlu Suriye halkı teslim olmayacak ve hangi koşullarda olursa olsun Amerika’nın hegemonya politikası önünde diz çökmeyecektir.

    Suriye’nin tercihleri, hükümeti ve halkı, anayurdun onurunun ve bütünlüğünün korunması için dik ve kararlı duracaktır. Çünkü böyle bir dik duruşun, meydan okumanın ve savunmanın bedeli, teslimiyet ve boyun eğmenin bedelinden çok daha az olacaktır. Amerika’nın hegemonya stratejisine teslimiyet egemenliğin ve anayurdun kaybı anlamına gelecektir. Bu, aynı zamanda kimliği olmayan… Vatanı olmayan… Varlığı ve onuru olmayan kişi demektir.

    Allaha, anayurda ve sizlere söz veriyoruz ki yurdumuzu, saygınlığımızı ve onurumuzu tüm gücümüzle koruyacağız… Asla teslim olmayacak, asla diz çökmeyeceğiz.

    SİZLERİN, dünyanın ve Arap coğrafyasının özgür halklarının ve ülkelerinin yanımızda yer alacağından eminiz… SİZLER haklı olanın yanında yer alacaksınız ve zafer kazanılıp düşmanlar yenilgiye uğrayıncaya kadar haklı olanı destekleyeceksiniz."

    Türk Tabipleri Birliği de Suriye Tabipler Birliği’ne bir mektup göndererek Türkiye’deki hekimlerin savaşın her türlüsüne karşı olduğunu vurguladı. Mektupta şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkenizde yaşanmakta olan savaşın sağlık alanında pek çok soruna yol açtığını haber alabildiğimiz kadarıyla görebiliyoruz. Ülkenizin değişik bölgelerinde sağlık hizmetlerinin sunumunda, sağlığa erişimde, başta ilaç olmak üzere tıbbi malzemelerin temininde yaşanan sorunları, bu sorunların duyurulması ve çözüm aranabilmesi için tarafımıza iletmenizi bekleriz.

    Türkiye’deki tüm hekimlerin kalben yanınızda olduğunu ve TTB ile tüm sağlık çalışanlarının her türlü yardıma hazır olduğunu bildiririm.”