29 Temmuz 2016 - 06:47
Adil El Cübeyr’in Bitmek Bilmeyen İran İftiraları

Moritanya’da düzenlenen 27. Arap Birliği Konferansı’nda konuşan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El-Cübeyr, terörü ve tekfiri düşünceyi Arap dünyasının en büyük sorunları olarak tanımladı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Moritanya’da düzenlenen 27. Arap Birliği Konferansı’nda konuşan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El-Cübeyr, terörü ve tekfiri düşünceyi Arap dünyasının en büyük sorunları olarak tanımladı.

Öte yandan, Adil El-Cübeyr’in Arap dünyasındaki terör ve tekfiri düşünce sorununa ilişkin açıklama yaparken, bu sorunun kaynağı ile alakalı herhangi bir söylemde bulunmaması oldukça trajiktir.

Tüm Suudi makamlarının boş ve temelsiz iddiaları gibi Adil El-Cübeyir’de, düzenlenen konferansı fırsat bilerek, İran’a yönelik son derece asılsız ve çürük iddialarını tekrarlamış ve İran’ı Arap ülkelerinin içişlerine karışmak ile suçlamıştır.

Eğer Adil El-Cübeyr söz konusu iddiasında haklı ise neden Suud rejimi iki yıldır Lübnan’da yapılacak seçimleri engelleyerek halkın kendi başbakanını seçmesine izin vermiyor? Suud rejimi Mısır’daki darbeci Sisi hükümeti ile neden bu kadar yakın dost olmaya çalışmakta? Neden Trablus’ta faaliyet gösteren El Tahrir El İslam adlı terör örgütünü desteklemekte? Her şeyden önemlisi neden Suriye’de ve Irak’ta tekfirci terör örgütlerine açıkça destek vermekte?

Tüm dünya artık Suudilerin Suriye’de Fetih El İslam, El Mücahidin Hareketi, Şam Ensar Cemaati, El Hak, İslami Cephe gibi tekfirci terör örgütlerine doğrudan destek verdiklerini bilmekte. Ayrıca Abdullah El Muhsini gibi vahabi din adamlarından ise bu terör örgütlerinin doğrudan emir aldığı da bilinmektedir.

Suriye dışında Suud rejimini Irak içişlerine müdahale ettiği ve ülke içerisinde mezhep oyunları oynayarak fitne ve tefrika arzusundan bir an dahi vazgeçmediği de bilinmektedir. Bunun en iyi örneği ise Nuri El Maliki’nin başbakanlık görevinden alınması olmuştur. Tıpkı bugün Felluce’de yapmaya çalıştığı fitne ve mezhepçilik gibi.

Tüm bu yaşananlara rağmen Suud rejiminin Yemen halkına yönelik zalim işgali ve katliamları onların ağızlarını kapatmaya yetmektedir. İran’ı bölgenin içişlerine müdahale etmekle suçlayan Suud rejimine sormak gerekir ki seni bölgenin vekili ve sözcüsü kim yaptı ve sen bu hakkı kendinde nasıl görmektesin?

Tüm Arap coğrafyası senin topraklarının sınırları içerisinde mi yer almaktadır? Amerika, Fransa, İngiltere ve İsrail’in Arap ülkelerinin içişlerine müdahalesine neden ses çıkarmamaktasınız? Yoksa oruç tutan fikir dünyanız ve bağnaz mezhepçiliğiniz kendisini ülkenizin diplomasisinde de mi göstermektedir?

Ekler