Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- ABD, İran ile nükleer anlaşmaya varınca herkes Stephen Kinzer’e döndü. Çünkü beş yıl önce Ezber Bozmak adlı kitabında Ortadoğu’da güç dengesinin İran-Türkiye-ABD ekseninde yeniden kurulmasını savunmuştu. Bu hâlâ mümkün mü? Kendisine sorduk.
Ezber Bozmak kitabınızda ABD ve İran’ın yakınlaşmasından söz ettiğinizde bu imkânsız görünüyordu. Şimdi bir yumuşama var. Sizce ne değişti?
Türkiye, İran ve ABD’nin uzun vadede ortak çıkarları var. Beş yıl önce Ezber Bozmak kitabımı yayımladığımda bu böyleydi şimdi de böyle. İran ve diğer güçler arasında yapılan anlaşma İran’ı emellerine bir adım daha yaklaştırmıştır. Aslında tüm imzacı devletleri stratejik amaçlarına bir adım daha yaklaştıracak bir anlaşma oldu bu. Bu işbirliğiyle İran ve ABD arası ilişkiler ısınmış ancak Türkiye ve ABD’nin ilişkileri zayıflamıştır.
Kitabınızda İran’ın demokratik reformlar yapması gerektiğinden söz ediyordunuz. Şimdi bunu mu beklemeliyiz?
İran halkı köklü bir geçmişe sahip ve sabırlı bir halktır. Nükleer anlaşmayla gelen işbirliği bu toplumun demokratikleşmesinde bir fırsat olarak görülebilir. Hatta bence İran gelecekte tam demokratik bir rejime evrilecek, bu değişim zamanla ve büyük kırılmalara yol açmadan yaşanacak.
Şii İran’a yakınlaşan ABD’nin, Suriye’yi yöneten Nusayri azınlığa da daha sıcak bakacağını söyleyebilir miyiz?
İran ve ABD arası buzlar bir süre daha tamamen eriyecek gibi görünmüyor ancak iki ülke masaya oturup Suriye’de diplomatik bir çözüme liderlik edebilir.
Peki ya İsrail? ABD için bölgede müttefik olarak Yahudilerden vaz geçmek mümkün mü?
ABD her zaman İsrail’in çıkarlarını korumak isteyecektir. Biz Amerikalılar, İsrailli devlet adamlarıyla her zaman aynı fikirde olmayabiliriz ama İsrail devletinin uzun dönemde çıkarı olacak her şeyin arkasında yer alırız.
ABD’nin Şii İran’la daha sıcak ilişkiler kurması bugüne dek ittifak kurduğu Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki Sünni kesimleri nasıl etkiler?
Amerika’nın Irak’ı işgalinin en kötü sonuçlarından biri, işgalin şiddetli bir mezhep çatışmasının fitillerini atmış olmasıdır. Bu mezhep çatışmasını şiddetlendiren faktörlerden biri de İslam dünyasındaki Suudilerin desteğiyle kurulmuş medreselerdir. Tüm savaşlarda, savaşı tırmandırmak isteyenlerin en büyük silahı farklı mezhepsel inançlar olmuştur. Özellikle Irak ve Suriye’de körüklenen mezhep savaşları büyük acılara yol açtı. Eğer gerçekten silahlı çatışmaların sonunu getirmek istiyorsak birinci koşul mezhepsel gerginlikleri sonlandırmak.
Peki Türkiye-ABD ilişkileri için ne söylersiniz, daha iyiye gidecek mi?
Bu tamamen Türkiye’nin tutumuna bağlı. Geçtiğimiz birkaç yılda Türkiye, ABD’nin hoşuna gitmeyecek pek çok adım attı. ABD - Türkiye ilişkileri bundan beş yıl önce son derece iyiydi ancak bugün iki ülkenin araları soğudu.
Bu kitabın yazıldığı günden bu yana isyanlar çıktı, diktatörler devrildi, bölgede IŞİD gibi bir güç ortaya çıktı. ABD’nin bütün bunlardaki rolü ne?
ABD’nin kuşattığı ya da yol göstermeyi amaçladığı pek çok ülke bugün kaos içinde. Bugün gözlemlediğimiz ayaklanmanın kaynağı ülkelerin tarihindeki ABD müdahalesinde bulunabilir. Bütün bunlar yüzünden ABD, Ortadoğu’daki gidişata müdahale ettiği ve edebileceği inancını yok etmekte çok zorlanıyor bugün.
Kitabınızda kimi öngörülerde bulunuyordunuz. Şimdi dönüp bakınca o yaklaşımlarınızı siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kitabım görücüye ilk çıktığında, Türkiye ve Irak’ın Ortadoğu’nun Müslüman ve demokratik liderleri olabileceği fikri merak uyandırmıştı. Birçok kişi Türkiye’nin bu konuma erişme ihtimalinin olduğunu ancak İran’ın bölgenin demokratik lideri olması fikrini gerçek dışı bulduklarını söylediler. Ben her zaman İran’ın yavaş ama emin adımlarla gerçek bir demokrasi yolunda yürümeye devam edeceğine inandım ve bu oldu. Bu açıdan kitabım doğru şeyler söylüyordu. Diğer yandan kitabımda söylediğim ve olmasını beklediğim ama gerçekleşmeyen şeyler oldu. Türkiye’nin adım adım daha sağlam bir demokratik rejime evrileceğini söylüyordum ama tam tersi oldu. Bundan beş yıl önce, Ezber Bozmak’ı yayımladığım döneme göre İran bugün çok daha demokratik. Türkiye ise o güne daha az demokratik. İran’ın bir gün dünyadaki en demokratik Müslüman ülke olup olamayacağı bence merak uyandırmaya başladı. Aslında Türkiye bu konuma erişmek için çabalamalı ancak şu an bocalamış görünüyor.