İmam Rıza'nın (a.s) Şehadeti
Memun hedeflerine ulaşmak için hiçbir şeyden geri kalmadı; ama İmam'ın azamet, yücelik ve halkın ona karşı olan ilgisinde en ufak bir azalma olmadı. Aksine bu alaka günden güne daha da arttı. İmam'ın (a.s) toplumsal kişiliğini lekelemek için o kadar çaba sarf etmesine rağmen şahsiyet ve saygınlığının daha da yüceldiğini anlayınca, sonunda İmam'ı (a.s) öldürmeye karar verdi.
Her geçen gün İmam'ın (a.s) hak üzere olduğu, Memun'un ise hilebazlığı açığa çıkıyordu. Diğer yandan Abbasîler ve taraftarları Memun'un veliahtlığı İmam Rıza'ya (a.s) bırakmasından rahatsızdılar. Hatta durum öyle bir hadde vardı ki, sırf muhalefet etmek için Bağdat'ta İbrahim b. Abbas'a biat etmişlerdi. Birkaç yönden Memun'un hükümeti tehlikeye düşmüştü. Bunun için Memun hem İmam'dan (a.s) kurtulmak hem de Abbasîler ve taraftarlarının rızasını kazanmak maksadı ile gizlice İmam'ı (a.s) zehirleyip ortadan kaldırdı.
İmam'ın şahadetinden sonra Memun Abbasîlere şöyle yazdı:
Siz veliahtlık makamını neden Ali b. Musa Rıza'ya bıraktın diye beni eleştiriyordunuz; haberiniz olsun ki o öldü; o halde bana itaat edin.[1]
Memun, İmam Rıza'nın taraftar ve izleyicilerinin onun şahadetinden haberdar olmalarını engellemeye, hile ve riyakârlıkla cinayetini gizlemeye ve İmam'ın (a.s) kendi eceliyle öldüğünü söylemeye çalıştı. Ancak gerçeği gizleyemedi; zira İmam'ın (a.s) özel ashap ve yakınları işin içyüzünü öğrenmişlerdi.
İmam Rıza'nın (a.s) yakın ashabından olan Eba Selt el-Herevî, İmam'la (a.s) Memun arasında geçenleri ve İmam'ın (a.s) şahadetini açıklamıştır.
Ahmed b. Ali el-Ensarî şöyle diyor: Eba Selt'ten, "Memun görünüşte İmam'a saygı gösterip onu kendisine veliaht tayin etmesine rağmen nasıl onu öldürmeye kalkışabilir?" diye sordum.
Eba Selt şöyle cevap verdi:
Memun İmam Rıza'nın (a.s) azamet ve yüceliğini görünce ona saygı ve sevgi gösterdi; İmam'ın (a.s) dünyaperest olduğunu halka göstermek ve gözden düşürmek için kendine veliaht tayin etti. Bunlarla İmam'ın (a.s) takva ve dünyadan sakınma tavrına bir zarar gelmediğini, halkın onda maneviyattan başka bir şey görmediğini, bu nedenle halk arasında makam ve faziletinin günden güne arttığını gördü. Bu defa da ilmî müzakerelerde birinin İmam'a (a.s) galip gelmesi, böylece İmam'ın (a.s) bilginler karşısında ilmi olarak yenik düşmesi ve nihai olarak ta ilmî açıdan eksikliğinin halka duyurulması için çeşitli şehirlerden bazı mütekellimleri bir araya topladı. Ancak Yahudi, Hıristiyan, Ateşperest, Sabiî, Berehmenler, Mülhit ve Dehriler ve yine Müslüman fırkalardan kim İmam'la (a.s) konuştuysa İmam ona üstünlük sağladı ve delilinin üstünlüğünü itiraf ettirdi. Böyle olunca halk: 'Vallahi' dediler, 'İmam, hilafete Memun'dan daha layıktır.' Memun'un casusları bu haberleri ona bildiriyor ve o da bu haberi duyunca öfkeleniyordu. Kıskançlık ateşi körükleniyordu. Yine İmam (a.s), Memun karşısında hakkı söylemekten çekinmiyordu. Birçok kere Memun'un hoşlanmadığı şeyleri dile getirmişti. Bu da Memun'un İmam'a (a.s) karşı kin ve öfkesinin artmasına neden olmuştu. Memun İmam'a (a.s) karşı çeşitli hile ve desiselerle her hangi bir sonuç alamayacağını anlayınca İmam Rıza'yı (a.s) gizlice zehirlemeye karar verdi.[2]
İmam Rıza (a.s) ile birlikte olan ve cenaze törenine katılan Eba Selt şöyle diyor: "Merv'den Bağdat'a dönerken, Tus'ta Memun İmam'ı (a.s) zehirli üzümle zehirleyip öldürdü."[3]
İmam Rıza'nın (a.s) tertemiz cenazesi daha önce Harun'un defnedildiği kubbenin altında, Harun'un mezarının önüne defnedildi. İmam Rıza (a.s) hicrî 203 yılında Safer ayının sonunda, elli beş yaşında şahadet makamına ulaştı. Allah'ın, peygamberlerin, temiz ve salih kulların selamı onun kutlu ruhuna olsun.
Tarihin sessiz kalması ve tahrif edilmesi, Memun gibi bazı zalimlerin cinayetlerinin boyutlarının gelecek nesil için doğru-dürüst bir şekilde aşikâr olmamasına neden oldu. Memun rezillik ve hilekârlıkla sonunda İmam'ı (a.s) zehirleyerek öldürmekle kalmadı, ona bağlı olan kişiler, büyük Alevîler ve İmam'a (a.s) sadık kalan Şiîlerden birçoğunu da ya ortadan kaldırdı ya da çeşitli şehirlere, dağlara ve çöllere sürdü. Onlara karşı izlenilen kötü davranış ve baskılar, o saygın kimselerin her birinin bir kenara kaçıp gizlenmesine ve adsız-sansız köşe bucak saklanmasına sebep oldu. Sonunda bazıları şahadet şerbetini içti, bazıları da kimliği bilinmeden yaşayıp göçüp gittiler. Onlardan birçoğunun hayatı hakkında bazı Şiîler tarafından yazılıp korunanlar dışında herhangi bir bilgi mevcut değildir.
İmam Rıza'nın Bazı Sorulara Cevabı
1- Allah nasıl ve nerededir?
Böyle düşünmek kökten yanlıştır. Zira mekân Allah'ın yarattığı bir şeydir; O'nun için mekân söz konusu olmaz; niceliği O yaratmıştır, kendisi nicelikten -ve terkipten- münezzehtir. O halde Allah Teala nicelik ve mekânla tanınmaz, duyu organlarıyla hissedilmez; hiçbir şeyle mukayese edilip hiçbir şeye benzetilmez.
2- Allah Teala ne zaman meydana gelmiştir?
Ne zaman yoktu ki, meydana geldiği zamanı söyleyeyim.
3- Evrenin hadis olduğuna (sonradan yaratıldığına) deliliniz nedir?
Sen yoktun; sonra meydana geldin; senin, kendini yaratmadığını ve senin gibi birisinin de seni yaratmadığını biliyorsun.
4- Allah'ı bize tavsif ederek tanıtır mısınız?
Allah'ı kıyasla tavsif eden sürekli yanılgı ve sapıklık içerisindedir. Onun söylediği söz de çirkindir; ben Allah'ı zihnimde O'ndan bir suret ve şekil tasarlamadan kendisini tanıtıp tavsif ettiği gibi tavsif ediyorum. Allah hislerle idrak edilmez. O insanlarla mukayese edilmez. Benzetilmeden tanınır. Makamının yüceliğine rağmen herkese yakındır; O'na eş, benzer koşulmaz; kendi yaratıklarına benzetilmez, Yargısında kimseye zulmetmez… Ayet ve nişanelerle tanınır.[4]
5- Yeryüzü imam ve hüccetsiz kalır mı?
"Yeryüzü bir an göz açıp kapatıncaya kadar dahi imam ve hüccetsiz kalsa yer tüm ehlini yutar."
6- Hz. Mehdi'nin (a.f) zuhuru hakkında bir açıklama yapar mısınız?
Zuhuru beklemenin zuhurun bir parçası olduğunu bilmez misiniz?
Adam: "Bilmiyorum; bana öğretin." demesi üzerine: "Evet, zuhuru beklemek zuhurun bir parçasıdır?" buyurdu.[5]
7- İman ve İslâm nedir?
Hz. Bâkıru'l-Ulum buyurmuştur ki: İman İslâm'dan yüksek bir derecedir; takva ise imandan üstün bir derecedir; yakin de takvadan üstte bir mertebedir; halk arasında yakinden daha az bir şey taksim edilmemiştir.[6]
8- Yakin nedir?
Allah Teala'ya tevekkül etmek, O'nun irade ve isteği karşısında teslim olmak, O'nun kazasına razı olmak, işlerini Allah'a bırakmak (ve O'ndan maslahat dilemek).[7]
9- Amelleri yok eden kendini beğenmişlik nedir?
Kendini beğenmenin dereceleri vardır; ondan bazısı şöyledir: Çirkin bir iş insanın gözüne güzel ve çekici görününce onu iyi sanır, ondan memnun olur; iyi bir iş yaptığını sanır. Ve yine kul Rabbine iman eder ve sonra bu işinden dolayı Allah'a minnet eder; oysa minnet etmek Allah'ın hakkıdır.[8]
10- Hz. İbrahim'in (a.s) kalbinde şüphe olduğu için mi, "Kalbim mutmain olsun diye." arz etti?
Hayır; İbrahim'in yakini vardı; fakat yakininin artmasını diliyordu.[9]
11- Halk Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) faziletini, Resulullah'ın (s.a.a) yanındaki makam ve mevkisini bildikleri hâlde neden ondan uzaklaşıp başkalarına yöneldiler?
Çünkü Emirü'l-Müminin Ali, Allah ve Resulü ile savaş halinde olanları; onların babalarını, kardeşlerini, amcalarını, dayılarını ve yakınlarından birçoklarını öldürmüştü. Bu da onların Ali'ye karşı kin besleyip düşmanlık gütmelerine neden olmuştu; bu nedenle Ali'nin onların önder ve velisi olmasını istemiyorlardı. Ancak başkaları Resulullah'ın yanında ve düşmanla cihat konusunda Emirü'l-Müminin Ali'nin makam ve mevkiine sahip olmadıklarından, onlara karşı bu his ve düşmanlıkları yoktu; işte halkın Emirü'l-Müminin Ali'den uzaklaşıp başkalarına yönelmelerinin nedeni budur.[10]
İmam Rıza'dan Veciz Sözler
Burada bereketlenmek, İmam Rıza'nın (a.s) ilminden yararlanmak için onun bazı buyruklarını zikrediyoruz:
1- Kişi dilinin altında saklıdır; söz söylediğinde açığa çıkar.[11]
2- Bir işi yapmadan önce onun hakkında iyice düşünmek, seni pişmanlık duymaktan korur.[12]
3- Kötü insanlarla oturup kalkmak iyi kişilere karşı kötü zanda bulunmaya neden olur.[13]
4- Allah kullarına karşı düşmanlık etmek, ahiret için ne de kötü bir azıktır.[14]
5- Kendi makam ve yerini bilen bir kişi helak olmaz.[15]
6- Hediye kalplerden kinleri giderir.[16]
7- Kıyamet günü bana en yakın olanınız ahlakı en güzel olanınız ve ailesine karşı iyi davrananınızdır.[17]
8- Müslüman'a ihanet eden bizden değildir.[18]
9- Mümin öfkelendiği zaman, öfkesi onu haktan uzaklaştırmaz.[19]
10- Allah Teala kilu kale (söylentiye), malı har vurup harman savurmaya ve (yersiz) çok soru sormaya öfke duyar.[20]
11- Halka sevgi göstermek aklın yarısıdır.[21]
12- İşlerin en zoru üçtür: a- kendi aleyhine tamamlansa da hakkı söylemek, b- her durumda Allah'ı anmak, c- maldan mümin kardeşiyle eşit yararlanmak.[22]
13- Cömert kişi, başkalarının kendisinin hazırladığı yemekten yemeleri için onların kendisi için hazırladığı yemekten yer.[23]
14- Kur'ân Allah'ın buyruğudur; onu bırakmayın ve hidayeti ondan başkasında aramayın; aksi durumda saparsınız.[24]
ABNA.İR
--------------------------------------------------------------------------------
[1]- Tarih-i Taberî, c.11, s.1030; el-Bidayet-u ve'n-Nihaye, c.10, s.149; Hayat-u İmami'r-Rıza, s.349'dan naklen.
[2]- Uyun-u Ahbari'r-Rıza, c.2, s.241.
[3]- Uyun-u Ahbari'r-Rıza, c.2, s.245.
[4]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.10–47.
[5]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.277.
[6]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.258.
[7]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.258.
[8]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285.
[9]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.315.
[10]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.81.
[11]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.291–294.
[12]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.291–294.
[13]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.291–294.
[14]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.291–294.
[15]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.294–305.
[16]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.294–305.
[17]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285–290.
[18]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285–290.
[19]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285–290.
[20]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285–290.
[21]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285–290.
[22]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.285–290.
[23]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.294–305.
[24]- Müsned-i İmam Rıza, c.1, s.294–305.