10 Ocak 2014 - 20:30
The Christian Science Monitor: Ayetullah Sistani’nin Bir Sözü Her Silah’tan Daha Güçlü!

The Christian Science Monitor gazetesi bir makalesinde şöyle yazdı:

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bugünlerde özel bir şahsın dilinden dökülecek birkaç cümle belki de Irak’taki Şii hükümetiyle azınlıktaki Sünniler arasında iç savaşın derinleşmesini ve el-Kaide örgütünün Felluce’den başka şehirleri ele geçirmesini engelleyecektir. Bu şahıs Ayetullah [el-Uzma] Seyyid Ali Sistani’dir. O çok sakin ve her kesimin saygı gösterdiği Şii rehberlerden biridir. Müslümanlar için hep demokrasinin savunucusu olan Ayetullah Sistani, uzun süredir Irak’ta siyasi rol üstlenmek istemiyor. Gerçi zaman zaman gayri ihtiyari olarak böyle bir rolü ifa etmiştir. O aynı zamanda İslam dininin iki ana mezhebi arasında vahdet ve yardımlaşmanın sağlanması gerektiğine inanan biridir.Geçen yıl Başbakan Maliki’nin bazı icraatlarıyla alevlenen Sünni-Şii gerginliğinin yaşandığı sırada Ayetullah Sistani Ehlisünnet mezhebinin önderleriyle bir görüşme yaptı. Onlara Irak’ta yaşayan Müslümanların (Kürtler de dahil) birçok ortak yönleri olduğunu, kültürel ve mezhebi farklılıkların bu ortak yönlerin göz ardı edilmesine ve Müslümanların birbirinden ayrılmasına yol açmaması gerektiğini vurguladı. O, başbakandan Irak’taki Sünnilere adaleti armağan etmesini istedi. Ayetullah Sistani hatta Iraklı olma hüviyetinin İslami hüviyetin üzerinde olduğunu ifade etti.Ayetullah Sistani ruhanilerin (din âlimlerinin) yürütme ile ilgili alanlarda aktif olarak çalışmalarına karşı olup bunun yerine demokratik değerleri savunmak ve “homojen” yapıyı korumak “bir kişi bir oy” mantığını desteklemek gerektiğine inanıyor. Iraklı Şiilerin çoğu 2003 yılında Saddam yönetiminin devrilmesinin ardından demokrasiyi desteklemiş ve ülkedeki krizden çıkışın yegane yolu olarak görmüşlerdir.Irak’ta henüz yeni doğmuş olan demokrasiyi derinleştirmek ve içselleştirmek için uzun bir yol var. Bu ülkede sosyal ihtilafların çatışmaya dönüşerek demokrasiyi tehlikeye düşürdüğü anlarda ayağa kalkıp açıklamalar yaparak insanları dizginleyecek önderlere ihtiyaç vardır. İşte Ayetullah Sistani bu önderlerden biridir. Her ne kadar o kendi mezhebi konumunu siyasi bir hedef için kullanmak istemese de şartlar bunu bazen gerekli kılmaktadır.Ayetullah Sistani gibi rehberler, Şia mektebinin bağrından ve bu mezhebin öğretilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadırlar. Bu tür rehberlerin genellikle ayakları sürçmez ve verdikleri fetvalarla milyonlarca insanı harekete geçirebilirler. Zira insanlar onların fetvalarına uymayı dini bir gereksinim olarak görürler. Bu derece nüfuz sahibi olan bu şahsiyetlerden birinin yönetim konusunda demokrasiyi ideal bir idare tarzı olarak görmesi gerçekten çok ciddiye alınması gerekli bir konu olmalıdır.Ayetullah Sistani, güç ve nüfuzundan istifade ederken bireysel hakları ve barışı da düşünmelidir. O, “seküler hükümetin, siyasi gücün kendisi gibi ruhanilerin ilahiyat bilgilerinden türetildiği hükümet olduğu” şeklinde yorumlanmamasına da dikkat ediyor. Nitekim 2005 yılında şu fetvayı vermiştir: “Dini merceiyet defalarca şunu beyan etmiştir ki siyasete müdahale etmek istemiyor; merceiyet, devlet mansıplarını doldurmak yerine kendi ruhaniyetini sürdürmeyi yeğlemiştir.”Ayetullah Sistani Necef kentindeki etkin nüfuzunu kullanarak Şiilerle Sünniler arasında bir köprü olabilir. Irak , ikinci bir Suriye olmamalı, 2006 ve 2007 yıllarındaki şiddeti tekrar tecrübe etmemelidir. Maliki ve Obama yönetiminin Enbar bölgesindeki şiddet olaylarına son vermede daha fazla silahlanmayı bir çözüm olarak görmesi, kesinlikle hezimetle sonuçlanır. Herkesin saygı duyduğu bir ruhaninin söyleyeceği birkaç söz Irak’ta barış ve huzurun tesisinde daha etkili olur.