Suudi medyasına dayanan haberlere göre BAE, Suudi Arabistan sınırına yakın Arrade bölgesinde 800 Siyonist askeri barındırabilecek bir askeri üs kurmayı planlıyor. Bu adım, Abu Dabi ile işgalci Siyonist rejim arasındaki askeri iş birliğinin derinleştirildiğine işaret ederken, BAE istihbaratı ile Mossad arasındaki gizli iş birliğini ortaya koyan belgeler, Gazze ve Katar’daki casusluk faaliyetlerini de gözler önüne serdi.
Güney Yemen’de STC ile Suudi-BAE destekli güçler arasındaki çatışmalar tırmanıyor. STC, Suudi Arabistan’ın geri çekilme çağrılarını reddederken, koalisyon güçleri hava saldırılarıyla yanıt veriyor. ABD ve işgalci İsrail’in doğrudan etkisiyle, çatışmaların asıl amacının Yemen’in kaynaklarını ele geçirmek olduğu belirtiliyor. Bölgedeki gerilim hem askeri hem siyasi boyutuyla sürüyor.
Yemen’in doğusunda yaşanan gelişmelerin yerel çatışmaların ötesine geçerek, ülkenin nüfuz haritasını yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bölgesel ve uluslararası bir projeye dönüştü. Birleşik Arap Emirlikleri’nin öncülüğünde, ABD, İngiltere ve İsrail’in desteğiyle yürütülen planın, Yemen’in petrol bölgeleri, limanları ve deniz geçişleri üzerinde kontrol sağlamayı hedefliyor. Ensarullah, BAE ve Suud destekli paralı askerlere ve İsrail'in saldırılarına karşı Yemen halkıyla birlikte direniyor.
Sudan’daki çatışmalar, BAE ve İsrail başta olmak üzere dış güçlerin altın ticareti, jeopolitik nüfuz ve bölgesel rekabet uğruna sürdürdüğü çok katmanlı bir vekâlet savaşına dönüşmüş durumda. BAE’nin RSF’ye sağladığı altın temelli finansman savaş ekonomisinin belkemiğini oluşturuyor ve çatışmayı besliyor. Sudan’ın Kızıldeniz’deki jeostratejik konumu, Rusya’dan Suudi Arabistan’a, İran’dan Mısır’a kadar birçok aktörü sahaya çekmiş durumda.
Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 8 ülke ortak açıklama yayımlayarak ABD Başkanı Donald Trump'ın "Gazze'deki savaşı sona erdirmeye yönelik samimi çabalarının memnuniyetle karşılandığını" bildirdi.
Yerel kaynaklar, İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri destekli güçlerle birlikte Yemen’e ait Zukar Adası’nda radar ve erken uyarı sistemleri kurduğunu bildiriyor. Kurulan tesislerin, Sanaa güçlerinin İsrail'e yönelik saldırılarını ve Kızıldeniz’deki deniz hareketlerini izlemek için ileri gözetleme üssü işlevi gördüğü aktarılıyor.