Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-Yemen 26 Mart 2015 tarihinden beri 100 gün boyunca Arabistan’ın yoğun saldırılarına maruz kalmaktadır. Suudi Arabistan, Yemen’deki Eylül 2014’den Mart 2015 tarihine kadarki gelişmeleri fırkacı niteleyerek, Eensarullah karşıtı bölgesel bir koalisyon kurarak Yemen’de yeni siyasi bir düzenin oluşmasına engel olmaktadır.
Arabistan’ın Yemen aleyhindeki savaşın neticesi, dünyadaki buhran şartlarının en yoğun uyarı manasında olan BM tarafından 3. derece insani olağanüstü durumun ilanı idi. Yemen hukuk ve gelişme merkezi Yemen’deki yeni ölü ve yaralı sayısını 3 bin 114 ölü ve 7 bin 400 bin yaralı şeklinde ilan etti. BMT sözcüsü Ferhan Hak 2 temmuz 2015 tarihinde yaptığı açıklamada şunları belirtti, ‘Yemen halkının nüfusunun yüzde 80 den fazlasını oluşturan 21 milyon 100 bin kişiyi oluşturduğunu ki bunların acil yardımlara ihtiyaçları olduğunu ve bu sayıdan 13 milyonu ise gıda maddeleri eksikliği var. 9 milyon 400 bin Yemenli içme suyuna ulaşamıyorlar’.
Yemen krizi BMT ve dünyanın süper güçlerinin kifayetsizlikleri ve beceriksiz olduklarını gözler önüne serdi. BMT bildirgesinde uluslar arası alanda barış ve güvenliğin sağlanması ve korunması, BMT’nın en önemli yasal görevlerinden biri şeklinde nitelendirildi. BMT’nın Yemen’deki son gelişmelere yönelik işleyişi BMT Güvenlik Konseyi ve BMT genel sekreterinin işleyişleri şeklinde iki boyutta olduğu söylenebilir. BMT güvenlik konseyi Yemen kriziyle ilgili 2216 sayılı bildiriyi onaylamakla dünyanın çeşitli meseleleri konusunda adaletli karar alma gücüne sahip olmadığını gözler önüne serdi. Arabistan Yemen’e başına buyruk ve hiçbir uluslar arası kural ve konvansiyonlara uymadan saldırdı ve Mansur Hadi Arabistan’a kaçtı ve kendi sahip olduğu meşruiyetini de kaybetti ve Güvenlik Konseyi 2216 sayılı kararnameyle Yemen’deki saha gerçeklerini göz ardı ederek Yemen’e saldıran Arabistan’a hem de Mansur Hadiye meşruiyet kazandırdı. BMT genel sekreteri Yemen krizi ile ilgili yeni bir girişimde güvenlik konseyi ile paralel hareket ediyor. Ban ki Moon ilk önce Cemal bin Ömer’i Yemen’deki temsilcisi olarak tayin etti. Cemal bin Ömer Yemen krizinin Arabistan’ın engellemeleriyle çözümlenemeyeceğini anlayınca görevinden istifa etti.
Yemen görüşmeleri Suud rejiminin engellemeleri ve ülkenin müttefiklerinin taleplerinin müzakerelerin istenilen sonuca ulaşılmasına engel olduğu bir sırada Cenevre’de düzenlendi. Arabistan ilk başta Ensarullah heyetinin bulunduğu uçağın Cenevre’ye girmesini engellemekle bir taraftan bu heyetin Cenevre’ye bir gün gecikmeyle varılmasına neden oldu diğer yandan da bu müzakerelerin Yemen krizinin çözümlenmesi için yönlendirici olmadığını göstermiş oldu. Suud rejimi ve müttefikleri Yemen’in askeri meydanında hezimetini müzakereler yoluyla siyasi sahada zafer elde etmeyi telafi etmek peşindedir. Arabistan ve BMT’nin Yemen krizinin halledilmesi için denedikleri yollardan biri, kısa süreli ve ardından birkaç günlüğüne ateşkesin sağlanmasıdır. Arabistan rejimi Yemen’e saldırı düzenlemesinden bir ay sonra ümidin yeniden geri dönmesi amacıyla 5 günlük ateşkesi uyguladı ancak ateşkesin uygulandığı ilk saatlerde Suud rejimi tarafından hemen lağvedildi.
Cenevre müzakerelerinden hiçbir netice elde edemeyen BMT Yemen’deki şartların vahimleşmesi üzerine ateşkesi uygulamaya çalıştı. BMT genel sekreteri Ban ki Moon Suudlu yetkilileri ve ayrıca Yemen’in firari ve müstafi cumhurbaşkanıyla telefon görüşmesi yaparak Yemen krizinin çözümlenmesi için ülkede 5 günlük bir ateşkesin uygulanmasını istedi. BMT bu teşkilatta hakim olan mantıksız ve dayatıcı düşüncelerinden acı çekiyor. BM Yemen krizinde tarafsız olmadığını ve Arabistan ve müttefiklerinin de yer aldığı koalisyon güçlerini desteklemek yönünde hareket ettiğini göstermiş oldu. Öte yandan BMT Mansur Hadi’nin Yemen gelişmelerinde en önemli oyuncu olduğunun farkında ancak Mansur Hadi hem Arabistan için hem de Yemen gelişmeleri kapsamında ölen bir piyon olduğunu biliyor. Yemen krizinin çözümlenmesi için öngörülen diğer bir yol da, bu krizin bölgesel oyuncular yoluyla çözümlenmesidir.
Aslında bu yöntem, BMT’nin Yemen krizinin çözümlenmesi için ifa ettiği rolden çok daha yapıcıdır. Ancak gerçek şu ki, Arabistan’ın Yemen krizi ile ilgili tek taraflı siyasetler izlemesi ve düşmanca tavır sergilemesi adı geçen yöntemin hayata geçmesine engel oldu. Yemen krizinin tek ve yapıcı ve hatta kesin olan çözüm yolu, Yemen buhranında alakalı olan tüm ülkelerin Yemen krizinin çözümlenmesine katılmalarıdır. Arabistan bu temel gerçeği göz ardı ederek 17 ila 19 Mayıs tarihleri arasında Riyad kentinde Yemen krizi ile ilgili bir propagandaya dönük bir konferans düzenlemeye çalıştı. Arabistan’ın Riyad’da propagandasal amaçlı konferansın düzenlemesi düşüncesi aslında Yemen krizinin çözümlenmesine yönelik olmayıp bilakis Yemen’e yönelik saldırısının meşrulaştırılmasına yönelik olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Ensarullah hareketi adı geçen oturuma itiraz ederken, bu oturuma katılanlar Arabistan müttefikleri ve Yemen’in firari hükümetindeki bazı yetkilileri idi. Riyad’da Yemen krizinin sözde çözümlenmesine yönelik göstermelik oturumuna Arabistan’ın Yemen savaşındaki müttefik ülkelerinin katılması Riyad oturumunun Suud rejiminin Yemen bataklığından çıkmasına yardımcı olmadı. Yemen krizinin çözümlenmesine yönelik bugüne kadar sunulan tüm önerilerin hezimete uğradığını dikkate alarak, Yemen krizi şimdiki şartlarla hangi yöne doğru sürükleniyor. Gerçek şu ki, Arabistan rejimi, BM ve batılı devletlerin Yemen krizindeki siyasi gerçeklerini göz ardı edeceklerse, ülkedeki şartlar geçmişe göre çok daha kötüleşecektir. Bu durumda Somali halkının aşırıcı derecede fakirleştiği ve El-Kaide, IŞİD ve ülkedeki gerillaların Somali’deki varlıklarını dikkate alarak Yemen’in bir başka Somali’ye dönüşmesine tanık olmak gerekecektir.
Yemen buhranının tek çözüm yolu ülkede milli vahdet ve uzlaşı hükümetinin kurulmasıdır ki böyle bir hükümetin Yemen’de kurulması imkansızdır. Yemen’de şimdiki şartlarda mevcut gerçeklerden biri, Ensarullah hareketinin Yemen’deki en koordineli gruba dönüşmesidir ve bu gerçek birçok batılı uzmanlar tarafından kabul edilmiştir. Yemen’de Ensarullah hareketi düşünülmeden bir kararın alınması hemen hemen imkansızdır. Birçok siyasi grup Yemen’de Ensarullah hareketinin arkasındadır ve bu halkçı grubu desteklemeye devam ediyor. Bölgesel yöntemlerin hayata geçirilmesi, Yemen’de milli vahdet hükümetinin kurulmasına büyük katkısı olacaktır. Uluslararası düzende bölgesel krizlerin çözümlenmesi için bölgesel çözüm yolları uluslar arası çözüm yollarından daha etkili ve kesin getirileri olacaktır.
İran İslam cumhuriyeti Arabistan’ın Yemen’e saldırısının başlamasından sonra bu saldırıya karşı olduğunu hemen bildirdi ve Yemen krizinin diplomatik yollarla halledilmesini istemiştir.Gerçek şu ki, Yemen’deki mevcut şartların savaştan önceki şartlara geri dönülmesi, Yemen’de güvensizlikler ve istikrarsızlıkların yaşanacağı bir ülkeye dönüşeceğini unutmamak gerekiyor. Yemen’deki en son siyasi gelişmeleri gösteriyor ki, ülkenin Arabistan’ın Yemen’e karşı açtığı savaş dönemindeki şartlara geri dönülmesini beklememek gerekiyor. Yemen’in gelecekteki siyasi düzeni ülkedeki çeşitli siyasi partileri arasında iktidar gücünü paylaşma yeteneği ve potansiyeline sahip olduğu gözler önüne serildi. Yemen’de milli vahdet hükümetinin kurulması ve ülkeye istikrar ve güvenliğin geri getirilmesi, Yemen’de çeşitli gruplar ve teşekküllerin arasında gücün paylaştırılması mevcut şartlarda mümkündür.