“…Türkiye’nin bu hızlı gidişini nasıl durdururuz bunun gayreti içindeler. Bunun dışarda heveslileri planlayıcıları olduğu gibi, bunların ülkemizde de uzantıları var. Bunların kimler olduğunu sizler de tahmin ediyorsunuz. Gezi olaylarıyla başlayan bir süreç oldu, ondan sonra şimdi yeni bir adım attılar. 14 ay dinleme izleme yapılıyorsa, bu konuda kendi üslerine bunlar haber verilmiyorsa, buradaki mühendislik yolsuzlukla değil siyasi mühendisliktir. Bu da bir nevi çetelerdir…”
Yani, olayı dış mihraklara bağladı bitirdi, kendileri Türkiye’yi uçurmuş. Dış mihraklar(güçler) da bunu durdurmak için, içerideki uzantılarıyla el ele vermiş operasyona başlamışlar!
Üstelik Polisler gizli tezgah kurmuş, yapılan operasyonu üstlerine haber vermemişler…
Bir kere; bu işleri savcı yapar, polis onların emrindedir. Polisler üstlerine söylese bu operasyonda bu başarı olur muydu? Bu olayda 17.5 milyon nakit delil bulunuyor.
İçişleri bakanının oğlunun sadece bir kasasında 1.5 milyon, Halkbank genel müdürünün ayakkabı kutusunda 4.5 milyon. Bu parayı polis mi temin edip oralara koydu?
Başbakanın yapması gereken şuydu: Derhal bakanları istifaya davet etmek, etmezlerse görevden almak.Yoksa böyle klasik Arabesk laflar etmek değil…
Hem Arınç, hem Başbakan “sonuna kadar gidilsin” diyor. Sonra operasyonu yapan polisler görevden alınıyor. Operasyonu yapan savcıların yanına başka savcılar katılıyor, bazıları uzaklaştırılıyor.
Madem operasyonun sonuna kadar gidilmesini istiyorsunuz, o zaman bu yaptıklarınıza ne demeli? Yeni Deniz Feneri skandalı mı?
Sonra operasyon yapılacaklar bakanlar ve oğulları. Mesela İçişleri bakanına nasıl söyleyecekler: “Sayın bakanım oğlunuza operasyon yapıyoruz bilginiz olsun” mu diyecekler?
Bakan da “devam edin” diyecek öyle mi?
İnsan aklına hakaret bu dedikleri…
Savcıların da polislerin de böyle bir zorunuluğu yoktur. Operasyonun başarısı için gizlilik ve ketumluk esastır, polisler bunu yapmıştır.
Ödül vereceklerine görevden aldılar.
Bu olay hangi Avrupa ülkesinde olursa olsun, hükümet o saat istifa eder. Bahse konu bakanlar bile yerinde duruyor ayıp...
Bülent Arınç da konuştu. Başbakanla ikisi de endirek olarak Cemaati suçluyor, sonra ayni anda Cemaat liderine iltifat ediyorlar!
Korkuyorlar mı nedir?
Gelelim şu “masumiyet karinesi”ne; hem Parti sözcüsü Çelik, hem de Bülent Arınç, gözaltına alınanların “incitilmemesini “olayın yargı safhasında olduğunu “yargısız infaz” yapılmamasını istediler.
Peki o zaman hem Egenekon, hem Balyoz döneminde yapılanlara neden ses çıkarmadınız? İnsanlar sabahın köründe evinden alındı. Askerlerin eşleri çocukları bile teşhir edildi. Şerefleri haysiyetleri ayaklar altına alındı o zaman neredeydiniz?
Sonra o kadar askeri içeri alındı, deyin bakalım: Hangisinde yolsuzluk çıktı? Milyon doları bırakın, hiç birinde 10, 100, 500 bin lira yolsuzluk olayı çıktı mı?
Bakan çocuğuymuş! Ordumuzun subaylarını, Orgenerallerini, genelkurmay başkanını “terörist, darbeci” diye cezaevine soktular. Yazılmadık söylenmedik kalmadı, o zaman vicdanınız tatilde miydi?
Bir kurum ya da kişi, ne kadar “Allah, din, iman, namus, yetim hakkı” muhabbeti yapıyorsa, orada o kadar yalan yanlış ve çürüklük vardır.
Bu dönem öyle bir dönem. Bu kadar AVM, rezidans binanın olduğu yerde ekonomik ve malum anlamda zina olmaması mümkün müdür?
Memlekette çuvalla gemiyle, uçakla altın transferi yapılırsa olacağı budur. Bir günde bankalara nereden ve kimden geldiği belli olmayan milyarlar gelirse olacağı budur.
Artık şöyle bir polis atasözü var: "Bakanı yakalayamayan polis, oğlunu yakalar!"
Aslında Başbakanın pozisyonu da çok zor, bu iddialar doğruysa da yalansa da feci bir durum onun için.
Ayrıca polisi kendinin sanıyordu Cemaatin çıktı. Bu durumda kendini yapayalnız hissetmiştir.
Doğruysa manzara şu: Bakanları gözaltına alamayan polis, torbacı çocuklarını almış. Yalansa tezgah kuran hükümetin polisi, hükümetin bakanlarına komplo kurmuş!
Nerden baksan ibretlik manzara, TC böylesini görmedi…
Ey yüzde 51, yaşadığın olayın adı "ampul patlamasıdır". Yine de olayı görüp kendine gelemezsen Allah kurtarsın başka ne diyebilirim?
Son söz: Devletin adaleti şaşar ama İlahi adalet şaşmaz. AKP için siyasi kıyamet kopmuştur!
Tuncer BAHÇİVAN/gazeteci.tvtuncer.bahcivan@gmail.com