21 Ağustos 2015 - 07:36
Kürt koridoruna karşılık İncirlik!

ABD için İncirlik’in açılmasının askeri anlamda çok önemi yok. Önemli olan Erdoğan’ın hizaya gelmiş olması. “İncirlik kullanılamaz, IŞİD’le çatışmam” lafları geride kaldı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-ABD için İncirlik’in açılmasının askeri anlamda çok önemi yok. Önemli olan Erdoğan’ın hizaya gelmiş olması. “İncirlik kullanılamaz, IŞİD’le çatışmam” lafları geride kaldı. Erdoğan bir an önce ABD ile uzlaşıp ensınırlarda Kürt şeridinin kurulmasını önlemeye çalışıyor. İncirlik bu pazarlığın sonucu

Çok sayıda yerel, bölgesel ve küresel aktörün çarpıştığı Suriye ve Irak’taki kriz gittikçe derinleşiyor. AKP hükümetinin mezhepçi, militarist politikaları nedeniyle Türkiye de komşu ülkelerdeki sorunun bir parçası. Son gelişmeleri ve olası yansımalarını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Prof.Dr. İlhan Uzgel’le konuştuk. Erdoğan’ın “Zararın neresinden dönülürse kârdır’’ mantığı ile son anda ABD’ye tutunduğunu söyleyen Uzgel, “Bugün artık ABD politikalarına, o çizgiye geri döndü. Erdoğan ABD ile uzlaştı. Erdoğan’ın uzlaşı talebi nasıl reaksiyon görür, ne kadarı kabul edilir, Erdoğan’ın istediği koşullarla mı olur, bu tartışılır’’ diyerek kuşkularını da dile getiriyor.

Suriye ve Irak’ı içine alan savaş dördüncü yılına girdi. Özellikle son bir yılda ciddi değişimler görüyoruz. Savaşın yörüngesini değiştiren temel faktörler neler?

Son bir yılda denkleme giren en önemli faktör kuşkusuz ABD. İkinci en önemli değişiklik, Suriye ve Irak diye iki devletin bu hali ile yaşama şansının giderek imkânsız hale gelmesinin tüm aktörler tarafından kabul edilmesidir. Süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın geriye dönüş artık mümkün değil. Üçüncü önemli noktada Kürt kimliğinin güçlenmesidir. Suriye Kürtleri artık kurulacak denklemin ayrılmaz parçası haline geldi. Ama bu noktada da hâlâ belirsizlikler var. Kürt güçlerinin nerede pozisyon alacaklarına dair şüpheleri var.

Şüphe kısmını biraz açabilir misiniz? Kürt güçleri koalisyonun bir parçası değil mi?

IŞİD’e karşı mücadelenin önemli bir parçası. Ama geleceğe dair tam bir netlik yok. Çünkü Rojava’da, bölgesel ve ulusal güç odaklarına dayanmadan bağımsız bir siyaset oluşturmaya çalıştı. Bu, koalisyon güçleri ve ABD açısından sıkıntılı bir durum. Kürt güçleri, ABD ile daha yakın bir ilişki tarif ediyor. Buna mecburlar. Türkiye’ye rağmen ayakta kalmak için böyle bir ilişkiye ihtiyaçları var. Daha açık söylersek Rojava’nın, Irak Kürdistan Yönetimi’nin politikalarına yakın olması gerekiyor. Kantonlar oluşturma, yerel meclisler yönetme, komintern modeller çabası yeni Ortadoğu’ya uymuyor. ‘’Bu modellerle olmaz’’ diyor.

Dini ve etnik kimlikleri esas alan yeni bir harita mı dizayn ediliyor?

Yönelim bu. Yeni Ortadoğu’da komintern modellere yer yok gibi gözüküyor. Ortadoğu’da dini ya da milli kimlik siyaseti yapmaya izin var. Ama kominternyal siyaset yapmayacaksınız. Milliyetçilik yapabilirsiniz, bunda bir sorun yok. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, kimlik siyaseti sınırların yeniden çizilmesi sürecinin bir parçası. Sınırlar ne zaman değişir, taşlar nasıl dizilir, nihai olarak ne olacak derseniz bunu oyunu kuranların da tam olarak bildiklerini düşünmüyorum.

Bölgede bir Kürt devletini yakın tarihte görmemiz mümkün olabilir mi?

Suriye Kürtleri açısından ABD çizgisine gelmeden ayrı bir devlet mümkün değil. Irak Kürt bölgesinde sorun ilke değil zamanlama. O eşik aşıldı. Onun zamanlaması da genel Ortadoğu haritasının çizilmesi sırasında olacak. Barzani ABD’ye gitti bu konuyu görüştü. Yanıt “hayır” olmadı. Yanıt “şimdi değil” oldu.

Suriye Kürtleri için mesele zamanlama değil. Onlar için içerik mesele olarak duruyor. Nereye, hangi bloka tabi olacaklar? ‘Burada sosyalist bir kolektif kuracağız’ diyen yapıyı Batı niye desteklesin. Barzani çizgisine yakın olan, üslerin olduğu bir devlet kurulabilir. ABD’ye uzak bir yönetim olmaz.

'ÜNİTER YAPI ZOR'

Böyle bir gelişme Türkiye’ye nasıl yansır?

Öncelikle bu sürecin önüne geçilebileceğini çok sanmıyorum. Türkiye’de bundan etkilenecektir. Üniter bir yapının kalması çok zor. Kürtlerde çok yüksek bir ulusal bilinç gelişti. Türkiye mutlaka bir devlet refleksi gösterecektir. Bu, müzakere masasına daha güçlü bir noktadan dönüş de olabilir, çatışma sürecinin derinleşmesi de olarak da olabilir.

Bu konuya tekrar döneriz ama bugün bölgede yaşananlara baktığımızda Türkiye bu sürecin neresinde?

Türkiye’nin dış politikası iflas etti. ABD ve Batı’nın politika değişiminin en son fark eden Türkiye oldu. İran bu değişimi fark etti, ona göre pozisyon geliştiriyor. Türkiye çok geç kaldı. Ama ‘’Zararın neresinden dönülürse kârdır’’ mantığı ile son anda ABD’ye tutundu. Erdoğan ABD ile uzlaştı. Erdoğan’ın uzlaşı talebi nasıl reaksiyon görür, ne kadarı kabul edilir, Erdoğan’ın istediği koşullarla mı olur, bu tartışılır.

kırılma noktası incirlik mi oldu?

ABD için İncirlik’in açılmasının askeri anlamda çok önemi yok aslında. Önemli olan Erdoğan’ın ve Türkiye’nin de artık hizaya gelmiş olması. “İncirlik kullanılamaz, IŞİD’le çatışmam” lafları artık geride kaldı. Bir de unutmamak gerekir ki Ortadoğu yeniden kuruluyor, Türkiye dışında kaldığını gördü. Bir an önce ABD ile uzlaşıp en azından sınırlarda Kürt şeridinin kurulmasını önlemeye çalışıyor. Ortada tam bir uzlaşma yok. En azından Hatay’a kadar uzanan Kürt şeridini engellemeye çalışıyor. İncirlik bu pazarlığın sonucu.

Türkiye ABD ile uzlaştı. Ama ABD ile birlikte hareket eden PYD ile gergin bir ilişki sürdürüyor. Burada bir çelişki yok mu?

Hayır. Bu örnekler her dönem oldu. Türkiye’nin farklı Kürt grupları ile ilişkileri hep çelişkili oldu. Kuzey Irak’taki Kürtler dost ve müttefik, çözüm süreci boyunca Türkiye’dekilerle ilişkiler iyi PYD ile mesafeli. Şimdi daha farklı sıralamada tehditler değişti. Suriye ve Irak için de böyle idi. Öcalan Şam’dayken Suriye’deki Kürtlere kimlikleri verilmiyordu. Türkiye-PYD arasında sorunların kısa sürede çözülemeyeceğini de bilmek gerekiyor. Bir dönem böyle devam edecek.

IŞİD İYİ BİR ARAÇ

Bölgede yeni dizaynı konuşurken IŞİD’i devre dışına atmak mümkün mü?

Son dönemlerde Batı’da, IŞİD’ın kalıcı olacağına dair tartışmalar dergi sayfalarında yer almaya başladı. ‘IŞİD dönüşebilir’ deniliyor. Bunun anlamı o bölgede bir Sünni devletin kurulma ihtimalinin güçlendiğidir. Dolayısıyla bu da haritaların değişeceği fikrini güçlendiren bir gelişme. ABD bombardımanları başladığından bu yana IŞİD gerilemedi daha da genişledi. Herkes kara savaşı olmadan IŞİD’in geriletilemeyeceğini biliyor. Proje diye sunulan eğit-donat tam bir tiyatro. ABD dünya ile dalga geçiyor.

Koalisyon güçlerinin projelerini hayata geçirme noktasında IŞİD dışında alternatifi yok mu?

Tercihleri hangi noktada bilemiyorum. Örneğin ÖSO meselesi tam bir muamma. İngiltere, ABD, Türkiye herkes destek verdi. Silah yardımı yapıldı. Ama ÖSO değil, bölgede herkesle savaşan IŞİD büyüyor. Türkiye’den daha güçlü bir gücün ÖSO’nün değil IŞİD’in büyümesini istediğini görüyoruz. IŞİD kullanışlı bir araç. Türklere, Kürtlere, Esad’a mesaj vermek istediğiniz de kullanabilirsiniz. IŞİD, ABD’ye, İsrail’e dokunmuyor, Müslümanlarla savaşıyor. ABD için sorun yok. Dünyanın birçok noktasından gelen cihadistler bölgede kurulan IŞİD değirmeninde öğütülüyor. Zaman içinde dönüşebilir de. Dönüşmezse başka yöntemler denenecektir. İranda Rusya’yı yanına alarak kendi önerisini sunmaya ve kabul ettirmeye çalışıyor. Bu nasıl olur bilemem. Belki yeni bir uluslararası toplantı yapılır. Onlar da Suriye ve Irak’ın gittiğini görüyor.