Halkın geçim sıkıntısının artması başta olmak üzere son yıllarda ülkede meydana gelen olaylar, düşmanların İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı "bilişsel savaş" stratejisini kullanmasına neden oldu. İnsan bilgisini ve bilişini hedef alan bilişsel savaş, insanların, seçkinlerin ve yetkililerin zihniyetlerini ve zihinsel hesaplarını değiştirmeyi amaçlıyor. Medyada ve sanal alanda düşmanın savaşı öyle yürütülmektedir ki İslam Cumhuriyeti'nin farklı boyut ve düzeylerdeki fikirlerini, yapılarını, aktörlerini, politikalarını ve eylemlerini etkisiz hâle getirmeye ve yok etmeye çalışırken bir yandan da gerçek dışı iddiaları bu sorunların çözümü olarak göstermeye çalışıyor. Bu bağlamda acılar ve zorluklar İran halkına aşılanmak istenmektedir. Aslında düşmanın ülke kamuoyunu kanalize etmeye ve yönetmeye çalıştığı bilişsel savaşının boyutlarından biri de, özellikle sanal sosyal ağların yaygın kullanımı düşünüldüğünde, siber ortam bağlamındaki medya savaşıdır. Bir yanda bu ağlardaki faaliyetlerin kontrolsüzlüğü ve bunları izlemenin zorluğu, diğer yanda medya konusunda ülkedeki eğitimin zayıflığı ve düşmanın bu ağları kullanmak için kapsamlı bir planlama yapması, ülkede muhalefet ve devrimciler karşıtlarının yalan dolan ve sahte sözlerinin ve aynı zamanda dedikodu yaymanın, nefret yaymanın, sisteme ve topluma güveni kaybettirmenin yanı sıra toplumda, özellikle de genç nesilde umutsuzluk ve çaresizlik yaratmanın bir aracı hâline gelmesine neden olmuştur.
Bu hedefler, Gazeteciler ve Muhabirler Günü'nde bile takip edildi. Düşman ve yabancılara bağlı medya ve muhabirleri, muhabirler gününde bile, gazetecilerin sorunlarını ve problemlerini haber yaparken, profesyonel bakış açısını terk ederek, siyasi ve apaçık tarafgir bakış açısını seçtiler. Bu medya ve muhabirleri, Gazeteciler ve Muhabirler Günü olarak adlandırılmasının gerekçesinden bile bahsetmediler. 1998 yılında İslam Cumhuriyeti'nden Mahmud Saremi adlı bir gazetecinin ve muhabirin Afganistan'daki İslam Cumhuriyeti konsolosluğunun 8 mensubuyla birlikte şehit edilmesi, bu günün bu adla anılmasına yol açmıştı. Sahte anlatım çerçevesinde, profesyonel olduğunu iddia eden düşman medya İranlı gazetecilerin bu tür sorunlarından bahsetmeyerek gazeteciler ve muhabirler gününü İran karşıtı politikalarını sürdürmek için bir araç olarak kullanmasına neden oldu.