16 Şubat 2016 - 07:37
IŞİD ile ilgili sık sık sorulan sorular ve cevaplar

Amerika yönetimi IŞİD karşıtı ittifak kurarak bir nevi kendini örgütle ilgili masum göstermeye ve daha yeni yeni Arabistan, Katar, BAE ve hatta Türkiye’nin örgüte destek verdiğini öğrendiğini telkin etmeye çalışıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Son dönemde bölgede terör ve cinayetleriyle adını duyuran Irak Şam İslam Devleti IŞİD adlı terör örgütünü hakkında sıkça sorular gelmektedir. Şimdi sıkça sorulan bu soruların bazılarının cevaplarına kısaca değineceğiz.

Neden IŞİD ABD ve Batı istihbarat örgütleriyle işbirliği yapmakla suçlanıyor? Örgütü bu suçla suçlarken gerekçeleriniz nelerdir?

 

C – Evvela FHA’nın yayınladığı 14 bölümlük “Belgelerin arasında tekfirci IŞİD’in açık gizli yönleri” yazı dizisi tamamen Batı medyasında ve Batılı kurumlarca yayınlanan raporlara dayanıyor ve aynen aktarıldığı gibi, tek yanlı yargıda bulunmadığı açıkça anlaşılıyor. Üstelik konunun hassasiyeti itibarıyla her bölümde kaynaklar da açıklanmış ve bazıları da bu sayının sonunda yayınlanacaktır.

 

İkincisi, bazı Amerikalı yetkililerin ve en başta Amerika Dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton’un anılarını yazdığı kitabında açık ve net bir şekilde ülkesinin bu örgütün kurulmasında ve ortaya çıkmasında ifa ettiği rolü itiraf etmelerinden başka, Wikileaks sitesinde yayınlanan belgeler, dünyanın bazı önde gelen liderlerinin bu bağlamda açıklamaları da bir kenara, Amerikalı senatör John Mc Cain’in açık rolü ve teröristlerle yan yana görüntülenmesi ve hatta kendisi de geçenlerde bunu itiraf etmesi ortadadır.

 

Kuşkusuz IŞİD terör örgütünün liderleriyle Mc Cain ve CIA ajanlarının bir arada bulunduğunu gösteren görüntülerin arada bir internet sitelerinde yayınlanması tesadüfi bir durum olamaz.

 

Yine El-kaide terör örgütünün, kendisi Batı istihbaratının ürünü olduğu halde, IŞİD’i Amerikan ürünü örgüt ilan etmesi de bu iddianın ispatı sayılır.

 

Bir başka nokta, IŞİD’in ortaya çıkışı ve güç kazanmasının zamanı ve ardından Batı’nın hedefi haline gelmesi tamamen Amerika’nın bölgeye yönelik hedefleri ile örtüşmesi, gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

 

IŞİD terör örgütü, Amerika’nın müttefik örgütleri Suriye yönetimini deviremeyeceklerini ortaya koyunca Suriye’ye girdi ve yine Irak’ta Başbakan Nuri Maliki bu mevkide kalmak ve Amerika’nın Irak’taki müttefiklerini iktidardan uzak tutmaya çalıştığı bir sırada IŞİD birden bire ortaya çıktı ve Musul’u işgal etti.

 

Tüm bunlar bir yana, olayların gelişme sürecini incelemek isteyenler için Batılı devletlerin parlamentoları nasıl Suriyeli muhalif gruplara mali yardım onayladıklarını izlemekle bu devletlerin sahtekarlığını ortaya çıkarmak pek de zor olmasa gerek, çünkü bu kararların hepsi Batı medyasında yayınlandı.

Amerika, İngiltere, Fransa, Avustralya, Almanya,... parlamentoları son üç yılda sözde Suriyeli muhalifler ama gerçekte teröristlere milyonlarca dolar mali yardım tahsis etti. Peki bu örgütler hangileriydi? Eğer sadece medyada çıkan haberleri bile takip edecek olursak, bu örgütlerin başında IŞİD ve El-Nusra Cephesi adlı terör örgütleri yer aldığı anlaşılır. Şimdi aynı IŞİD Amerika için bir hedef haline geliyor!!! Zaten bu yüzden bağımsız medya Amerika’yı sahtekarlık ve kamuoyunu kandırmaya çalışmakla suçluyor.

 

Neden başta kızlar olmak üzere Arap ve müslüman gençler tekfirci faaliyetlere eğilimleri oluyor?

 

C – Uzmanlara göre hali hazırda dünyanın çeşitli ülkelerinde selefi tekfirci vahabi misyonerler gençlerin beyinlerini yıkamaya ve onların Irak ve Suriye’ye savaşmaya ve kendilerince en kısa yoldan cennete göndermeye çalışıyor ve bu doğrultuda başta sanal ortam olmak üzere çeşitli imkanlardan azami ölçüde yararlanıyor.

 

Bugün batıda Muritanya’dan doğuda Yemen’e kadar ve yine kuzeyde Libya ve Fas’tan güneyde Tanzanya’ya kadar uzanan İslam dünyası haritasında yer alan ülkelerden teröristler Irak ve Suriye’de savaşıyor. Bu arada gayri müslim ülkelerden gençlerin de IŞİD terör örgütüne katılımları dikkat çekiyor, nitekim Amerika’dan Avrupa Birliği’ne ve oradan eski Sovyet Birliği Cumhuriyetleri’ne kadar bir çok ülkeden teröristlerin Irak ve Suriye’ye akın ettiği gözleniyor.

 

Gerçi bir çok uzman tekfirci selefi düşüncelerin bu ülkelerde petrol satışından elde edilen dolarlarla yürütüldüğünü ve asil İslam’ı tanıtacak bilgilendirme faaliyetinin yetersiz olduğu için bu sapkın düşünceye eğilimlerin arttığını belirtiyor, ama yine de bunun yanında başka gerekçeler de zikrediliyor.

 

Terör ve siyasi şiddetle mücadele uzmanları müslüman gençlerin ve hatta Batılı gayri müslim gençlerin IŞİD’e eğilimi için çeşitli gerekçeleri sayıyor.

 

Çeşitli İslam ülkelerinde ve gayri müslim ülkelerde geniş işsizlik yüzünden gençlerin gelir amaçlı bu örgüte katılması, nikah cihadı gibi cinsel saikler ve meseleler, maceraperestlik, başkalarının takdirini toplama eğilimi, despot rejimlerin zulmüne ve Batılı ülkelerin ayrımcılıklarına yönelik öfkeyi yatıştırma duygusu, bölgede Şii müslümanların güç kazandığı propagandası, her biri bu eğitimin gerekçelerinden biri olabilir.

 

Irak devleti IŞİD’den nasıl kurtulabilir?

 

C – Uzmanlara göre Irak’ı en çok tehdit eden durum, iç anlaşmazlıklar ve dini ihtilaflardır. Bu tefrikayı Amerikalı işgalci güçler Irak’ta tohumunu ekti ve şimdi yeşererek meyve vermeye başladı.

 

Gerçi Iraklı Şii müslümanların büyük alimi Ayetullah Sistani’nin ünlü fetvası Irak’ta kısmen IŞİD karşıtı safları birleştirdi ve onlara ayrı bir güç kazandırdı, fakat bir çok Iraklı uzmana göre IŞİD’in Irak’ı ve Irak milletini tehdit etmesinden ziyade Irak içindeki etnik ve dini eğilimleri olan bazı siyasi akımların ayrılıkçı eğilimleri ülkeyi tehdit ediyor ve geleceğini karanlığa sürüklüyor.

 

Bu yüzden Irak’ta tüm siyasiler uzun vadeli milli çıkarlar ve milletin talepleri ekseninde birleşmedikçe sorunları çözümlenmeyecek, hatta daha da kronik hale gelecektir.

 

Buna karşın Irak’ta son bir kaç ayda yaşanan gelişmeler, halkla ulemanın bütünlüğü devlete kritik durumlarda tehlikeyi bertaraf etmesinde yardımcı olabileceğini gösterdi.

 

Ayetullah Sistani’nin çağrısı üzerine kurulan halk ordusu ve IŞİD ile mücadele etmesi, Irak’ın sahip olduğu potansiyellerin bir örneğidir ve gerektiği zamanlarda iç ve dış krizlerle mücadelede devlete yardımcı olabilir.

 

Neden ABD’nin IŞİD ve terörle mücadelede samimi olmadığını düşünüyorsunuz?

 

C – Bu sorunun cevabında bir kez daha IŞİD karşıtı kurulan ittifakın kurulduğu zamana ve ittifakın nerelerde IŞİD’e saldırdığına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Amerika ancak IŞİD başına buyruk hareket ederek Kerkük’te petrol bölgelerine yaklaştığı bir sırada örgütü hedef almaya karar verdi. Öte yandan yine bazı IŞİD teröristleri başına buyruk Amerika ve korsan İsrail’in İran ve Rusya aleyhinde casusluk yapan üslerinin bulunduğu Erbil’e doğru ilerlemeye başlaması, Amerika için bardağı taşıran son damla oldu.

 

Bu yüzden bütün uzmanlar IŞİD’e karşı hava akınları sadece örgütü bazı özel bölgelerden uzak tutmaya yönelik olduğunu ve asla örgütü yok etmeyi amaçlamadığını belirtiyor.

 

Bundan başka Amerika 11 Eylül 2001 olaylarından sonra sözde terörle mücadeleye başladığında, terörün merkezi Afganistan olduğunu ileri sürdü. Oysa bugün 13 yılın ardından terörizm Nijerya, Suriye, Irak, Yemen, Libya, Mısır, Pakistan ve diğer bir çok ülkede çeşitli kılıklarda ortaya çıktı. Şimdi Amerika’nın IŞİD ile mücadelesinin terörü bütün dünyaya yaymayacağı konusunda kim güvence verebilir?

 

Acaba IŞİD’in büyük hedefleri var mıdır? IŞİD’in bölgeye ve dünyaya yönelik açıklanan veya açıklanmayan hedefleri nelerdir?

 

C – Siyaset gözlemcilerine göre IŞİD’in görece hedefi İslamî Hilafet Devleti kurmaktır. IŞİD terör örgütü Emeviler ve Abbasiler dönemlerinde olduğu gibi İslamî hilafeti yeniden gündeme getirmek istediğini iddia ediyor.

 

Ancak pratikte IŞİD’in yaptığı şey, İslam ülkelerini birleştirmek yerine, Arap ülkelerini aşiret ve etnik yapılarına göre parçalamaktır.

 

Öte yandan IŞİD’in her yaptığı Amerika ve korsan İsrail başta olmak üzere Batı’nın işine yaraması da dikkat çekiyor. IŞİD ayrıca İran İslam Cumhuriyeti ve direniş eksenine darbe vurmak istiyor. Nitekim şimdiye kadar bölgede sürekli Şii müslümanları hedef aldığı halde korsan İsrail’in sınırlarına doğru bir tek adım bile atmaması dikkat çekiyor.

 

IŞİD aynı zamanda Sina çölünde Mısır ordusu ile birlikte Filistin direnişine darbe indirmeye çalıştı. Öte yandan IŞİD’in faaliyetleri Amerika ve Batı’nın bir kez daha Arap İslam bölgesine geri gelmelerine zemin hazırladı.

 

Peki, acaba tüm bunlar tesadüfi gelişen gelişmeler midir?

 

IŞİD’in en büyük kurban kesimi Şii müslümanlar oldu. Peki neden IŞİD Şii müslümanlara ve Ortadoğu toplumunu oluşturan bazı yapılara darbe indirmeye çalışıyor, ama diğer bazılarıyla uzlaşıyor?

 

 C – Bu söz görecede doğru gözükebilir, ancak gerçek şu ki bütün İslamî köklü ve gerçek mezhepler bu örgütten darbe yedi ve beş büyük mezhebin izleyenleri örgütün cinayetlerinin kurbanı oldu.

 

Her halükarda IŞİD tekfirci bir örgüttür ve sapkın düşüncesiyle örtüşmeyen herkesi tekfir ederek öldürülmesine hükmediyor. Bu arada Şii müslümanlar ta baştan bu sapkın örgüte karşı çıktı ve mücadele etti.

 

Öte yandan uzmanlar El-kaide ve IŞİD arasındaki anlaşmazlığın bir sebebini de Şii müslümanlara yönelik düşüncelerine bağlıyor. El-kaide sadece Şii müslümanların seçkin ve önde gelen şahsiyetlerini yok etmek gerektiğini ve tüm Şii müslümanları katliam etmeye gerek olmadığını ileri sürerken, IŞİD ise tüm Şii müslümanların yok edilmesi ve kadınlarının esir alınmasını savunuyor.

 

Ancak ister Şii alimler ve ister beşli mezheplerin önde gelen alimleri, hepsi birlikte IŞİD terör örgütünü İslam dışı ilan ediyor.

 

Neden Amerika Başkan Yardımcısı Jeo Biden geçenlerde Fars Körfezi’nin Arap rejimlerini ve Türkiye’yi IŞİD’e mali destek vermekle suçladı, ardından hemen özür diledi?

 

C – Aslında IŞİD terör örgütünün Amerika ve korsan İsrail’in bölgede bazı Arap rejimlerle birleşmesinin gayri meşru meyvesi ve Türkiye’nin hayalperestliğinin ürünü olduğu konusunda kimse herhangi bir kuşku duymuyor.

 

Ancak yazı dizimizde belirtilen gerekçeler yüzünden bugün beyaz saray kendisini gayri meşru velediyle mücadele etmek zorunda görüyor, çünkü bölge kamuoyunun daha fazla Amerika’dan nefret etmesini istemiyor ve bu yüzden artık açık oynamak istiyor ve bu afeti yok etmek için onu yaratanların tümünü işin içine ortak etmek istiyor ve bu doğrutuda ötekileri IŞİD ile mücadeleye zorlamak için erken davranıyor ve onları suçlayarak IŞİD’e karşı tutumlarını ilan etmeye zorluyor.

 

Amerika yönetimi ayrıca IŞİD karşıtı ittifak kurarak bir nevi kendini örgütle ilgili masum göstermeye ve daha yeni yeni Arabistan, Katar, BAE ve hatta Türkiye’nin örgüte destek verdiğini öğrendiğini telkin etmeye çalışıyor.

 

Üstelik Biden’in bu ifşaatı yapması ve ardından hemen özür dilemesi de daha önceden yazılan bir senaryo olduğu açıkça ortadadır. Çünkü özür dilemek pek önemli değildir ve fazla yankı bulmaz, ancak yapılan ifşaat bütün dünyanın dikkatini bu cinayetlerin esas sorumlulularının üzerine çekmeye yetti.