Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Murtaza, “Bağdadi’nin devletinin sırları” başlığıyla ulaştığı bilgiler ışığında kısa adı IŞİD olan Irak-Şam İslam Devleti örgütünden ayrılan üst düzey bir savaşçının aktardıklarına dayandırıyor yazdıklarını. Ama aktarılan bilgilerin doğruluğundan emin olmadığını da kaydediyor.Rıdvan Murtaza’nın yazısının önemli bölümlerini aktarıyoruz:Ebubekir el-Bağdadi Kimdir?Asıl adı İbrahim Avvad İbraim Bu Bedri bin Armuş olan ve künyesi Ebu Avvad ya da Ebu Dua olarak bilinen şahsın takma adı Ebubekir.Önceleri Felluce’nin Diyala bölgesinde imam olarak görev yapan Bağdadi, esasında Bağdatlı değil. Samarra’da geniş nüfuzu bulunan “Bu Abbas” aşiretinin, “Bu Bedri” koluna mensup. “Bu Abbas” aşireti, İmam Hasan bin Ali’nin soyundan gelmekte olduğunu iddia ediyor. Bu durum, Ebubekir’in köklerinin Kureyş’e kadar dayandığı anlamına geliyor ki Kureyşî olmak, cihad gruplarında “emir” olmanın ön şartlarından biri olarak görülüyor. Fakat Peygamber Soyu Doğrulama Vakfı tarafından 2009 yılında yayınlanan en sonki belgede “Bu Bedri” kolunun soy ağacının ne Muhammed el-Cevad ne de İbn İdris soyuna ulaştığı gözüküyor. Buradan, soyunun Hz. Hasan’a ulaşmıyor olduğu anlaşılıyor.IŞİD (her ne kadar küresel cihad hareketine mensup olduğunu iddia etse de) yönetim konseyinde bulunan 13 kişinin tamamı Iraklılardan müteşekkil. Çünkü Bağdadi, Iraklılardan başkasına güvenmediği için kimseyi üst kadroda istemiyor. Bu Iraklılardan 3 tanesi, Saddam dönemi Irak ordusu komutanları...Bu konsey, Irak ordusunda eski bir albay olan Hacı Bekir lakaplı kişi tarafından idare olunuyor. Hacı Bekir, (2010 yılında öldürülen) Ebu Ömer el-Bağdadi zamanında IŞİD’e katılmış bir isim ve Irak ordusu hakkında sahip olduğu askeri detaylar nedeniyle ona danışmanlık yapmış birisi.Ebubekir el-Bağdadi, Ebu Ömer el-Bağdadi zamanında Felluce’de savaşan ama IŞİD’in yönetim konseyinde bile olmayan “sıradan” bir isimdi. Ama Ebu Ömer’in ve yardımcısının öldürülmesinden sonra Hacı Bekir, örgütün yeni emiri olması için Ebu Bekir el-Bağdadi’yi desteklemişti.Bu süreçten sonra IŞİD, sahne önünde Ebubekir Bağdadi ama sahne arkasında Hacı Bekir’in liderliği ile “ikili” denilebilecek tarzda yeni bir yönetim altına girmişti.Örgüt, her ne kadar yapı olarak Ebu Ömer el-Bağdadi zamanındakinden farklı bir yapılanmaya gitmiş ve alt kadrolardaki savaşçılarla kurulan ilişkiler bakımından değişim göstermişse de finansal kaynak noktasındaki sıkıntıyı giderme noktasında Ebu Ömer’in kurduğu sistemi devam ettiriyor ve kendilerine tabi olmayanların mallarına (Sünni olsalar bile) el koyma yolunu tercih ediyordu. Kendince vergi toplayıp, otoyollar üzerinde haraç kesiyordu.Ekonomik anlamdaki kazancın artmasıyla birlikte örgüt de yükselişe geçmişti. Savaşçılarına maaş bağlanmış ve başarılı operasyonlara prim ödenmeye başlanmıştı. Dolayısıyla örgüte katılan savaşçı sayısında ciddi bir artış söz konusu olmuştu. Bu süreçte Hacı Bekir, bütün üyeleri Iraklılardan oluşan yönetim konseyini kurmuştu ve bu süreç 2011’deki Suriye olaylarına kadar böyle devam etmişti.Nusra Cephesi ve IŞİD[IİD (Irak İslam Devleti) olan örgütün adı] nasıl IŞİD oldu ve bu fikir kimden çıktı?Suriye “devrimi” başladığında IŞİD üyeleri Suriye’ye girişin yollarını aramaya koyuldular. Albay Hacı Bekir, Suriye’ye direkt olarak gitme fikrinin örgüt içinde tartışma yaratacağını ve dağılmaya sebebiyet vereceğini çünkü örgüt içinde zaten ayrılmayı düşünen bazı komutanların olduğu görüşünü savundu. Böylece Bağdadi ilk süreç zarfında, örgüt içinde Suriye’ye gitmeyi yasakladı ve emrine karşı çıkanların “mürted” konumuna düşeceğini ilan etti. Bu kararı vermesindeki sebep olarak da Suriye’deki durumun henüz netleşmediğini ve biraz sabretmek gerektiğini göstermişti.Hacı Bekir ise Suriye’de açılacak cephe için aralarında Iraklılar olmayan ve Suriyeli bir lider altında savaşacak Suriyelilerin oraya gönderilmesi fikrini ortaya atmıştı. Dolayısıyla örgüt içinde (ve üst kadroda) dağılmanın önüne geçilmiş olacaktı.Colani liderliğindeki Nusra Cephesi’nin kuruluş süreci bu şekildeydi. Cephe, birden bire dünya çapında bir üne mazhar oldu. Körfez’den, Kuzey Afrika’dan, Yemen’den ve hatta Avrupa’dan gelen binlerce “cihatçının” ilgi odağı olmuştu. Hacı Bekir ve Bağdadi bu ani yükselişten endişe etmeye başlamıştı. Ne de olsa Nusra Cephesi, varlığını Irak İslam Devleti’ne ya da Bağdadi’ye borçlu idi.Hacı Bekir, Bağdadi’ye Colani’nin yayınlayacağı bir ses kaydı ile Irak İslam Devleti’ne biatını bildirmesi gerektiğini söyledi. Bağdadi bu talimat ile Colani’ye bir mektup gönderdi. Colani bu konuyu düşüneceğini ve etrafındaki mücahitler ve alimler ile istişare ettikten sora kendisine döneceğini belirtti. Sonrasında ise Bağdadi’ye gönderdiği mesajda bu durumun devrimin çıkarlarına uygun olmayacağını ve Nusra Cephesi şura konseyinin kararının o yönde olmadığını iletti.Bağdadi ve Hacı Bekir, çok sinirliydi; özellikle de Nusra Cephesi’nin uluslararası bazda muhatap alınıp Amerika’nın terör listesine konulmasından sonra iyice sinirlenmişlerdi. ABD’nin kararından sonra Colani Suriye’de daha da popüler bir isim olmuştu. İkili, Nusra’nın Devlet’e rakip olacağına inanmaya başlamıştılar.Hacı Bekir, bu süreci aşabilmek için Nusra’ya yeni bir teklif sunulması gerektiği fikrini ortaya koydu. Bu teklif üzerine Bağdadi, Colani ile Türkiye’de gerçekleştirdiği görüşmede Colani’ye Amerikan ajanlarının yuvası olarak tanımladığı ÖSO’ya karşı ortak operasyonlar düzenleme teklifini sundu. Nusra Cephesi şura konseyi bu teklifi oy birliği ile reddetti. Bağdadi ve albay, bu hamleyi aleni bir itaatsizlik olarak değerlendirdiler ve Bağdadi, Colani’ye sert bir mektup gönderdi: “Ya bizim emirlerimize uyulacak ya da Nusra, yeni bir yapı olarak ilan olunacak”. Colani’den beklenen cevap ise hiçbir zaman gelmedi. Sonrasında Colani, Bağdadi’nin kendisine gönderdiği elçi ile görüşmeyi bile kabul etmedi.Bağdadi resmen bir tehdit altında olduklarını ve Colani’nin kontrolden çıktığını anlamaya başlamıştı. Suriye’ye Iraklı komutanlar göndermeye başlamış ve Nusra’daki komutanlarla görüştürerek Irak ve Şam diyarında tek bir komuta altında kurulacak İslam devletinin hayalini kurmalarını telkin etmeye başlamıştı. Bu fikri kabul edenler genelde Suriyeli olmayan yabancı savaşçılar ve komutanlar olmuştu. Fakat bir süre sonra Nusra Cephesi, bu fikirleri ufaktan ufaktan dillendirmeye başlayanların farkına varmış ve bunları tekfirciliği yaymakla suçlayarak hapis cezasına çarptırmaya başlamıştı.Bağdadi, birleşmenin ilan edilmesi gerektiği noktasında kararlıydı. IİD konseyi, bu ilanın olumlu bir etki oluşturabilmesi için Bağdadi’nin Suriye’ye gitmesi gerektiği kararını verdi. Bağdadi, Suriye’ye giderek Nusra cephesinden etkili komutanlarla görüştü ve mücahitleri tek bir çatı altında toplamak için bu birliğin şart olduğunu ifade etti. Herkesin fark edebileceği şekilde Colani’ye görüşme çağrısı yaptı.Colani bu çağrıya güvenlik sorunları nedeniyle katılamayacağını söyledi. Bağdadi ise Colani’ye “o halde Nusra Cephesi’ni fesh ettiğini ve yeni kurulan Irak-Şam İslam Devleti örgütüne biat ettiğini belirten bir bildiri yaz” çağrısı yaptı. Colani bunun büyük bir hata olacağını söyleyerek, Nusra Cephesi’nin Suriyeliler arasındaki popülaritesine ciddi şekilde olumsuz bir yansıması olacağını belirtti.Bu noktada Hacı Bekir, Bağdadi’ye IİD’e bağlı olarak kurulan Nusra Cephesi’nin feshedildiğini belirten ama Colani’ye kapılarının açık olduğunu belirten bir bildiri yazmasını tavsiye etti. Bu bildiri ve duyuru, Nusra Cephesi’nden bazı komutanlarla istişareli bir şekilde hazırlandı ve ilan edildi. Bağdadi Suriye’de iken Nusralı komutanlardan biat aldı ve IŞİD’i resmen ilan etti.Böylelikle Nusra Cephesi de üçe bölündü: Bağdadi’ye biat edenler, Colani’ye biat edenler ve arada kalanlar. Bu süreç, karşılıklı suçlamaların başlamasına da sebebiyet verdi. Hacı Bekir, suçlamaların önünü alabilmek için Colani’yi ve yakın çevresindeki Nusra liderlerinin bombalı araç saldırısı ile ortadan kaldırılması gerektiği fikrini ileri sürdü.Colani bu planlardan bir şekilde haberdar oldu ve yaşanan süreci El-Kaide lideri Eymen el-Zevahiri’ye anlattı. Zevahiri, Yemen’deki ve Suudi Arabistan’daki “cihad büyüklerini” arabulucu olmaları için teşvik etti fakat Bağdadi bu görüşmelere yanaşmadı.Sonrasında ise herkesin malumu olduğu üzere Zevahiri, IİD’in Irak’ta kalması gerektiğini belirtirken Suriye sahasının Nusra’ya ait olduğunu ilan eden bir açıklama yapıyor. Fakat Bağdadi için bu açıklama hiçbir şey ifade etmiyor (ve IŞİD Suriye sahasındaki savaşına devam ediyor).---isra haber
10 Ocak 2014 - 20:30
News ID: 494873
El-Ahbar gazetesinde Rıdvan Murtaza imzasıyla yayınlanan bir analizde IŞİD ve Nusra arasındaki çekişme ele alınıyor.