10 Ekim 2013 - 20:30
Yerli Blackwater! “Sadat” Nedir?

Allah’ın adıyla 2003 yılı Mart ayında, Amerika’nın başını çektiği, uluslararası emperyalist müdahale ile Irak işgal edilmişti. 10 yıldır çokça yazılıp çizilen bu kirli! savaşın, bölgeyi felakete sürükleyen, 1 milyon civarında insanın ölümüyle sonuçlanan, milyonlarca yaralı, tecavüz ve işkence vakasının yaşandığı Irak’taki bu acı yaşanmışlıkların, yıkıcı sonuçları hala etkisini göstermeye devam etmektedir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu kirli savaşın yöntemleri de kirliydi! Yıllarca Irak’ı felaketlerden felakete sürükleyen Saddam Hüseyin’in, aşağılık bir şekilde, adeta bir fare deliğinden çıkarılır gibi yakalanarak idam edilmesi, Irak’ta ki sorunlar ve yıkımı durdurmadı.Irak işgal edilmiş, işgal mantığı güçlendirilmek için içerideki etnik ve mezhebi yapı hedef alınmış, iç savaş çıkarılmak üzere çeşitli senaryo ve oyunlar ile Irak’ı tahrip edip kaos ve kargaşaya sürükleyerek  işgali meşrulaştırmak ve işgale zemin oluşturmak faaliyetleri devreye konulmuştu.     Tam da bu aşamada  Amerikan’nın kontrolünde ve gözetiminde El-Kaide gibi terör ve ayrılıkçı gruplar Irak içerisinde istikrarı bozmak ve mezhep savaşı çıkarmak için kullanılırken  yine Amerikan menşeli, uluslararası savaş ve askeri eğitim ve danışmanlık şirketi olan “Blackwater” Irak içerisinde, patlama, suikast, operasyonlar ve selefi el-Kaide terör gruplarına silah sevkiyatında etkin bir rol oynadı.Buradaki hedeflenmek istenen, istikrarsız ve güçsüz bir Irak’ın, uluslararası kamuoyunda, Amerikan işgalinin meşru! ve gerekli! bir zemini oluşturacak, kaos ve kargaşa ortamının meydana getirilmesi, sömürülmesi hedeflenen bir Irak gerçeğinin gözlerden kaçırılmasıdır hiç şüphesiz.Şimdi yine bir Amerikan projesi olarak karşımıza çıkan, Suriye’nin işgal edilerek  “Direniş Hattı” olarak tarif edilen yapının çökertilmesi ve İsrail’e güvenli! Bir Ortadoğu inşa etme projesinde, yine “Blackwater” tipi şirket-kuruluşlar Suriye sahasında kullanılmaya çalışıldı. Şam’da,  Doğu Guta banliyosunda yaşanan kimyasal saldırının arkasında, El-Kaidenin Suriye kolu olan El-Nusra’nın olduğuna dair kanıtların ortaya çıktığı son günlerde bu Blackwater türü şirketlerin saldırının arkasında ve planlatıcıları olduğuna dair güçlü karineler ortaya çıkmaya başladığı bu günlerde Türkiye’de de yerli Blackwater tipi kuruluş-teşkilatlar Suriye sürecinde aktif rol almaya başladılar.  Suriye’deki sürecin direk müdahili olarak kendisine rol biç(il)en AKP hükümetinin, Suriye’de savaşın taraflarından birisi olarak ortaya çıkması, gerek sınırını ve gerekse muhaliflere verdiği tam desteği saklamaması ve açıktan destek vermesi, yaşanan süreci Suriye ve bölge açısından daha bir sancılı ve yıkıcı sonuçların yaşanmasına sebep oldu.“SADAT” NASIL BİR KURULUŞTUR?AKP hükümeti döneminde kurulan ve “AKP’nin Özel Ordusu” olarak isimlendirilen, “emekli Tuğgeneral Adnan TANRIVERDİ“ öncülüğünde kurulan “Blackwater” tipi yarı askeri, özerk kuruluş olan “SADAT”, (Uluslararası Savunma Danışmanlığı) profesyonel askeri danışmanlık şirketi,  Suriye’de devreye konulan “Amerikan Projesinde”  Türkiye adına önemli görevler! yüklendiği! görülmektedir.Bu kuruluş-teşkilat, para karşılığında hizmet vermeyi taahhüd ettiği ülke, kurum, kuruluşlara ve gruplara askeri ve psikolojik eğitim ve danışmanlık, silah ve askeri mühimmat temin etmektedir. Daha öce de Libya’da faaliyet gösteren SADAT adlı bu kuruluş-teşkilat, Suriye’de aktif rol oynadığına, para karşılığında! muhaliflere askeri eğitim, silah ve mühimmat desteğinde bulunduğuna dair iddialar her geçen gün ortaya çıkmaktadır.          DANIŞMANLAR LİSTESİNDE İKİ İLGİNÇ İSİM, “ABDURRAHMAN DİLİPAK VE AHMET VAROL”!..“SADAT” ( Uluslararası Savunma Danışmanlığı) Kuruluş-Teşkilatını incelediğinizde enteresan isimlere rastlıyorsunuz. Danışmanlar listesinde, Türkiye ve İslami kamuoyunun da yakından tanıdığı isimlerin var olması bu şirketi enteresan! kılan bir başka özellik olsa gerek. “SADAT A.Ş. DANIŞMANLAR LİSTESİ” nde “Abdurrahman DİLİPAK ve Ahmet VAROL “ isimlerini görmekteyiz. (http://www.sadat.com.tr/tr/hakkimizda/danismanlarimiz.html) Bu iki ismin, “SADAT” adındaki para karşılığı profesyonel askeri eğitim ve danışmanlık veren şirketin resmi “Danışmanları” olması, Suriye sürecindeki hırçın! tutum ve  yaklaşımlarının, arka planını izah etmeye yeterli olduğu kanısındayım...Özellikle Abdurrahman DİLİPAK’ın önceki yıllarda, İran ve Hizbullah hakkındaki tutum ve söylemlerinin, Suriye’de patlak veren krizin akabinde nasıl kin, nefret ve düşmanlığa dönüştüğünü esefle gördüğümüz bir süreci yaşadık. Bu “Askeri Danışmanlık Şirketi” ne yapılan hizmetin, bu süreçteki düşüncelerinin kaynağını ortaya koyduğunu düşünüyorum. “SADAT” şirketinin, ABD öncülüğünde yürütülen, Türkiye’nin de müdahil olduğu, Suriye ihalesi! işinin, basın, medya ve propaganda ayağı, anlaşılan A. Dilipak ve A. Varol’a verilmiş.  Almış oldukları “Danışmanlık Maaşının”! etkisini,  şehir şehir, kanal kanal dolaşarak, Suriye sürecindeki takındıkları bu hararetli ve bir o kadar da şaşırtan tutum, yazı ve söylemlerinden  şaşkınlık içerisinde müşahede etmekteyiz.. SURİYE’DE ÖLDÜRÜLDÜĞÜ ÖNE SÜRÜLEN “SADAT” DANIŞMANI!..SADAT’IN eğitim danışmanlarından  emekli tankçı “Binbaşı Mustafa Bozgeyik”, Suriye’de muhaliflere eğitim ve silah sevkiyatlarını gerçekleştirmek ile görevli  bulunduğu sırada, Suriye güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü, Suriye kaynaklarınca açıklanan 3 Türk subayından birisiydi. Diğer iki isimden biri, “Ali Z.” diğer isim ise açıklanmadı aynı haberde.09/10/2013 tarihli, “SADAT’TAN Suriyeli Muhaliflere Askeri Sevkiyata Devam” şeklinde kamuoyuna duyurulan haber*, hiç şüphesiz Suriye’de yaşanan savaşın artık taraflarından birisi haline ge(tiri)len Türkiye’nin, muhaliflere silah sevkiyatında oynadığı rolün geldiği boyutları göstermesi açısından çok önemlidir.Duyurulan haber içeriğinde, “SADAT” adına taşımacılık faaliyeti gerçekleştiren Belçika plakalı 6 tane “Savaş Araç Gereci” yüklü tırlar Ambarlı limanına getirildi.  Ambarlı limanınından gemiye sevk edilen yükler, “SADAT” etiketli sandıklarla, “ASKERİ AMBALAJ” sınıfında, adı açıklanmayan “refakatçi” tarafından Suriye’deki rejim muhaliflerine  götürülmek üzere İskenderun limanına doğru hareket etti. Sevkiyatı, İskenderun limanında teslim alacak kişi, sevkiyat listesinde “Said Ubeyd” olarak geçiyor.Suriye’de rejime yönelik kullanılacak olan “Savaş Araç gereçleri” ile daha çok ölüm daha çok kanın akmasına daha çok gözyaşı, felaket ve katliamların yaşanmasına neden olacağı kaçınılmazdır. İçerisinde tam olarak ne olduğu bilinmeyen ve zikredilmeyen sandıkların hangi grup ve yapılara gideceği belli değildir. Avrupa ( Belçika)’ dan gelen silahların Suriye’ye barış ve demokrasi götürme iddiasında bulunan Batı ve ABD’nin daha önceki örneklerinde  görüldüğü gibi barış ve Demokrasi’yi, “askeri ambalaj” sınıfında sandıklara yükleyerek! götürdüğü görülmektedir.                          Suriye sürecinde böylesi aktif bir pozisyon! ve hizmet! veren, emekli askerlerden!, gazeteci yazarlardan!, elektronik mühendislerinden!, iş geliştirme ve strateji uzmanlarından! müteşekkil bu kuruluş-teşkilatı, (SADAT-ULUSLAR ARASI SAVUNMA DANIŞMANLIĞI) Türkiye hükümetinden, AKP politikalarından ve Başbakanın bilgisinden ayrı değerlendirmek son derece tutarsız ve safdillik olsa gerek.Selam ve Dua İle…•  Haber Kaynağı: Genç Bakış.. http://www.gencbakis.org/HD10939_sadat-tan-suriyeli-muhaliflere-askeri-sevkiyat-devam.html

SADIK ÇELİK