Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Akar, “Irak’ın, Suriye’nin kuzeyindeki bizim tek hedefimiz teröristler, terör örgütleri. Bunlara karşı mücadele yürütüyoruz. Bizim oradaki etnik ve dini gruplara yönelik ayrım yapmamız söz konusu değil. Araplar, Kürtler, Aramiler, Keldaniler, Yahudiler, Hristiyanlara karşı bizim herhangi bir tavrımız, hareketimiz, operasyonumuz kesinlikle söz konusu değildir” diye konuştu.
Hulusi Akar ve diğer Ankara hükümeti makamlarının Türkiye ordusunun Suriye ve Irak'ta teröristleri yok etmeye yönelik çaba gösterdiğine dair açıklamaları, Türkiye'nin Suudi Rejimi, Bahreyn, Amerika ayrıca Siyonist Rejim gibi kimi ülkeler ile beraber Batı Asya bölgesinde güvensizliklerin ana sebeplerinden olduğu bir sırada gerçekleşmektedir. Bu ülkeler Nusra Cephesi ve IŞİD gibi terör örgütlerini mali ve askeri açıdan destekleyerek pratikte bölgede güvensizliği iyice körüklediler.
Ankara hükümetleri bu açıklamaları ilk kez yapmamıştır daha önce benzeri açıklamalarda da bulunmuşlardır. Bu çerçevede Ankara makamları Türkiye'nin milli çıkarları doğrultusunda terör hareketleri, çeteleri ve örgütleri ile ilgili açıklamalarda bulunmaktadırlar. Ankara hükümeti makamları bu hususta defalarca yanlış bilgiler vermişlerdir. Bu yüzdendir ki Türkiye'nin bölge ve dünya ülkeleri içişlerine karışmasına karşı muhalefet partiler ve halktan da tepkiler artmaktadır. Örneğin CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara hükümetinin Suriye'ye karşı yanlış siyasetlerinin değişmesine vurgu yaparak şöyle bir açıklamada bulunmuştur: "
İktidarın politikası sadece bizi değil bütün dünyayı düşündürmektedir. Ülkemiz içindeki terör mücadelelerinin sınırdışında da sürmesi uluslararası bir haktır. Türkiye'nin Suriye topraklarında sürdürdüğü terörle mücadelenin meşruluğuna inanıyoruz ancak bu mücadelenin Şam'la ilişki kurularak sürdürülmeli. Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu unutmamalıyız. "
"Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana izlenenen siyaseti eleştirdiklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "İzlenen dış politikanın Türkiye'nin çıkarlarına endekslenmiş bir dış politika olmadığını, 90 yıllık dış politikamızın kısa sürede perişan edildiğini, ve bütün birikimlerimizin çöp sepetine atıldığını, Orta Doğu'ya mezhep eksenli bakılmasının Türkiye'nin tarihinde görülmemiş olduğunu hep vurguladık” şeklinde konuştu."
Türkiye siyasi uzmanları da Erdoğan hükümetinin Suriye'de güvenli bölge oluşturma girişimini hatalı olarak değerlendirmişlerdir. Bu doğrultuda Fikret Başkaya Erdoğan hükümetinin bu yöndeki girişimini uluslararası kurallara aykırı olduğunu söylemiş ve şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur: " Güvenli bölge güvenliğini güçlendirmek isteyen ülkenin sınırları içerisinde oluşturulmalıdır. Halbuki iktidar komşu ülke, Suriye topraklarında bu bölgeyi oluşturmak istiyor. "
Ankara hükümetinin Şam'ın yasal hükümetine yönelik siyasetlerinin eleştirilmesi aslında Türkiye toplumu ve muhalif partiler bir yandan ve iktidar parti arasında büyük bir ihtilafın olduğunu gösteriyor.
Aynı zamanda bölge de dünya siyasi çevrelerin raporları da Erdoğan hükümetinin Türkiye ve Suriye'de teröristler ile mücadelenin yanı sıra Türkiye'nin milli çıkarlarını ve toprak bütünlüğünü korumak istediğini gösteriyor. Buna rağmen Erdoğan hükümeti Suriye'de demografi mühendisliği yapmak için de elinden geleni yapmaktadır.
Bu hususta Amerika dışişleri bakanlığı sözcüsü Morgan Ortagus basın toplantısında şöyle bir açıklamada bulunmuştu: "Daha önce oraların yerlisi olmayan milyonlarca Suriyeli mültecinin ülkenin Kuzeyine yerleştirilmesi bölgenin nüfus yapısını değiştirecektir.
Gerçekte Türkiye hükümetinin siyasetlerinin Suriye kuzeyinde demografinin değişmesine de yol açacağı söylenebilir.
...........
340