24 Mayıs 2015 - 09:48
Seçimin en Gergin Partisi AKP

Öyle ki, Cumhurbaşkanı’nın elinde Kur’an bir orada bir burada.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla

Seçim çalışmalarının en gergin partisi AKP görünmekte.

“Hükümet etme”nin doğurduğu avantajlarla hiçbir devlet imkanından imtina etmemekteler.

Cumhurbaşkanı bir yandan, diğerinden Başbakan, meydanlarda.

12 yıllık süreçte “yandaş” diye tabir olunan Gazete ve Tv’lerin yanına yenileri de eklenerek taarruz gerçekleştirilmekte.

Öyle ki, Cumhurbaşkanı’nın elinde Kur’an bir orada bir burada.

Allah’tan, Demirtaş’ın “Muaviye’ye benzemişsin” tepkisi toplumda yerini buldu da bıraktı.

O aziz buyruk daha fazla hırpalanmadan bu sahneden çektirildi.

Sonra “Kefen” işi falan başladı.

“Ölmekten korkmuyoruz” la devam,

Sanırsın ki seçim değil de meydan muharebesi.

Dün ise Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Mursi’ye verilen idam cezası gündemdeydi.

Bizim Cumhurbaşkanı geçen seçimde de şu Mısır konusundan bayağı bir seçim konuşması çıkarmıştı.

Eminim ve kuvvetle ihtimaldir ki onu da elinden almak yine Demirtaş’a düşecek.

Mesela şu aşağıya aldıklarımı bir dile getirse ve dese ki:

“İyi güzel diyorsun da şu Mursi’yi deviren Sisi’nin eli-kolu, sponsoru, kollayıp büyüteni ve Hükümette kalması için milyarlarca doları vereni Suud değil mi?

Ve sen ki onlarla kanka değil misin?

Sen, onlar için bu ülkenin bayrağını yarıya indiren değil misin?

Şu senin dostluğunda da düşmanlığında da bir iş var kardeşim.

Bu nasıl Mursi sevgisi ki, onun düşmanına ellerinle pasta yediriyordun.

Bu nasıl Demokrasi bezirganlığı ki Ortadoğu’nun bütün seçilmemişleri Mursi’nin seçilmişliğine kanca atmışken senin onlara çıt sözün yok!

Niye yok?

Sormuyor musun?

Bir seçim meydanında da “Eyyy Suud!” duysak hani.

Hani sen özü-sözü bir değil miydin?

Hani olmuyorsa,

Konjonktür, uluslararası ilişkiler, para trafiği, vs falan diyorsan

O zaman da olduğun gibi ol kardeşim, zararı yok!

Bak bu kaçıncı Şebi Arus törenlerine gidişin,

Mevlevi ol zarar etmesin. 

Gariban Anadolu insanını yığmışsın meydanlara “Demokrasi” diyorsun.

Git Allah aşkına.

Ya da biraz cesaretlen, çık iki tane gazetecinin karşısına 12 yıldır biriken sorularımızı soralım, biz de insanız, bu ülkenin evlatlarıyız, vazo sanma ki, sorudan korkma ki.

Halkın sorduğu soruları cevapla, halkımız temaşa eylesin, zaten sandık orda, kime karar verirse baş üste.

Hatta göz üste…

Yoksa öyle bir tarafta sabah akşam “one minute” de.

Yok güya İsrail’le düşmanlık falan.

Beri tarafta ise halı altına süpürülen boynundaki “Yahudi Cesaret Madalyası”nın hikayesi olsun.

Onu da kimse bilmesin.

İsrail’le yapılan ticaretin cirosunu kimse yazmasın/yazamasın.

Olmaz ki, olmuyor ki.

Bak inişe geçmişsin değil mi?

Kamuoyu araştırmaları önünde.

Anadolu halkı ortada…

Oysa güzel başlamıştı.

28 Şubat basamak olmuş sen çıkmıştın en tepeye.

İstanbul’dan Ankara’ya gidişini hatırlıyorsun değil mi?

Ne sevinmiştik.

Şimdi hatırladım sahi bir Ali Kırca vardı, “Siyaset Meydanı” vardı.

Orada herkes konuşurdu hesap verirdi.

En uçtan diğerine, sabahlara kadar.

Abartmayayım ama seni bile bize oralar tanıttı, desem olur belki.

Şimdi kapatmışsın her yeri,

Tayin ettiğin yerde, tayin ettiğin kişiler, tayin ettiğin soruları soruyor.

“Soru” ise can çekişiyor.

Seçime gidiyoruz, irade beyan edeceğiz.

Bize layık olanı seçeceğiz.

80 milyonluk bir ülkeyiz.

Derdi olan var.

Hazır kıt’a olanı var.

Dünya yansa bir bağ otu yanmayacak olan var.

Zengini var. Fakiri var.

Her şartta araziye uyum sağlayanı var…

Amma velakin en çok da bu ülkeyi, bu halkı, komşularını, istikbalini önemseyenler var.

Ve onlar arzu ederler ki, istismar olmasın.

Din, makama ulaşmanın aracı,

Dürüstlük, bir maske,

İlke, kağıttan helva olmasın.”

Muhammed Ak