7 Ekim 2019 - 05:51
Rusya'dan ABD'nin Fars Körfezi'nde gerilime yol açan eylemleri hakkında uyarı

ABD son aylarda İran'a azami baskı politikası doğrultusunda, İran milletine yönelik en ağır ve eşine rastlanmayan yaptırımlar uygularken, bölgesel müttefiklerinin güvenliğini koruma bahanesiyle Fars Körfezi'ndeki varlığını güçlendirmiştir.

Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Ancak bu tür girişimler ve eylemler ters sonuçlar vermiş ve Fars Körfezi gibi jeostratejik alanda gerilim ve tansiyonun tırmanmasına yol açmıştır.

Batı Asya'da etkin rolü ve varlığı olan ve uluslararası bir güç sayılan Rusya'nın üst düzey yetkilileri ise bu duruma karşı sessiz kalmayarak, defalarca ABD'nin gerilime yol açan girişimlerini eleştirmişler.

Nitekim Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yaptığı açıklamada, Fars Körfezi'nde durumun ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'a karşı kışkırtıcı eylemleri gibi girişimlerinden dolayı çok tehlikeli bir aşamaya girdiğini ve askeri çatışma olasılığının arttığını kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sitesinde yer alan habere göre, Lavrov, "Fars Körfezi'ndeki mevcut tehlikeli durum, birçok hususta, Washington'un İran'ın nükleer programı ile ilgili Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesiyle de onaylandığı halde tek taraflı olarak çekilme kararının bir sonucudur." Dedi.

Lavrov'a göre, bu durum ciddi endişelere yol açmaktadır ve bölgeyi yeni bir silahlı ve yıkıcı çatışma eşiğine gelmiştir ki patlak vermesi halinde sadece Batılı ülkeler için değil tüm dünya için felaket sonuçlara yol açacak.

Bu açıklama, Rusya'nın ABD'nin dünyanın en stratejik bölgelerinden sayılan Fars Körfezi'nde gerilim ve tansiyonu tırmandıran girişim ve eylemleri hakkında bulunduğu en şiddetli uyarılarından sayılıyor.

Fars Körfezi'ndeki mevcut durumun en önemli sebeplerinden birinin ABD'nin tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesinin bir sonucu olduğuna inanan sadece Rusya değil, 4+1 Grubu'nun birçok üyesi de aynı görüşte ve ABD'nin nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran petrolüne yönelik yaptırım kararı alması gibi diğer girişimlerinin de bunda etkili olduğuna inanıyorlar.

Bu durum kuşkusuz Tahran'ın tepkisine yol açmıştır ve Washington'un da, kendi bölgesel müttefiklerini sözde İran tehdidine karşı koruma bahanesiyle Fars Körfezi'nde askeri varlığını takviye ederken, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda gemicilik serbestisini temin etmek bahanesiyle deniz ittifakı kurmaya gayret göstermiştir.

Ancak ABD'nin bölgedeki güçlü askeri varlığı, müttefiklerini koruması için faydasız olmuş ve en ufak olumlu bir sonucu olmamıştır. Bunun bariz bir örneği, Yemen direniş güçlerinin İHA'lı saldırılarına karşı Suudi petrol firması Aramco tesislerini korumakta ABD'nin acziyetidir. ABD, bu acziyetini örtbas etmek için İran'ı saldırının arkasında olmakla suçlamıştır.

Ancak ne Rusya ne de Çin gibi küresel güçler, ABD'nin bu iddiasına inanmıyor. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu bağlamda yaptığı açıklamada, Aramco saldırıları için İran'ı suçlayacak bir kanıtın olmadığını belirtti.

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi, İran'a yönelik azami baskı politikayı takip etmesi, yaptırımlar uygulaması ve Fars Körfezi'nde kışkırtıcı eylem ve girişimlerde bulunması gibi hareketlerini gören Rusya, ABD dahil Batı'nın İran'a yönelik tavır ve yaklaşımının değişmesini isteyerek, böylece Fars Körfezi'nde huzur ve istikrarın sağlanabileceğine inanıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo perşembe günü düzenlediği basın toplantısında Washington'un stratejisinin İran'ı servetlerinden yoksun bırakmak olduğunu açıkladı.

Ancak İran geçen 40 senede ABD'nin baskısı karşısında teslim olmadığı gibi git gide kendi bölgesel gücü ve etkinliğini arttırmıştır.

........
340