6 Ocak 2015 - 12:05
IŞİD ve İlahi Rahmetler

IŞİD’ın ortaya çıkışının asıl sebebi anlaşılmasın diye emperyal medya elinden geleni yapıyor; IŞİD hakkındaki gerçekleri, hep detay ve yapay gündemler oluşturarak saptırmaya çalışıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Alemlere Rahmet yayan Allah’ın adıyla….

IŞİD’ın ortaya çıkışının asıl sebebi anlaşılmasın diye emperyal medya elinden geleni yapıyor; IŞİD hakkındaki gerçekleri, hep detay ve yapay gündemler oluşturarak saptırmaya çalışıyor. Bölgede IŞID öncesi, sömürücülerin Ortadoğu serüvenine kısa bir bakış ile gerçekleri görmek daha kolay olacaktır.

İslami uyanışla başlayan Müslüman ümetinin yükselişi, Batılı müstekbirlerin kalbine korku salmış ve geleceğe yönelik Ortadoğu planlarını altüst etmişti.

Irak’da hükümetin yavaş yavaş istikrarı sağlaması ve İslami İran’la yakın ilişkileri sonucu Velayet-i fakih eksenine yönelmesi, asırlardır diktatörlerin zulmü altında olan Irak halkının gerçekleri görmelerine sebep oluyordu.

Amerika başta olmak üzere işgalciler askeri birliklerini geri çektikten sonra Irak’ta menfaatlerinin tehlikeye düştüğünü gördüler, buna kayıtsız kalmazlardı dolayısıyla dışarıdan başka ellerle müdahale etme merhalesini başlattılar..

Emperyal gücün Ordadoğu’daki planları, küresel ekonomik krizden dolayı bölgedeki enreji kaynaklarına tamamen hakim olma hedefi olarak görülse de asıl sorunun “yeni siyasi bir anlayışın” ortaya çıkışı olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Müslüman halkları İslami uyanışa yönlendiren İslam Cumhuriyeti sadece tağutları yıkmayı hedeflemiyor aynı zamanda bu rejimler yerine alternatif de sunuyordu. İslami siyaset doktrini adında Velayet-i fakih anlayışını dünya siyaset dünyasına hediye ediyordu. Müstekbirleri kokutan asıl sebep İslam ümmetinin bu siyasi eksene yönelmesiydi.

Müslüman halkın kendilerine musallat olan müstekbirlerin kuklası diktatörleri teker teker yıkması Batıyı şoka sevk edince bu İslami uyanışı kendi lehlerine çevirmeye; “halk demokrasi istiyor”, “özgürlük istiyor” sloganlarıyla uyanışı sahiplenmeye çalıştılar.

Bu akımın önünü almak için uyanış ve dirilişe öncülük eden İnkılapçı akımın önünün alınması gerekiyordu; bunun için önce Irak’ın karıştırılması ve direnişin ön cephesi Suriye’deki yönetimin de değişmesi gerekiyordu.

Irak ve Suriye olayları ilahi bir rahmetti; Allah zalimlerin eliyle gerçekleri ortaya çıkarıyordu. Suriye olayları, Muhammedi İslam ile Amerikancı İslam’ın saflarının ayrılması için bir imtihandı. Emperyal güç bütün imkanlarıyla Suriye’ye saldırıyor ve her yenilgisinde başka yollar deniyordu. Irak’da yıllarca terör estiren el-Kaide, Nusra gibi emperyal gücün piyonları meydana sürüldü.

Başarılı olamayınca da yedekte bekletilen IŞİD ortaya çıkarıldı.

IŞİD iki önemli hedef için ortaya çıkarılmıştı;

1-Irak ve Suriye’yi istikrarsızlaştırmak; terör estirmek, istikrarı bozmak, kargaşa ve anarşi çıkarmak içindir. Şeytani güçlerin cepheye sürdüğü toplama teröristler, cahil Müslümanların dilinde mücahid olarak adlandırıldı.

2-İslam’ın devlet doktrini Velayet-i fakih karşısına Amerika’ya hizmet edecek bir İslam devleti çıkarmak. Böylece bir taraftan Müslümanlar için bir İslam devleti kurmuş olacak diğer taraftan da Batı dünyasına da “bakın İslam devleti böyle baş kesiyor” imajı verilecekti.

Elbette, Allah, düşmanın bu planından da İslam ümmetine rahmetini yayacaktı; IŞİD’in terör eylemleri artıkça Müslümanların uyanışı da artıyor, IŞİD Irak ve Suriye topraklarını işgal ettikçe Müslümanlar arasında vatanlarını, canlarını, namuslarını koruma ruhu gelişti, IŞİD güçlendikçe arkasındaki büyük şeytanın resmi de görünmeye başladı.

Asırlardır aciz ve çaresiz yerinde oturan Irak halkı bu ilahi rahmet sayesinde uyanışa, dirilişe, dik duruşa ve cihad ruhuna dönüş yaptı.

Suriye halkı asırlardır diktatörlerin gölgesinde dinden uzaklaşmıştı, bu ilahi rahmet sayesinde yüzlerine öze dönüş kapıları açılmış, gerçekleri görme ufukları genişlemiş oluyordu. Doğru safta olmalarının verdiği özgüven ile müstekbirlere ve yandaşlarına büyük bir ders verdiler ve vermeye devam ediyorlar.

Bu dik duruş ve direniş, yüzbinlerce insanın ölümüne milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesine sebep oluyordu ama karşılığında müstekbirlerin karşısında eğilmemeyi, halkına izzetli olmayı öğretiyordu. Batının hizmetinde olanlar bu izzetin ne kadar değerli olduğunu anlayamazlar.

Evet! Bir taraftan müstekbir güçlerin desteklediği diktatör sistemlere karşı halkın uyanışı, diğer taraftan Velayet-i fakih eksenli Hizbullah’ının güçlenmesi, Yemen’de Ensarullah’ın doğuşu, Bahreyn’de halkın Âl-i Halife saltanatına karşı ayaklanışı ve Filistin’de İslami direniş cephesinin gerçekleri görmeye başlamaları Ortadoğu’daki ilahi nimetlerdendir.

Irak’da halk ordusu gönüllü milis güçlerinin kurulması ve Suriye’de de direniş cephesine verilen desteğin güçlenmesi ayrı bir ilahi rahmettir.

İşte IŞİD’in zülüm, katliam ve işkenceleri karşısında direniş, Allah’ın İslam ümmetine bu rahmetleri göndermesine vesile oluyordu.

Allah, biz hikmetini bilmesek de dünyadaki gelişmeleri özellikle de Ortadoğu’nun şekillenmesini İslam ümmetinin maslahatı doğrultusunda yönlendirmektedir, yeter ki biz basiretli, ferasetli ve iman dolu kalple Velayet ekseninden ayrılmayalım.

Adalet güneşinin doğması ümidiyle….

Abdullah Özgür

Ekler