6 Nisan 2015 - 11:50
Hüsnü Mahalli: Suçu sabit!

Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın İran’a gidiyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suudiler Türkiye’nin de destek verdiği bölgesel ittifak kurarak Yemen’e saldırmasından sonra Erdoğan İran’ı hedef alan çok sert açıklama yaptı. 

Erdoğan’a göre ‘İran mezhepsel hesaplarla politikalar uyguluyor ve başta Suriye, Irak ve Yemen olmak üzere bölge ülkelerinde asker bulunduruyor’. Erdoğan ayrıca ‘İran’ın Irak’ta IŞİD ile dolaylı işbirliği yaptığı’ imasında bulundu. İran medyası ve farklı düzeylerde İran yetkilileri Erdoğan’a çok sert tepki gösterdi ama Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmadı.

Konuşmayan Ruhani ve dini lider Hamaney’in yarın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ne diyeceklerini bilmiyoruz ama Tahran’ın Ankara ile ilişkileri bundan böyle asla eskisi gibi olmayacak.

Ankara’nın ‘sıfır sorun’ politikası ‘sıfır komşu’ ile son bulmuştur.

Buna ‘sıfır dost’ da denilebilir.

Erdoğan’ın İran’ı hedef suçlamalarına yanıt veren İranlılar ‘AKP yönetiminde Ankara’nın Suriye’de savaşan teröristlere her türlü desteği verdiğini’ en ince detaylarla anlattılar.

İran medyası ise ‘ AKP yönetiminde Ankara’nın Suriye, Irak, Yemen, Somali, Libya, Tunus ve Mısır’da her türlü radikal İslamcı gruplara yardım ettiğini’ ve ‘ Erdoğan’ın sultan olma hayali peşinde koştuğunu’ yazıp anlattı.

İran’da bunlar olurken Tunus Dışişleri Bakanı Bakkuş ‘Türkiye Tunuslu teröristlerin Suriye’ye geçişine izin veriyor’ dedi.

Irak Başbakanı İbadi Alman Medya’sına verdiği demeçte ‘Yabancı radikal İslamcıların komşu ülkelerden sızarak IŞİD’e katılımı devam ettiği sürece bu örgütü yenmemiz zor’ dedi.

İbadi’nin ‘komşu’ dediği ülkenin Türkiye olduğunu bilmeyen yok.

Önce ABD Başkan Yardımcısı Biden konuştu.

Alman Başbakan da çok açık ve net ‘ Yabancı teröristler Türkiye’den Suriye’ye giriyor’ dedi.

BM önceki günkü raporunda bu yabancı teröristlerin sayısının 25 bin civarında olduğunu ve 100 ülkeden geldiklerini bildirdi.

Esad geçen hafta Amerikan CBS televizyonuna verdiği demeçte ‘Her ay bin kişi IŞİD’e katılıyor’ dedi. Bütün bu ve benzeri yüzlerce açıklamayı bir yana bıraksak bile bugün artık herkes yabancı cihatçıların Türkiye’den Suriye’ye girdiğini biliyor ve buna inanıyor.

Son örnek üç İngiliz kız.

15-17 yaşlarında üç kız İstanbul’a geliyor , Urfa’ya gidiyor, çok sıkı denetlenen sınırdan Suriye’ye giriyor ve çatışmalı bölgelerden geçerek Rakka’ya varıyor.

Hem de türbanlı üç kız.

Hollywood ürünü bir film.

Bunun normal olduğunu hiç kimseye yutturamazsınız.

Ankara Tunuslu Bakanın açıklamasına diplomatik kanallarla tepki göstermiş.

Tunus Hükümeti’nin bu tepkiye ne dediğini bilmiyoruz ama Tunus’tan gelip Suriye’ye girerek orada savaşan ve aynı yol ile tekrar ülkesine dönen binlerce Tunuslu gencin açıklamaları Tunus polisinde tutuluyor. Bu açıklamalar çarşaf çarşaf Tunus medyasında da yazıldı anlatıldı.

Özellikle ‘cihat nikahı’ için Türkiye üzerinden Suriye’ye taşınan ve orada perişan edilen Tunuslu genç kızların içler acısı hikayeleri.

Türkiye üzerinden Suriye’ye girerek IŞİD, Nusra ve benzeri örgütlere katılanlar sosyal medya hesaplarında sınırı nasıl geçtiklerini anlatıp duruyor. Türkiye üzerinden Suriye’ye giren binlerce Suudi genci af çıkınca tekrar Türkiye üzerinden ülkelerine döndü.

Ankara’daki Suudi elçiliğinde hepsinin adı var.

Ama adları belli olmayanların çoğunluğu Çeçen ve Kafkas kökenli.

Sayıları 7 bin civarında.

Hepsi de Türkiye üzerinden Suriye’ye girdi giriyor.

Bunu da ben değil kendileri anlatıyor. Arap medyasında bunlarla ilgili olarak binlerce yazılı ve görsel haber yayınlandı yayınlanıyor.

Suriye güvenlik güçlerinin elinde bu ve benzeri yabancı militanlarından yüzlerce tutsak var ve bu tutsakların itirafları çok önemli. Bu itiraflar içinde mutlaka çok önemli bilgiler var ama uluslararası ve bölgesel istihbarat örgütlerinde çok daha fazlası vardır. Çünkü bu örgütlerin temsilcileri son dört yılda İstanbul, Hatay, Kilis, Gaziantep, Antalya ve başka yerlerde onlarca kez toplanıp Suriye’de savaşan silahlı gruplara yardımı konuştular.

IŞİD, Nusra, ÖSO ve diğerleri.

Bu örgütlerin komutanları da o toplantılara katılıyor ve Arap medyasına konuşuyorlardı.

Toplantılara MİT, CİA, İngiliz Mİ6, Alman BND ve başkaları katılıyordu.

Mossad dolaylı olarak vardı.

Bölgeden ise Katar, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Ürdün, Mursi döneminde Mısır ve Müslüman Kardeşler yönetiminde Tunus.

Hepsi el ele verip yabancı ruh hastalarını Suriye’ye taşıdı ve Suriye’yi yıkmak için bu ruh hastalarına sınırsız destek verdi.

Aptalca hayaller uğruna.

Ama olmadı.

Şam’da Emevi Cami’de namaz kılamayanlar şimdi Sanaa’da Yemen Türkülerini söylemeye hevesli.

Suç sabit olunca cezası mutlaka olur.

Zamanı gelince.

Peki ya vicdanlar !

Ekler