Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Fars Körfezi ülkelerini kapsayan turu çerçevesinde ilk ziyaretini Suudi Arabistan'a gerçekleştirdi.
Haber kaynakları, ikili münasebetlerin takibi, Suudi Arabistan'ın Katar ile anlaşmazlıklarının hafifletilmesi, Suudi Arabistan ve Katar ile münasebetlerin güçlendirilmesi ve en önemlisi bölgede yeni bir İran karşıtı ittifakın kurulması, ABD Dışişleri Bakanı'nın bölge ziyaretinin hedefleri arasında olduğunu bildirdi.
Associted Press dün verdiği bir haberde; ABD Dışişleri Bakanı'nın Amerikan diplomatlarının daha önce yapmakta başarısız oldukları Suudi Arabistan ile Irak arasında ittifakını oluşturmayı umduğunu bildirdi.
ABD, Riyad ile Bağdat arasında yeni bir cephenin kurulmasının İran'ın Fars Körfezi'nden Akdeniz'e kadar artagelen etkinliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğuna inanıyor.
Associted Press ayrıca Amerikan yetkililerinin Tillerson'un zengin Suudileri, Irak'ta Musul gibi kentlerde dev yapılandırma projelere katılmaya özendirmek temennisiyle Riyad'a gittiğini kaydetti.
Buna göre, Trump'ın güvenlik danışmanları Bağdat ile Riyad arasında ittifak oluşturma projesi üzerinde aylardır çalışıyor.
Terör örgütü IŞİD'in artık yolun sonuna geldiği bir sırada, ABD, Batı Asya bölgesinde kendi istediği gibi bir düzen sağlamaya çalışıyor. Suudi Arabistan'ın güçlendirilmesi ve İran'ın zayıflatılması, Batı Asya için Trumpçı düzenin önemli endekslerinden sayılıyor. Bu yüzden ABD Başkanı Donald Trump, ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan'a yaparak, bu ülke ile askeri ve askeri olmayan 400 milyar dolarlık anlaşmalara imza attı. Ancak Washington'un Riyad'ı benzerine az rastlanır bir biçimde desteklemesi, bölgede Suudi Arabistan ile Katar arasında eskiye dayanan Arap anlaşmazlığının yeniden patlak vermesine yol açtı. Bu anlaşmazlık, Amerikalılar ve Suudiler, Batı Asya bölgesini diğer bölgesel aktör yani İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı seferber etmeye çalıştıkları bir sırada ortaya çıktı.
Riyad ve Washington'a göre, bağımsız ve güçlü bir İran, bölgede Trumpçı bir düzenin şekillenmesinin önünde en büyük engel teşkil ediyor. Bu yüzden, nükleer anlaşmanın ihlali, terörizme destek ve yayılmacılık gibi bahanelerle İran'a karşı koymanın iki ülke yetkililerinin gündemine alınmıştır. Bu arada İsrailliler de, Amerikalıların aracılığıyla Suudilerin müttefiki haline gelmiş bulunuyorlar.
Buna rağmen, Trump yönetiminin İran'ı kontrol etme olarak nitelendirilen durum için verdiği çabalar yeni bir girişim sayılmaz. İslam İnkılabı'nın zaferinin hemen ardından ABD'nin İran aleyhindeki girişimleri başladı. Neredeyse ABD'nin önceki tüm başkanları, İran'ı kontrol etme şanslarını denemiş oldular, ancak her defasında, İran'ın bölgede güç ve etkinliği daha da artmış oldu. Özel coğrafi konumu, aktif ve dinamik nüfusu, sanayi alt yapısı ve değerci modelleri yüzünden İran'ın konum ve yeri, tüm komplo, ve entrikalara rağmen artagelmiştir.
Gelinen noktada ise, ABD, Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel müttefiklerinin yardımıyla, Devrim Muhafızları'nın güç ve etkinliğini hedefine koymuştur. Amerikan yetkilileri son sıralarda, hiç gizlemeden Devrim Muhafızları'na yaptırım yapmak suretiyle bu organın İran sınırı dışındaki rolünü zayıflatmaya ve Tahran ile Bağdat başta olmak üzere dostları arasında mesafe oluşturmaya çalıştıklarını deklare ettiler.
Bu yüzden, Devrim Muhafızları'na yönelik yaptırım uygulamak ve Bağdat ile Riyad'ın arasını bulmak, Tillerson'un bölge turunun önemli gündem maddesini oluşturuyor.
Ancak, bölgenin tarih, kültür ve geleneği ve de Arap-Arap düşmanlıkları, anlaşmazlıkları ve rekabetleri yüzünden, Amerikalıların peşinde olduğu gibi bölgede bir İran karşıtı ittifakın kurulması asla gerçekleşmemiştir ve gelecekte de gerçekleşmesi beklenmiyor.
23 Ekim 2017 - 04:56
News ID: 861993
ABD, Riyad ile Bağdat arasında yeni bir cephenin kurulmasının İran'ın Fars Körfezi'nden Akdeniz'e kadar artagelen etkinliğiyle mücadelede önemli bir adım olduğuna inanıyor.