29 Kasım 2022 - 15:22
Düşmanların İran'ı kutuplaştırmaktan amacı

İran'da yeni tur kaos olayları ve huzursuzlukların başlaması ile İslam Cumhuriyeti düşmanları ve hasımları farklı boyutları ile toplumu kutuplaştırma projesine odaklandılar.

Kutuplaştırma senaryosunda düşmanlar farklı alanlara odaklanmış durumda. Makro senaryo, yönetişim/halk bölünmesinin ve uzaklaştırılmasının yaratılmasıdır. İktidarın halkın sesine kulak asmadığını ve halkın taleplerinden farklı bir yol izlediğini göstermek bu planın odak noktasıdır. Bu makro senaryo dahilinde, hükümetin askeri ve güvenlik gücü/vatandaşların ayrıştırılması, , hükümet/etnik grupların uzaklaştırılmasının yanı sıra Şii/Sünni gibi daha ayrıntılı bölünmeler ve ayrıştırmalar takip edilmiştir. Dolayısıyla bu noktada şu soru ortaya çıkıyor: "Ulusal kimliğe ve kimlik bölünmelerine odaklanan düşmanların amaçları nedir?

Bu bağlamda birkaç önemli hedeften söz edilebilir.

İlk hedef, İran toplumu içinde sosyal bir bölünme yaratmaktır.   Görünen o ki bu ikili ve ayrı kimlik oluşturmadan ilk amaç İran'da toplumsal bir boşluk yaratmak. Toplumsal bölünme, tek bir toplumu parçalanmış ve tutarsız bir topluma dönüştürmek, yani toplumsal bütünleşmeyi hedef almak demektir. Bu durumda olan bir toplumda son iki ayda Şiraz, İze ve İsfahan başta olmak üzere ülkenin birçok yerinde meydana gelen terör olayları  gibi olaylar ortaya çıkarılabilir ve toplumda güvensizlik yaratmak mümkün olabilir. Bölünmüş bir toplum, büyüme ve gelişme yolunu takip etmeyecek ve temel olarak sosyal ve politik düzensizliğe tanık olacaktır.

Diğer bir hedef sosyal sermayeyi zayıflatmaktır. Kimlik ikilileştirmesinde ikinci önemli amaç, ülkenin sosyal sermayesini zayıflatmaktır. İran İslam Cumhuriyeti'nin düşmanları ve muhalifleri, son yıllarda ülkenin sosyal sermayesini zayıflatmak için çok uğraştı. Eski ABD hükümetinin azami baskı politikası da aynı amaçla izlendi. Şimdi, sosyal sermayenin zayıflaması ve yok edilmesi, düşmanın yumuşak savaşının ve medya savaşının ana hedefidir. Bu önemli hedef, geçmişte ekonomik konulara odaklanılarak, günümüzde ise kimlik odaklı olarak sürdürülmüştür. 

Hükümetin uluslararası arenada pasifleştirilmesi güdülen bir başka amaçtır.  İkili kimlik oluşturma senaryosunun bir diğer amacı da devleti dünya arenasında pasif kılmaktır. İran ile Batı arasındaki müzakereler son aylarda durdurulmuş olsa da taraflar arasında mesajlar alınmaya ve gönderilmeye devam ediliyor. Bazı raporlar, İran'la müzakere eden ülkelerin yanı sıra ABD hükümetinin İran'ın müzakerelerden bazı taleplerini geri çekmesini talep ettiğini gösteriyor. Böyle bir talebin sebebi İran'daki huzursuzluktur. Onların görüşüne göre, karışıklık ve kaosların devam etmesi nedeniyle hükümetin baskı altında tutulması İran İslam Cumhuriyeti hükümetinin davranışlarında görülmeyen tavizler vermeye hazır hale getiri.

Bir diğer hedef ise yönetim sisteminin meşruiyetini sorgulamaktır.    Düşmanın çabalarının nihai hedefi, hem İran içindeki kamuoyuna hem de dünya kamuoyuna İran İslam Cumhuriyeti'nin bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğunu kanıtlamaktır. Aslında, İslam Cumhuriyeti'ne karşı bilişsel savaşın nihai hedefi bir meşruiyet krizi yaratmaktır. Halbuki İslami devrimin sonucu ortaya çıkan İslam Cumhuriyeti yönetimi,zaten halkın iradesinden ve seçimlerde kullandıkları oylardan doğdu. Düşman şimdi de toplumu parçalayarak, bölüştürerek, kimliğini ikilileştirerek ve özellikle devleti halktan ayırarak İran İslam Cumhuriyeti'nin meşruiyetini sorgulamaya çalışıyor.  Düşman, çarpıtmalarla, yalanlarla, düzmece anlatılarla algı yönetimine ve zihin kontrolüne odaklandı. Bu sürecin çıktısı, Batılılar açısından özellikle genç kuşağın kimlik ikileşmesi ve kimliksizleşmesidir ve bu kimliksizleşme aynı zamanda sistemin başarılarının inkar edilmesine, meydana gelen ilerlemenin reddedilmesine ve yok sayılmasına, insanların onlara karşı öfke ve nefret üretmesine yol açmalıdır.Bir meşruiyet krizi yaratmak güdülen nihai amaç olarak görülmektedir.  

342/