Bu gün minberlerde sohbetlerde insani değerlerden dem vuran, sahip oldukları değerleri sadece dillerinde tutan, kesinlikle ruhlarına ve kalplerine bu değerleri indirgemeyen topluluklara sitemden öte beraat ilan ediyorum.
İslam’ın Kutsi değerlerini İnsanlık dışı tarafgirlik üzerine kullanarak ‘ya bendensin ya da hiç yoksun’ zihniyetini şiddetle eleştiriyorum. Herkesin kendine bir mazlumiyet kılıfı biçtiği bu dönemde Ortadoğu cadı kazanında yanı başındaki zulme sessiz kalan tüm İslamcıları mazlumun hakkını zalimden alan Allah’a şikayet ediyorum.
Yanı Başımızda Kobane’de tam bir insanlık dramı yaşanıyor. Din adına dinsizliğin en zirvesini yaşayan bir topluluk ile sahip oldukları tüm asli değerleri korumaya çalışan insanların mücadelesine tanıklık ettiğimiz bu günlerde Kobane sınırına gitme imkanım oldu. Gördüklerim karşısında nefesim kesildi, ruhum çekildi desem yeridir. İnsanlara bu dünyada cehennemin nasıl yaşatıldığına tanıklık ettiğimde kafamdan geçen ilk şey şu oldu:
Müslümanlar, İslami Camialar nerede?
Neden yanı başlarındaki bu insanlara karşı işlenen insanlık suçuna kimse gıkını çıkarmıyor?
Sonra gördüm ki kendilerini İslami camia olarak zikreden hemen hemen hiçbir grup “insani camia olmadan, İslami camia olunmayacağını” bilmiyormuş.
Oturup hala saçma sapan, bağnazca bir tarafgirliğe gark olmuş, insaniyetten zerre kadar nasiplenmemiş; lakin her gün meydanlarda Filistin, Mısır, Irak diye -sadece- bağıran “Fehmi dar İslamcılar” , konu Kürtler ,Kürtler’e yapılan zulümler olunca nedense küçük dillerini yutup oturdukları yerden karavana sallamak dışında hiç bir şey yapmıyor.
Kafalarını devekuşu misali toprağa gömen İslamcıların yanı başlarındaki bu vahşet sürerken yaptıkları şeyleri sıralayacak olursak:
Kendi primlerini yüksek tutmak için dillerine pelesenk ettikleri Filistin’i desteklemek.
Tahtlarının sağlamlaşması adına Kürdistani her İslami yapıya “onlar Kürt onlar Pkk’ci” diyerekten nifak tohumları ekerek asıl niyetlerini korkak ve rezilce saklamaya çalışmak.
Minberlerde hala kendi mensubu oldukları tarafların saçma sapan bağnazlıklarını vahiy diye insanlara yutturmaya çalışmak.
Ve Sünni’nin Şii’ye Şii’nin Sünni’ye saldırması gibi isteklerin yüreklerinin derinliklerinde sakladıklarını görmekteyiz.


Sorsanız hepsi Salih birer Müslüman, sorsanız “Haksızlık karşısında boyun eğmeyiniz zira hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz” sözünün muhatabı olacak kadar şeref sahibi hepsi. Ne yazık ki iş meydanlara gelince çok az Salih mümin haricinde hepsi fos, hepsi küller kadar değersiz.
Allah için nasıl bir vicdanınız var sizin sizler nasıl bir imana sahipsiniz de şu yaşanan zulme karşı sessiz kalabiliyorsunuz? Sizler bu tavırlarınızdan sonra hiç utanmadan hala nasıl hakkı savunup batılın karşısında olduğunuzu söyleyebiliyorsunuz? Komşusu açken tok yatan bizden değildir diyen bir Peygamberin ümmeti olduğunu iddia eden sizler yanı başınızdaki kardeşleriniz katledilirken sadece size menfaat sağladığı için Filistin, Mısır yaygaralarınızın hesabını nasıl vereceksiniz? Hala oturduğu mekanlarda falankes şunu yaptı filankes bunu yaptı deyip, ona buna teberri edip at gözlüğü ile bunca olan zulümden bi-haber oluşunuzun hesabını sormayacak mı size Allah? Ya da hala tespih ve zikir çekmeye devam mı edeceksiniz bunca vahşetin tam ortasında bana dokunmayan yılan bin yaşasın der gibi?


Bunlar yetmezmiş gibi yaşanılacak mahşere iman edip apaçık olan münkere kayıtsız kalmayan bir grup Salih Müslümanı da ırkçılık ile tarafcılık ile münafıklık, fitne, küfür ile itham edip aranızdan ihraç etmeye çalışmanızı hiç söylemiyorum bile
Heyhat Minezilleh diyordu İmam Huseyn (a.s ). Tabi bu söz basiret ve vicdan sahibi müminler için çok şey ifade eder. Vicdanını nefsi arzularının kurbanı etmiş İslamcılar, bu zulme sessiz kalan din(i)dar dilsiz şeytanlar hadisin anlamını derk etmemişlerdir zannımca. Zillet bizden uzaktır yerine “insaniyet bizden uzaktır” ın muhatabı olmuşlar. Ne yazık…
Gerek bölgemiz gerek ülkemiz gerekse de hiçbir zaman cem olamamış ümmetin(!), yalın ayaklı Mustazaf halka yaşatılan bu cehenneme sessiz kalmalarına nasıl bir kılıf uydurulabilir, bilmiyorum.
İnsan olduğunu unutmuş, kendilerini İslami zanneden bu grupların hala ümmet meydana getirme kandırmacalarına şaşırmamak gerçekten elde değil.
Birilerinin bunlara insan olmadan İslam olmayacağını öğretmesi gerekiyor.
Ey Kürdistan’ın yitik evlatları! Artık sadece lafla başkalarının acılarına yandığımız kadar kendi insanlarımızın acılarına yanmanın vakti gelmedi mi?
Mazluma sahip çıkmayı -ki Bu mazlum Kürtler olunca- ırkçılık olarak algılayan şu bağnaz zihniyete son verme vaktimiz gelmedi mi?
Kürt”İnsan”ileşme vaktimiz gelmedimi?
Unutmayın kendi ev halkına faydası olmayanın kimseye faydası olmaz. Kendi halkının bu mazlumiyetine sessiz kalanın başkalarını savunması tamamen yalan ve sahtekarlıktan ibarettir bunu bilin. Bizler başkalarının hakkını savunabildiğimiz halde sessiz kalmayı da zelil biliyoruz. O halde Filistin, Irak, Myanmar, Mısır ,Hocalı’ya sahip çıktığınız gibi Kobane ye de sahip çıkın da en azından insani kırıntılar taşıdığınızı görelim.
Kobane yi yalnız bırakmayan Öze Dönüş Platformu’nun Şanlıurfa Şubesi Salih gönüllülerine teşekkür eder, kendilerinin insanlık için birer örnek olduğunu belirtmek isterim.
Muhakkak ki Allah Katında ki Müminler İhlas Sahipleridir
La Havle Vela Kuvvete İlla Billah El Aliyyul Azim
Seyyid İsmail Huseyni Bohti