Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu bağlamda ve kamuoyunu saptırmak hedefi ile son zamanlarda Siyonist basınından „İsrail Flaş“in internet sitesi yayınladığı makalede, „İran, Ortadoğu’nun en büyük sorunudur ve perde arkasında bölgede fırkacılık şiddetin liderliğini yapmakta“ şeklinde yazdı.
Raporun devamında ise aşırıcılığın genel olarak ele alınmaması ve yanlış kararların alınması halinde, Irak’ta fırkacı ihtilafların daha da derinleşeceği belirtiliyor.
İsrail Flaş’in raporunun bir diğer bölümünde yine İran’a suçlamalar yapılırken, yaşanan olayların, IŞİD şiddetinin terörist milislerin şiddetinin yansıması olduğu, bu grupların İran’ın Irak’taki temsilcileri olduğu üstelik İran yönetimi piyonlarının da Irak’ın siyasi ve güvenlik yapısında yer aldıkları da yazılıyor. Yine aynı makalede, İran’ın hiçbir şekilde Irak’ta veya bölgenin her hangi bir ülkesinde sürdürülebilir bir barışın sağlanmasını istemediği, İran’ın, son zamanlarda İslami hükümetlerin şekillenmesi ile mücadele amacı ile kurulan uluslararası koalisyonun hedeflerine karşı olan bir çalışma yürüttüğü ifade ediliyor.
Fakat söz konusu Siyonist basının iddialarına karşı birkaç soru akla geliyor.
Suriye’de çatışmaların başlaması ile birlikte hangi ülkeler terörist Nusra cephesine destek verirken, onların silah, teçhizat ve ekonomik ihtiyaçlarını gidermeye çalışıp, onları merkezi yönetime karşı saflaşan halkçı gruplar olduğunu iddia ettiler? IŞİD’ın oluşması ve olayların bu kadar karmaşık hal almasından önce, bölgede bu düzeyde fırkacılık yaşanıyor muydu?
Terörizme karşı mücadele eden ve İran ile iyi ilişkileri olan gruplarda Avrupa veya batılı üyeler de bulunuyor mu, yoksa IŞİD ve diğer terör grupları gibi Avrupa, Afrika, Asya ve hatta Avustralya’dan da üye mi alıyorlar.
Söz konusu grupların hedefi, Hizbullah gibi fırkacılık ve terörizm ile mücadele ve vahdeti savunmak mı yoksa kendi ülkelerinde tefrika ve ayırım yapmak mı? Ve en önemlisi, bölgede fırkacılık kimin yararına? Etnik ve kebilevi konuları, mezhebi konuları körükleme, bölgede istikrarsızlığa mı yoksa istikrara mı sebep oluyor? Muktedir bir Esad yönetimi ve tek parça olan bir Irak, hangi ülkelerin yararınadır? İran için Suriye ve Irak’ta güçlü ve istikrarın varlığı stratejik bir gerçekken, istikrarsızlıkları ise ulusal çıkarların aleyhinedir. Üstelik Amerika ve Siyonist rejimin çıkarları, bölgede istikrarsızlıkla gerçekleşir. Ortadoğu haritasına baktığımızda, bölgede Siyonist rejime karşı halkçı temelle direniş ekseninin oluştuğu, üstelik direniş ekseni ülkelerde istikrarsızlık ve güvensizliğin oluşması ile Amerika’nın bölgedeki müttefiki olan Siyonist rejimin rahat edeceği anlaşılıyor.
Neden Siyonist rejim, yaralı teröristleri kendi hastanelerinde tedavi ediyor? Neden bu kargaşa ve savaşlar arasında Siyonist rejim defalarca Suriye mevzilerine ve de teröristlerin siyasetleri doğrultusunda bu ülke topraklarına saldırdı?
Bu arada Şii ve Sünni arasında savaştan söz edilirken, hem ehli sünnet arasındaki birliktelik ve vahdet abartılıyor hem de İran ve Araplar arasındaki güç savaşı. Bu konu genelde bölgedeki güç oyunlarını haklı çıkartmak için kullanılıyor. Zorba Arap rejimleri ve özellikle Fars Körfezi’nde bulunanlar, kendi vatandaşlarını bastırmaya meşruiyet kazandırmak için en iyi yolu Şii ve Sünniler arasında gerginliği görmekteler. Arabistan yönetimi Şii vatandaşların isteklerini bastırıyor, zira onları İran’ın piyonları olduğunu iddia ediyor. Bahreyn’de de Sünni yönetim, çoğunlukta olan Şiileri bastırıyor, zira onların İran tarafından yönetildiğini ifade ediyor.
Arap ve Washington liderleri, kendi rakiplerini „Şii“ olarak adlandırıyor, zira böylece İran, Suriye ve Hizbullah eksenini bu şekilde daha kolayı tahrip ve zayıflatabiliyorlar. Bu yüzden eğer Suriye’de Sünniler hükümeti ele alırsa, bu ülke, bölgedeki sünni hükümetlerin güveneceği bir hükümet olamayacaktır. Zira Suriye’de Katar ve Arabistan arasında geleneksel rekabet devam ediyor. İki ülke ve Suriye’de destekledikleri gruplar arasındaki bu rekabet, Suriye’de bir yönetimin işbaşına gelmesi ve ortak bir tutum sergilemeleri için engel oluşturuyor. Daha sonraları da eğer Suriye’de sünni bir yönetim işbaşına gelirse, bu rekabet, çalışmaların ilerlemesini engeller.
Ortadoğu’da devam eden etnik ve fırkacı çatışmalar, 2000’li yılların ilk on yıllık dönemi hatırlatıyor. O dönemde İran ve Lübnan Hizbullah’ın güçlenmesi ile bazı yorumcular Şiiliğin ortaya çıkması konusunda uyarıda bulunurken, Ürdün kralı da Şii hilalinden söz etti. George Bush hükümeti de İran’ı kontrol etmek, Hizbullah’ı zayıflatmak ve müttefik Sünni diktatör yönetimleri güçlendirmek için bu fırkacılığın yararlı ve zaruri olduğunu gördü.
Aslında bölgede fırkacılık, sadece Amerika ve müttefiklerinin çıkarlarını sağlamaktadır. Sorulan sorulara verilen cevaplar, bölgede fırkacılık siyasetlerin temelinde zorba ve sömürgeci güçlerin politikalarının yattığını gösterecektir. Hiç şüphesiz muktedir hükümetlerin varlığı, istikrarlı ve güvenli bir bölge, Amerika ve Siyonist rejim İsrail’in zararına, İran ve direniş eksenin lehine olacaktır. Bu yüzden Amerika ve müttefikleri, bölgede istikrarsızlık oluşturarak sürdürmeye çalışıyorlar.