18 Nisan 2014 - 12:24
Felluce’de sessizce yanan bir kuşak

Uluslararası kurum ve kuruluşların Amerika yönetiminin dünyanın çeşitli bölgelerinde kimyasal ve biyolojik silahlar gibi yasak silahları kullanmasına karşı pasif ve duyarsız tutumu devam ediyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Amerika yönetiminin bu tür ölümcül ve yıkıcı silahları kullandığına dair onca delil ve belgeye karşın uluslararası kurum ve kuruluşlar ve bu teşkilatların başında yer alan kişiler Amerika’nın cinayetlerini örtbas etmeye çalışıyor. Bu kişilerden biri ise BM genel sekreteri Ban Ki Moon’dur. Moon Amerika’nın bu tür cinayetlerini göz ardı ederek bu ülkeyi dünyada nükleer silahları kontrol etmenin öncüsü gibi yutturmaya çalışıyor. 

Bu çerçevede Moon, Amerika’nın düzenlediği konferanslara katılarak Washington yönetimine karşı kulluk ve sonsuz yükümlülük borcunu ödemeye çalışıyor. Geçen Mart ayında uluslararası nükleer güvenlik konferansı Amerika ve müttefikleri kendi topraklarında yığınla nükleer silah barındırdığı halde düzenlendi. Bu silahları bulundurmak en büyük suçtur. 

Öte yandan Amerika ve Rusya arasında Start adında bir dizi göstermelik nükleer silahsızlanma anlaşmasına da şahit oldu. Gerçekte nükleer silah sahibi olan bu devletler nükleer silahsızlanma kaygısını nükleer silahları üretme ve depolamanın kısıtlanması ile sınırlı tutmaya çalışıyor. Oysa bugün dünyada bir tek nükleer silah üretmek bile uluslararası yasalara göre suçtur ve dünyada nükleer güvenlik ilkesinin ihlali anlamına gelir. Üçüncü milenyumun başlarında ve Amerika ve İngiltere’nin Afganistan ve Irak topraklarına saldırıları sırasında bu iki zorba devletin her iki savaşta türlü kimyasal ve biyolojik yasak silahlarını kullandığını gördük. Öte yandan siyonist rejim İsrail’in de Amerika ve müttefikleri tarafından ve UAEK ve BM gibi uluslararası kurum ve kuruluşların sessizliği gölgesinde her türlü yasak silahla donatılması da, dünyanın tüm hür insanlarının ruhunu inciten bir trajedidir. 

Bu şartlarda nükleer güvenlik alanında dünya camiasına liderlik etme iddiasında bulunmak, üstelik dünya milletlerinin haklarını en çok çiğneyen ve her türlü kitle imha silahı bulunan bir ülke tarafından daha çok acı mizah gibidir. 

Bugün Irak’ın Felluce kentinde yaşanan durum, Amerika yönetiminin insan hakları ihlalleri ile ilgili sonu gelmeyen trajedisinin bir parçasıdır. Felluce kentinde yer yer Amerika ve Batı’nın işlediği cinayetlerin izleri göze çarparken, bu izleri gören her hür ve tarafsız insanın yüreği sızlıyor. Fakat ne var ki bu duruma asıl tepki vermeleri gereken uluslararası kurum ve kuruluşlar utanmaz bir sessizliğe büründü ve böylece zaman sürecinde Amerika’nın Felluce’de yarattığı facianın unutulmasını beklemeye başladı. Ancak Felluce’de Amerika’nın işlediği cinayetin izleri daha uzun yıllar silinemeyeceği ve kuşaktan kuşağa mazlum Felluce halkını etkileyeceği anlaşılıyor. 2005 yılından beri, yani Amerikan ordusu Felluce’de kimyasal silah ve zayıflatılmış uranyum içerikli silahlar kullandıktan iki yıl sonra kentin hekimleri çok tuhaf maluliyetleri olan bebeklerin doğumundan duydukları kaygıyı dile getirmeye başladı. 

Felluceli hekimler ayrıca Amerikalı askerlerle felluce’de isyancı gruplar arasında yaşanan çatışmaların ardından yörede kanser vakalarında da patlama yaşandığını belirtiyor. Hekimlerin bu sözleri yapılan bir araştırmada Felluce kentinde kanser oranı Ürdün ve Kuveyt’e oranla 4 ve 8 kat daha fazla olduğu ortaya çıkınca ispat edildi. Araştırmaya göre Felluce’de doğan bebeklerin arasında ölüm oranı binde 80 iken, bu rakam Mısır’da sadece 19, Ürdün’de 17 ve Kuveyt’te 10 civarında gerçekleşiyor. Bundan başka Felluce kentinde rastlanan kanser türlerinin Amerika’nın Japonya’nın Hiroşima kentini nükleer bomba ile vurmasının ardından Hiroşima cehenneminden sağ kurtulan insanların arasında ortaya çıkan kanserlere benzemesi dikkat çekiyor. Tüm bu cinayetlerin yaşandığı bir dünyada Amerika ve bu ülkenin hamisi BM ve genel sekreteri Ban Ki Moon, dünyada nükleer ve kimyasal güvenlikten dem vuruyor. Yani şimdi dünyada milletlerin haklarını en çok çiğneyen, Irak, Japonya ve diğer bir çok ülkede masum insanların ölümünü ve bu hallere düşmesine sebebiyet veren Amerika dünyada nükleer güvenlikten söz ediyor. Gerçekten bu çelişki nasıl izah edilebilir!? 

Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen uluslararası nükleer güvenlik konferansı bir kez daha uluslararası camianın süper güçlerin tüm nükleer silahlarını yok etmeleri gerektiği ile ilgili temel gereksinimini ortay koydu. Zirvenin sonunda 35 ülke nükleer güvenlikle ilgili kuralları milli yasaya dönüştürme sözü verdi. Bunun amacı ise teröristlerin nükleer maddelere ulaşmalarını engelleme şeklinde açıklandı. Ancak görünen o ki bu hareketi destekleyen ülkeler terörün tanımı ve yine uluslararası nükleer güvenlik boyutlarının tanımında hesap hatasına düşmüş bulunuyor. Çünkü tüm bunları Amerika yönetimi ve enerji bakanı gündeme getiriyor. Oysa Amerika bizzat uluslararası düzende nükleer açıdan en yıkıcı rolü oynayan ülkedir. Amerika dünyada nükleer silahlarını bir başka millete karşı kullanan tek devlettir. Lahey’de düzenlenen uluslararası nükleer güvenlik zirvesinde Japonya, İtalya ve Belçika yönetimleri plütonyum ve uranyum stoklarını büyük oranda azaltma söz verdi. Başka ülkeler de nükleer madde kaçakçılığı ile mücadele sözü verdi. Bu ülkeler yine araştırma reaktörleri için gerekli olan yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum yerine düşük düzeyde uranyum zenginleştirme sözü verdi. Fakat bu zirvede yine cevapsız kalan esas mesele, süper güçlerin nükleer silahsızlanması oldu. Gerçekte bu zirvede de geçmişte Amerika’nın düzenlediği zirvelerde olduğu gibi esas sorun yerine marjinal meseleler gündeme getirildi ve Amerika bir kez daha sorumluluğundan kaçmayı başardı.

irib

Ekler