7 Nisan 2014 - 09:35
Cemaat’in Günahları

Bismihi Teâlâ Gerek teşkilatlanma biçimi; gerek kullandığı sloganik terimler, faaliyetlerinin fiziksel şekil ve içerikleri ve gerekse dünya görüşleri, ulaşmak istedikleri dünya düzeni itibariyle CIA güdümündeki “Opus Dei ve Moon Tarikatları” ile şaşırtıcı benzerlikler taşıyan Fethullah Gülen Cemaati’nin[1] üzerindeki sır ve gizem perdesi kısmi de olsa aralandı, aralanıyor. Artık cemaat, inanç yapısından örgütlenmesine; felsefesinden hedeflerine kadar tüm alanlarda sorgulanıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- 17 Aralık öncesine kadar ulaşılmaz zirvelerin yüce şahsiyeti olarak görülen Fethullah Gülen ve ülkenin hatta bölgenin en etkin belirleyici güç merkezi olarak görülen cemaati şimdi “terör örgütü” olmakla suçlanıyor.[2] Cemaat için merkezi sınavlarda soru çalmaktan[3] sansasyonel cinayetlerde ki rolüne kadar[4] pek çok suçlama ve günah ithamı havada uçuşuyor. 

Cemaatin maddi suçları varsa bunların tespit ve muhakemesi besbelli ki öncelikle resmi makamların görevidir. Ancak birde aydın ve entelektüellerin gündeme taşıması gereken; cemaatin topluma, ülkeye, ümmete hatta insanlığa karşı işlediği manevi suç ve günahlar vardır.Üstelik bu suç ve günahların ortaya çıkardığı hasar ve tahribat maddi suçlarla kıyaslanmayacak boyuttadır. Saymakla bitecek gibi olmayan bu “cemaatin manevi suç dosyası”nın bazı başlıkları şöyledir: 

1-Kendisine en mühim çalışma/yoğunlaşma alanı olarak “iman esasları”nı seçtiğini iddia eden cemaat; müntesiplerinin, iman esaslarının doğru anlaşılıp inanılmasında olmazsa olmaz kıstas olan Ehl-i Beyt ile tanışmamaları ve o yöne doğru adım atmamaları için akla hayale gelmeyen tedbirler üretmiştir. 

2-Cemaat, tüm müntesiplerini çepeçevre kuşatarak; farklı bilgi ve fikirlere ulaşmalarını engelleyip, muhakeme yeteneği sıfırlanmış, akletmekten uzak, Kırgız efsanelerindeki bilinçsiz köle (mankurt) türü bir insan yetiştirmeye hatta bunun seri üretimine yönelmiştir.

3-Cemaat, öncelikle kendisini “hak”kın ve “İslam”ın merkezine koyarak: “Cemaatin yararı İslam’ın yararıdır, cemaatin zararı İslam’ın zararıdır” felsefesini müntesiplerine enjekte etmiştir. Ardından cemaatin yararı için; her yol ve yöntemi mubahlaştırmış hatta cemaatin yararı için yapılan her ameli ecir getiren dini bir vecibe hükmüne evrimleştirerek; “makyavelist bir İslam anlayışı” ve “pragmatist bir topluluk” inşa etmiştir.

4-Makyavelizm ve pragmatizmi içselleştirmiş cemaat; “ümmet, vahdet, tevhit” gibi kavramları lügatinden çıkarmıştır. Hiçbir zaman bu kavramların ne söylem ne de fiiliyatta inananı ve savunucusu olmamıştır. Bu terimlerin içini boşaltmış, koflaştırmıştır. Mesela cemaat, İslam ümmetinin ana meselesi olan “Filistin sorunu” ile ilgili olarak ya da “Gasıp Siyonistİsrail”in zulüm ve cinayetleri ile ilgili olarak bırakın eylemi kınayıcı bir söylemin sahibi bile olmamıştır.

5-Cemaat, kendi çıkarlarını ümmetin çıkarlarından bile yukarda (daha doğru ifade ile kendini İslam’ın yegâne temsilcisi) görünce CIA, FBI, ADL, AIPAC, B'nai B'rith, Papalık, Patrikhane ve diğerleri ile (kendince İslam adına) iletişim ve işbirliği yapmaktan çekinmemiştir. Onları memnun etme ve cemaate yarar sağlama adına; İslam’ın inanç esasları ve rükunları üzerinde oynamaktan çekinmemiştir. Siyonizm ve Hristiyan misyonerliği için İslam ümmeti içine sızacak bir kanal oluşturmuştur.

6-Cemaat, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ortaya koyduğu “hak-batıl” mücadelesini “müşahhas” olmaktan çıkarıp ona “soyut” manalar yükleyerek esas mecrasının tamamen dışına sürüklemiştir. Böylece müntesipleri ve nüfuz alanındakilerin dünyada olup bitenleri “hak-batıl” mücadelesi çerçevesinde anlamlandırmalarının ve kendilerini ona göre konumlandırmalarının önünü kesmiştir.

7-Amerika’yı özgürlükler ülkesi, herkesi kuşatan yumuşak bir demokrasi havarisi olarak tanımlayan cemaat, gerek kendi müntesiplerinin ve gerekse nüfuz alanı içerisinde olan toplumların zihin ve fikir dünyasında “Emperyalist/Kapitalist Amerikan Düzeni”ni normalleştirmiş ve onun insanlık için en büyük tehdit ve tehlike olduğu algısını yıkmıştır.

8-Cemaat, Şiilik ve İslam İnkılabı karşıtlığını/düşmanlığını kendinin varoluşsal nedeni olarak görmüş, bunu itikadi bir inanca dönüştürmüştür. Yahudi ve Hristiyanlara gösterdiği ilgi, alaka ve hoşgörünün bir parçasını Şii Müslümanlara; Amerika, İsrail ve Avrupa devletlerine gösterdiği hizmet ve işbirliği aşkının binde birini İslam İnkılabı’na göstermeyen cemaat, ulusalcı ve mezhepçi bir anlayış inşa etmiştir. Tüm müntesipleri ve nüfuz alanındakileri “mezhepçilik ve milliyetçilik” boyasıyla boyamıştır.

9- Cemaat ve lideri, cemaatin ali menfaatleri için “İslam tarihi” ve Kur’ani kavramlar ile oynamanın yolunu açmışlardır. İslam tarihini realiteden koparıp tamamen tersyüz ederek anlatmak ve mesela “takiyye” gibi Kur’ani kavramları kendi gönüllerince yeniden anlamlandırmakta hiçbir beis görmemişlerdir.

 

[1]http://ozelnot.com/2014/01/29/fethullah-gulen-dosyasi/

[2]http://www.ensonhaber.com/erdogan-cemaate-ilk-kez-teror-orgutu-dedi-2014-03-22.html

[3]http://www.takvim.com.tr/Guncel/2014/04/06/kod-adi-gulen-orgutu

[4]http://yenisafak.com.tr/roportaj-haber/dink-cozulurse-mahcup-olurlar-05.04.2014-634070?ref=manset-13

Kemal Şükrü Sevindik / rasthaber

Ekler