Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-İdlib, Halep ve Hama'dan kovulan ılımlılar Gaziantep'te Nusra'nın müttefiki Ahrar'la ortak oldularsa ilginç bir süreç başlıyor demektir.
Türkiye, Suriye krizinin hazırlık sahnesi olageldi. Sivil ve askeri muhalefet İstanbul, Adana, Hatay ve Gaziantep’te organize edildi. Bu misyon hala devam ederken oyunun oynandığı asıl sahne ile arka sahne arasındaki perde yavaşça kalkıyor. Demek istediğim; Suriye’de ‘rejime karşı vekâlet savaşı’, düne kadar rejime karşı aynı safta yer alan grupların kendi aralarındaki ‘alan kapma savaşı’ ve ‘IŞİD’le savaş’ olarak çeşitlenen kriz birçok açıdan arka sahneye taşıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kobani düşerse” diye kaygılananlara öfkelenip “Varsa yoksa Kobani, Halep’i düşünmüyorlar” diye çıkışmasının altında yatan da öyle sanıyorum ki mülteciden ziyade silahlı militan akını olacağına dair öngörüdür. Halep, Suriye ordusunun eline geçtiğinde sadece devrim planları suya düşmeyecek bölgede üstlenmiş silahlı gruplar Türkiye’ye çekilecek. İşte o zaman oyun sahnesi ile sahne gerisi iyiden iyiye birbirine karışacak. Zira Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nin geçen ay İdlib ve Halep kırsalından çıkardığı Suriye Devrimciler Cephesi’nin lideri Cemal Maruf da bazı adamlarıyla birlikte soluğu Türkiye’de aldı. Türkiye’de Maruf gibi cephede tart edilmiş ya da ıskartaya çıkarılmış az lider yok.
Suriye’de birbiriyle çatışanların hesaplaşmalarını levazımat ve koordinasyon cephesi Türkiye’de sürdürmeleri de muhtemel. Ki sınır illerinde rakip gruplar arasında küçük çaplı kavgaların hâlihazırda yaşandığını biliyoruz.
IŞİD’in genişleyen hareket alanı
Bu taşma meselesi sadece Türkiye ile dayanışan gruplar için geçerli değil. Kobani’yi kuşatan IŞİD da geçen hafta önce Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye soktuğu bomba yüklü araçla YPG güçlerine saldırıp ardından Toprak Mahsülleri Ofisi’ni bir cepheye çevirerek nasıl sınır aştığını gösterdi. Suruç’ta güvenlik gerekçesiyle boşaltılan sınır köyü Etmenek’in IŞİD üyelerince kullanıldığına dair de iddialar mevcut. Bu mesele hakkıyla kamuoyunda tartışılmadan ABD’nin Ankara Büyükelçiliği ‘aşırılıkçı grupların Suriye geçici hükümeti binasına saldırı planladığına dair ihbar aldıklarını’ açıkladı. Malum ‘kurtarılmış’ bölgelerde konuşlanacağı iddiasıyla İstanbul’da oluşturulan geçici hükümet Gaziantep’te üstlendi.
Oyuna devam: Yeni bir koalisyon
Ne var ki ateşin sınır aşan karakterine rağmen Türkiye’nin ev sahipliğindeki oyun devam ediyor. Hem Esad’a hem IŞİD’e bilenenler 27-29 Kasım’da ‘devrim’ masasını bir kez daha Gaziantep’te kurdu. Ortada Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), ona bağlı ‘geçici hükümet’ ve askeri kanadı temsilen ‘Özgür Suriye Ordusu Genelkurmay Başkanlığı’ varken Suriye Devrim Komuta Konseyi (SDKK) adıyla yeni bir çatı örgütü kuruldu. İlk önce sahada birlik görüntüsüyle ABD’nin ‘eğit-donat’ programına mazhar olmak amacıyla oluşturulduğu izlenimi veren SDKK sadece askeri bir yapı değil sivil ve siyasi temsiliyet iddiasını taşıyacak şekilde yapılandırıldı. 3 Ağustos’ta silahlı grupların altına imza attığı ‘Vatasımu’ adlı girişimle başlayan bir sürecin sonunda ılımlı gruplarla İslamcıları bir araya getiren SDKK’da 72 örgütün yer aldığı belirtildi. Eski yargıç Kays Abdullah el Şeyh başkanlığındaki SDKK’nin 17 kişilik yürütme organı, 73 kişilik genel komutanlığı ve karar mekanizması olarak 219 üyeli bir genel komisyonu olacak. Bunun yanı sıra siyasi, sivil ve askeri ofis teşkil edilecek. Suudi Arabistan’da meskun Şeyh Adnan Arur’un da katıldığı toplantılarda alınan karara göre örgüt 7 bin kişilik acil müdahale ordusu kuracak.
Kaide bağlantısı sorun
SDKK’da Nusra yok. IŞİD zaten ortak düşman. Nusra ile birlikte hareket eden Ahrar-uş Şam’ın olup olmadığı konusunda da bir belirsizlik var. Konuştuğum Suriyeli muhalif bir kaynak “Ahrar-uş Şam eylülde liderlerinin öldürülmesi öncesinde konseye katılmaktan yanaydı. Ancak Ahrar’ın yeni liderleri yer almayı reddetti” derken Carnegieendowment.org’ta Aron Lund, Ahrar’ın da katıldığını yazdı.
Ahrar yeni ittifaka katıldıysa SDKK’ya yardım konusunda ABD’nin tutumu merak konusu olacaktır. Her ne kadar ABD, terör örgütü listesine aldığı Nusra’ya yönelik açık tutumunu Ahrar’a karşı sergilemese de şimdiye kadar verilen sinyaller olumlu değildi. Hatırlarsanız ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Atlantik Konseyi'ndeki konuşmasında Türkiye'ye ‘Nusra ve Ahrar-uş Şam’a yardım edilmemeli’ uyarısında bulunduklarını söylemişti. Ayrıca ABD, IŞİD’e karşı hava operasyonlarına başladığında Nusra’nın karargahının yanı sıra Ahrar’ın Bab el Heva’da bir üssünü vurdu. ABD’nin tutum değiştirmesi Ahrar’ın Nusra ile ittifakına son verip vermemesine bağlı olabilir. Türkiye ve Katar’ın Suriye’de Tevhid Tugayı ile birlikte önemli kartlarından biri olan Ahrar’la ilgili çekincelerin kaynağını merak edenlere şunları hatırlatayım:
Ahrar’ın kurucularından Ebu Halid el Suri, Kaide’nin öldürülen lideri Usame bin Ladin’in dostuydu. ABD Hazine Bakanlığı, 18 Aralık 2013 tarihli açıklamasında ‘küresel teröristler’ listesine aldığı Kaide’nin Katarlı finansörü Abdurrahman bin Umeyr el Nueymi’nin para operasyonlarından bahsederken şu bilgiyi veriyordu: “2013’de Nueymi, Kaide’nin Suriye’deki temsilcisi Ebu Halid el Suri aracılığıyla Kaide’ye 600 bin dolar transfer edilmesini emretti.”
İspanya mahkemesi de 2004’te Madrid’deki bombalı saldırılarla ilgili davada Ebu Halid’i ‘Usame bin Ladin’in Avrupa’daki özel kuryesi’ olarak tanımlamıştı. Kaide lideri Eyman el Zevahiri ise 2013’te IŞİD ile Nusra arasındaki anlaşmazlığa son vermesi için Ebu Halid’i özel temsilci tayin etmişti. Yine ABD ve Suudi Arabistan’ın silah verdiği Suriye Devrimciler Cephesi ve Hazm Hareketi’ne karşı savaş başlatan Nusra’ya Ahrar’ın bazı adamlarının yardım ettiği ortaya çıktı.Yine Nusra geçenlerde ABD’nin desteklediği Ensar Tugayı’nı İdlib, Hak Cephesi’ni Hama’dan çıkarırken evlerine ya da Türkiye’ye kaçan bu iki örgütün üyeleri silahlarını Nusra’nın müttefiki Ahrar’a teslim etti. Nusra’nın ılımlı örgütleri hedef alınmasının nedeni bunların ABD’nin Kaide ve IŞİD’e karşı yapacağı yardımlar için aday gruplar olması.
Ilımlılar: Biz yokuz
Manzara bu iken İdlib, Halep ve Hama’dan kovulan ılımlılar Gaziantep’te Nusra’nın müttefiki Ahrar’la ortak oldularsa ilginç bir süreç başlıyor demektir. Ama buna kredi açmak için acele etmemek lazım. Paralel ideolojik duruşlarına rağmen Suud istihbaratının güdümündeki İslam Ordusu ile sırtını Katar ve Türkiye’ye dayayan Ahrar, İslami Cephe’de sorun yaşıyorsa zıtlıklar barındıran SDKK’nin işi daha da zor. Nitekim çok geçmeden ‘ılımlı’ iki gruptan farklı sesler gelmeye başladı. Reuters’a göre Suriye Devrimciler Cephesi’nin güney kolu ‘şeri düzen’ vaat ettiği söylenen konseyle ilgilerinin olmadığını söyledi. Hazm Hareketi’nden bir yetkili ise “Devrimin ilkelerinden saptığını hissettik ve ayrıldık” dedi. Ama henüz hiçbir şey tam anlamıyla resmileşmiş değil.
Gaziantep’te savaşı büyütmeye odaklı bu girişime karşın Erdoğan’ın seçim meydanlarında kardeşim diyerek kürsüye çıkardığı SMDK’nın eski başkanı Muaz el Hatib, Esad rejimin elini uzatmış gözüküyor. Terk ettiği SMDK için “13 istihbarat servisinin güdümündeydi” diyen Hatib, Moskova ziyaretinde Rusya’nın Esad’ın bir süreliğine daha iktidarda kalmasına itiraz etmeyen barış planına yeşil ışık yaktı.
Gaziantep’te savaş, Moskova’da barış havası. Halbuki barışı en çok isteyenler ateşe yakın olanlardır.
Fehim Taştekin