11 Ekim 2015 - 16:29
Mihrac Ural: Ilımlı Muhalefet

Nedense Türkiye’de diktatörlük rejiminin ısrarla “ılımlı muhalefet” diye tanımladıkları ÖSO ve NUSRA Cephesidir ve bunlar tarihin tanık olduğu en amansız, insanlık suçları işleyen, kelle kesen, ciğer söken, yürek yiyen çağdışı karınlık şebekelerdir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Ilımlı muhalefet” güzellemesi yapan Davutoğlu, Suriye’ye yapageldikleri çirkin müdahaleyi tekrarla, ülkenin kaderini bir süper güç edasıyla belirleyecek gibi, “Suriye’de ılımlı muhalefet ezilirse felaket olur” diyor. Canlı yayında sömürge valisi gibi Suriye’de hangi siyasal güçlerin rol alacağına ilişkin buyurmaları ise ayrı bir komedi olarak sahnelendi.

Baştan ela alalım, komşuluk ilişkilerinde ülkelerin meşru yönetimlerine ve halkın çoğunluğunun seçimlerle dile gelen kararlarına saygılı olmayı gerektirir. Başka türlüsü dünya bir kaos ortamına döner. Her kim isterse keyfi ve çıkarlarına göre komşusunda doğan fırsatları kullanarak sonuç elde etmeye çalışır. Bu günün dünyasında bu algı artık tarihin gerisinde kaldı.

İkincisi; kendisi kukla olan bir ülke NATO sığıntısı ordusuyla komşu ülkelerin kaderinde rol oynayabileceği sanısı oldukça abartılıdır. Bu ölçü Türkiye’nin cüssesine çok bol gelir. Boşluğu da dolmaz. Askeri dünyanın en ucuz malı olan bir ülkenin ordusuyla içinde bulunduğu borç ve faiz bataklığı altında ekonomisi her an çöküşe girecek bir ülkenin komşusu üzerinde bir yaptırım gücünün olması bile düşünülemez. Türkiye boyunu aşan söylemlerle sadece kendini aldatıp durmaktadır. Bin yılların uygarlık birikimiyle Suriye halkı bu tür Donkişotluğu ayağının altında izmarit gibi ezer geçer. Nitekim direnen Suriye halkı bu gerçeği tüm insanlığa öğretmiştir.

Üçüncüsü; evrensel siyasal bilim açısından ılımlı olmak ılımlı muhalif olmak şiddetten uzak olmayı temel ilke sayar. İnsan için en maliyetsiz ve en kestirme ilişki türü olan diyaloga yaslanmayan hiçbir şiddet muhalefeti ılımlı siyaseti temsil edemez. Suriye’de ılımlı muhalefet kapsamında ele alınacak kesimler vardır ve bunların temsilcileri de bellidir.Tensikiyat (diyalog) güçleri bunlar arasındadır, bunlar gibi birçok muhalif ancak vatansever güç vardır; şiddeti reddeden ve Suriye yönetimine amansız eleştiriler getiren bu muhaliflere kimse terörist gözüyle de bakmamaktadır. Nedense Türkiye’de diktatörlük rejiminin ısrarla “ılımlı muhalefet” diye tanımladıkları ÖSO ve NUSRA Cephesidir ve bunlar tarihin tanık olduğu en amansız, insanlık suçları işleyen, kelle kesen, ciğer söken, yürek yiyen çağdışı karınlık şebekelerdir. Suriye’yi kana bulayan şer güçlerin mali ve lojistik desteğiyle Suriye devletini parçalamak isteyen gayri meşru hareketlerini meşru güçleri silah zoruyla yok ederek dayatmaya çalışan bu güçlerin “ılımlı” kelimesiyle anılması başlı başına bir akla ziyanı hadisesidir.

Dördüncüsü; Komşu ülkede ortaya çıkan bir savaş ortamında taraf olanların tercihleri ve kıstasları hiçbir zaman ortak geçerli bir söylem olamaz. Türkiye Suriye savaşında taraftır, ÖSO ve NUSRA Cephesi ve İŞİD’in bir numaralı destekçisidir. Zaten Başbakan da bunu açıkça dile getirmiştir. “ılımlı muhalefet” adı altıda desteklediklerini açıkça beyan ettikleri şebekeler bu şebekelerdir. Bu durumda taraf olan bir ülke olarak Türkiye’nin tarafsız olarak telakisi mümkün değildir. Söyleyeceği ve alacağı her tutum mensup olduğu tarafa sayılır çatışan tarafların ortak bölenlerine bir göndereme olamaz.

Beşincisi; “ılımlı muhalefet” denilen tetikçi kuklalar siyasal hiç ir çözümün tarafı olamazlar çünkü bu şebekelerin fiili olarak denetleyebilecekleri kitleleri yoktur elde silah terör estirin şebekeler olmaktan da başka bir siyasal özellikleri bulunmamaktadır. Bu açıdan da bakınca Davutoğlu’nun, soytarı diktatör Erdoğan yolunda bu şebekelerle Suriye’de bozgunculuk kaos, terör estirmekten başka bir faydası olamaz. Suriye halkına kim acı çektiriyor sorusunun cevabı4 da buradadır. Türkiye tarihinde silemeyeceği bir ihaneti komşusu Suriye’ye karşı irtikap etmiştir ve bunun faturasını uzun yılar ödemekle meşgul olacaktır..

Türkiye ve başına musallat olan AKP yönetiminin uydurum “ılımlı Muhalefet” tezi tümüylü çökmüş bir tez. Bu kapsamda olanların tümü insan ahlak ve onurunu ayaklar altına alan terör şebekeleridir. Kimse kimseye aldatmasın Türkiye bu bataklığa bu ahlaksız çeteler tarafından çekilmektedir ve sonunda tüm faturayı ödeyecek olan da ülkemizve halklarımız olacaktır. Bu algı Yeni Osmanlıcı algıdır ve hiçbir siyasi ilkeye dayanmamaktadır. Terörü besleyen, terörü destekleyip üretin Türkiye bölgede artık yalnız kalmış bir tehlikeli ülke olmuştur. Rüzgar eken fırtına biçecektir. Zaman sözlerime hakem olsun direm.

Mihrac Ural – Kesap