Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Son günlerde tekfirci IŞİD terör örgütü Suriye'den sonra, Irak'ta da tarihi eserleri tahrip etmeye başladı. Peki bu cinayetin kökü nelere dayanıyor? IŞİD'in gerçek amacı nedir?
Arkeolojik bulgular, Mezopotamya topraklarının dünyanın ilk medeniyetlerinin çıkış noktası olduğunu kesinlikler ortaya koyuyor. Sümer, Aked, Babil, Asur ve diğer bir çok medeniyetten geriye kalan tarihi eserler, her insanı hayrete düşürüyor.
Taş heykeller, süs eşyaları, kap çanaklar, savaş aletleri, çanak çömlekler ve binlerce bina kalıntıları ve belge, beşeri toplumun tarihi ve arkeolojik araştırmalarına ışık tutan ve geçmişimizle ilgili bilgimizi geliştiren altın değerinde eşyalardır. Kuşkusuz bu değerli eserler milenyumların engebeli ve tehlikeli günlerini geride bırakarak günümüze dek gelmiş ve onca savaş ve yıkıma karşın şimdiye kadar ayakta durmayı başarmıştır. Ama maalesef bugün bu muhteşem tarihi mirasın büyük bir bölümü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı ve hatta bir bölümü yok edildi.
Evet, bu kez işlenen korkunç cinayet sadece kuruntu, hurafe ve putperestlik yüzünden yaşanmıyor. Bu kez Mezopotamya bölgenin tarihi kültürü ve medeniyetinin kalbi yok edilmek isteniyor.
Musul kentinde yer alan tarihi heykellerin bir avuç vahşi, cahil ve bağnaz gözü dönmüş teröristin balyozları altında kırılması, yok edilmesi ve yine bir kütüphanenin çok değerli kitaplarının yakılması her hür insanın yüreğini yakan ve ah çektiren manzaralardı.
Tekfirci IŞİD terör örgütü tarih boyunca gelip geçen diğer bir çok radikal örgüt gibi işgal ettikleri toprakların tarihi geçmişini yok etme peşindedir. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan video görüntülerinde bir avuç vahşi terörist ellerinde balyozlarla Musul müzesinde tarihi eserleri kırıp yıktıklarına şahit olduk. Gerçi bazı kaynaklar kırılan heykellerin esas heykeller olmadığını ve sadece birer kopyası olduğunu belirtiyor. Ama yine de bazı uzmanlar binlerce yıldan beri korunarak bu güne kadar getirilen bu eşyalardan bir çoğunun kopyasının bile bulunmadığını veya müzeden kaldırılma imkanı olmadığını kaydediyor.
Kuşkusuz tarihi mekânlara ve eserlere yönelik bu tür saldırılar, beşeri camianın toplu hafızasına düzenlenen vahşice bir saldırıdır. Bu tahribat açıkça bunu yapanların ahmaklığını, akılsızlığını, düşüncesizliğini,... gösteriyor ve tekfirci IŞİD tarafından uygulanıyor.
Tarihi eserleri köksüz ve alçak kimliğine yönelik birer düşman şeklinde algılayan IŞİD terör örgütü çeşitli yöntemlere başvurarak var olan bir tarihi kültürü yok etmek istiyor. Ancak bu süreçte en çok acı veren konu, IŞİD'in tüm bu tahribatı ve barbarlığı din adına yapması ve büyük bir sahtekârlıkla dini öğretilerden bu insanlık dışı ve akıl dışı uygulamalarını hak göstermek için yararlanmasıdır. Oysa hatta bu tür gerekçeler bile örgütün diğer davranışlarıyla çelişmektedir. Nitekim bir süre önce Batılı kaynaklar IŞİD terör örgütünün yüz kadar nefis tarihi eseri Suriye'den kaçırarak Londra'ya kaçak yollardan götürdüğünü ve burada satarak savaşı için gerekli paranın bir bölümünü karşıladığını yazdı.
Bu korkunç cinayet hakkında bir rapor yayınlayan New York Times gazetesi IŞİD'in söz konusu kaçak tarihi eşyaları Türkiye üzerinden İngiltere'ye götürdüğünü, tarihi eşyaların arasında Bizans dönemine ait altın ve gümüş sikkeler ve Roma İmparatorluğu dönemine ait çanak çömlek ve cam eşyalar bulunduğunu ve her birinin yüz binlerce dolar değerinde olduğunu yazdı. Gazete bu yağmayı Afrika kıtasında elmas ticaretinde elde edilen ve kanlı elmas ticareti olarak ün yapan ve kara kıtada savaşların mali bedelini karşılayan yağma ile karşılaştırdı.
Musul'un IŞİD tarafından işgal edilmesinin ardından kaçarak Bağdat'a sığınan Musul müzesi yetkililerinden Bayan Salih, şöyle diyor: “Bence, müzenin eşyaları uluslararası piyasalarda satmak için aşırı büyük olduğu için tahrip edildi. Daha küçük eşyalar IŞİD'in hiç bir saldırısına maruz kalmadan kaçırıldı ve örgüte yüz binlerce dolar gelir sağladı.”
UNESCO Başkanı İrina Bokova IŞİD terör örgütünün Irak'ta tarihi eserleri yok etmesini kınayan ve böylece sessiz kalmayı caiz görmeyen yetkililerden biriydi. Bokova bir bildiri yayınlayarak kültürel mirası kasten tahrip etmenin savaş suçu olduğunu, bölgede tüm siyasi ve dini liderlerden bu yeni barbarlığa karşı ayaklanmalarını istediğini belirtti.
Ehli sünnetin en yüksek dini kurumu olan El Ezher Üniversitesi de IŞİD'in bu cinayetinden duyulan nefreti dile getirerek, tarihi eserlerin tahrip edilmesini tüm dünyaya karşı işlenen en büyük cinayet olduğunu açıkladı.
Iraklı Şii Müslümanların büyük âlimi Ayetullah Ali Sistani de IŞİD'in tarihi Musul müzesini ve içindeki eşyaları tahrip etmesini şiddetle eleştirdi. Ayetullah Sistani'nin temsilcisi Kerbelai Cuma namazında yaptığı konuşmada, IŞİD'in bu yaptığı, örgütün Irak milletine yönelik vahşiliği ve barbarlığının işareti olduğunu belirtti.
İran kültürel miras, el sanatları ve turizm kurumu da bir bildiri yayınlayarak tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak'ta kültürel mirası tahrip etmesini kınadı. Başta UNESCO olmak üzere tüm uluslararası çevrelerden UNESCO'nun kültürel miras listesinde kayda geçen tarihi Hetra kentinin yıkımını engellemek için acil tedbirler almalarını istedi. Bildiride, Irak'ta kültürel mirasın IŞİD tarafından İslam adına ve bu semavi dinin imajını zedelemek amacıyla gerçekleştiği, oysa bu tür amellerin esasen İslam dininin öğretileri ile bağdaşmadığı belirtildi. Bildiride ayrıca geçmişlerden miras kalan eserlerin yok edilmesinin nerede ve hangi bahane ile olursa olsun kınandığı, geçmişten miras kalan bu değerli eserlerin hangi niyet ve maksatla tahrip edilirse edilsin, beşeri kültürel ve medeni mirasa yönelik cahilliği yansıttığı vurgulandı.
İranlı uzman Cudeki, IŞİD'in Irak'ta tarihi eserleri tahrip etmesine işaret ederek şöyle diyor: “Bu örgütün üyeleri Irak'ın kentlerinde tarihi eserleri tahrip etmeyi, İslam Peygamberi'nin –s– Mekke'ye girişiyle mukayese ediyor ve bunu bir nevi yeni put kıranlık sayıyor. Oysa bu iki konunun birbiriyle hiç bir ilgisi yoktur. Allah Resulü –s– intikam almak veya başka ülkeleri fethetmek peşinde değildi, nitekim Mekke'ye ayak basar basmaz, genel af ilan etti. Oysa IŞİD sürekli halk arasında panik ve dehşet saçmak ve katliam etmek yoluyla zafer elde etme peşindedir. Maalesef IŞİD üyeleri arasında İslam'ı doğru tanıyanlar da yok, çünkü eğer din akıl ile birlik olursa milletlerin kurtuluşuna vesile olur, fakat eğer din cahillikle beraber olursa milletleri bedbaht eder.”
İranlı felsefe hocası ve yazar Dr. Nasrullah Purcevadi de IŞİD'in Irak'ta tarihi eserleri yıkması ve kırması hakkında facebook sayfasında yaptığı yorumda şöyle diyor: “IŞİD Musul müzesinde tarihi eşyalarına başına düştü, onları kırıyor ve kendince Hz. İbrahim gibi davranıyor. Oysa Hz. İbrahim ilkin kendi nefsi ile mücadele etti ve nefsinin başını balyozla kırdı. Eğer IŞİD tarihi eserleri imha ediyorsa, sadece kültür ve sanata yabancı olduğunu yansıtmıyor, aynı zamanda vatansızlık kompleksini de ortaya koyuyor. IŞİD kendi içinde milli ve tarihi kimliği olmadığını ve geçmişinde kültürel unsurların yer almadığını çok iyi biliyor. Yoksa hangi salih selefi sanat eserlerini imha etmiştir? Kuşkusuz IŞİD işlediği kültürel cinayeti İslam Peygamberi –s– ve Hz. İbrahim'in icraatı ile mukayese ederek açıkça demogoji yapıyor, çünkü bu iki büyük ilahi peygamber insanları cahillikten kurtarmak için halkın taptığı putları kırdı, oysa Musul'da hiç kimse bu tarihi heykellere tapmıyordu.”
Öte yandan bu terör örgütünün saçmalıklarına verilecek cevapta üzerinde durulması gereken önemli bir nokta, bu teröristlerin iddia ettiğinin aksine kültürel mirasın İslam dininde ve öğretilerinde önemli bir yeri bulunmasıdır. İslam dini bizlere geçmişlerimizden miras kalan kültürel yadigârları korumamızı ve geçmiş kuşakların birikimlerini bir sonraki kuşaklara aktarmayı ve toplumun maddi ve manevi ilerlemesine ve gelişmesine katkı sağlamayı öğretir. İslam dininde ayrıca saygın ve kutsal mekânlara el uzatılmamasını emreder. Bundan başka Kur'an'ı Kerim geçmişlerin tarihini incelemeyi ve seyahat ederek tarihi eserleri görmeyi bir ibret ve ders kaynağı olarak tanıtmış ve insanlardan başka kavimlerin ve milletlerin öyküsünden ve başlarına gelenlerden ibret almalarını emretmiştir. Nitekim bu öykülerin anlatımı ve beraberinde hikmet ve maariflerin hatırlatılması, Kur'an'ı Kerim'in temel ilkelerinden biri sayılır.
Evet, tüm bu anlatılanlardan hareketle tarihi eserleri ve heykelleri tahrip etmek, ilahi enbiya ve evliyaların mezarını yıkmak, ancak IŞİD gibi gerici, tekfirci, yüzeysel bakan örgütler ve kesimlerce işlenebilen cinayetlerdir. Belki de esas amaç İslam dünyasının tarihi kimliğinin bir bölümünü yok etmektir, ya da her iki durum bu savaş suçunda söz konusudur.
Bugün Musul müzesi ve Ninova ve Nemrud'da yıkılan, kırılan ve yok edilen eserler beşeriyetin mirasıydı. Bu eserler sadece Irak milletine ait değildir ve bu yüzden bütün dünya, kültür ve medeniyet meraklıları bu cinayete tepki vermesi gerekir.