Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Suudi Arabistan, Fransa ile 3 milyar dolarlık bir silah anlaşması imzalayarak Fransa’nın askeri sanayisine büyük bir hizmet yaptı ve Lübnan ordusuna yapacağı yardımı iptal ederek Cumhurbaşkanı Françios Hollande’nin Suud prensine Fransa’nın en yüksek şeref madalyasını tahsis etmesine neden oldu.
Rayu-l Yowm internet gazetesinin başköşesinde Abdülbari Atvan’ın kaleminden çıkan bir makalede şöyle deniliyor: Suudi dışişleri bakanı Adil el-Cubeyr’in Fransa ile yapılan silah alımı anlaşması çerçevesinde Lübnan ordusuna verilmesi kararlaştırılan 3 milyar dolar değerindeki silahların Arabistan ordusuna verileceğini dile getirmesi, bu anlaşmanın Lübnan ordusunu takviye etme ve gelişmiş silahlarla savunma kabiliyetlerini geliştirmeyi amaçlamadığını, aksine ilk aşamadaki amacın Fransa yönetimine rüşvet vermek ve bu ülkenin askeri sanayisini himaye etmek olduğunu vurgulamış oldu.
Suudi ordusunun bu silah ve teçhizatlara acil bir ihtiyacı yoktur; çünkü bu silahlar, ordunun cephane ve depolarındaki mevcut silahlara kıyasla daha modern ve daha gelişmiş silahlar değildir. Buna ilaveten, Suudi silahlarının genellikle Amerika’dan geldiği biliniyor ve Lübnan hava sahasını sürekli ihlal eden İsrail uçaklarını zora sokacak gelişmiş silahların Fransa tarafından Lübnan ordusuna verilmesi bize göre mümkün değildir.
Askeri konular uzmanı ve emekli tuğgeneral Emin Hatit, bu hususta şunları belirtmişti: “Bu silahların Lübnan ordusunun eline geçmesini mümkün kılan böyle bir anlaşma, nitelikli ve kollanışlı olma anlamında teknik olarak esaslı bir şekilde incelemeye alındı; çünkü İsrail’i tehdit edebilecek ağır silahların Lübnan ordusuna ulaşılmasından duyulan kaygı ve endişeler bulunmaktadır. Bu hususta duyulan diğer bir kaygı, silahların Hizbullah’ın eline geçmesidir; Lübnan’ın istemiş olduğu silahların listesinden %70’i hazfedildi. Bu nedenle, geriye kalan silahlar, iç güvenliği sağlamak için işe yarayanları kapsayan silahlardır. Diğer bir deyişle, bu anlaşma Lübnan ordusunun verimli bir hava kuvvetlerine ve füze gücüne sahip olmasını sağlayamaz”.
Bu Lübnanlı tuğgeneralin açıklamaları, bu anlaşmanın iptal edilmesi yönünde İsrail tarafından Fransa’ya bir takım itirazların ve baskıların yapıldığını, belki de bu baskılar nedeniyle Suudilerin Lübnan ordusuna vereceği yardımdan vazgeçtiğini teyit etmektedir. Suudi Arabistan, Lübnan dışişleri bakanı Cubran Basil’in, Arap Birliği üyesi ülkelerin İran’ın Arap ülkelerinin içişlerine “müdahale” sini kınayan kararına oy vermemesini gerekçe olarak öne sürmektedir.
İsrail, savunma ve saldırı kabiliyetini ilerletecek modern silahların Lübnan ordusun eline geçmesini istemiyor, o da İsrail askeri raporların hala Lübnan’la yakın bir savaşın ihtimalinden söz ettikleri bir sırada buna kaşı çıkıyor. İsrail’in Lübnan’a saldırması durumunda, bütün taifeleri temsil eden Lübnan askeri kuvvetleri eli bağlı durmayacak ve böyle bir saldırıya karşılık verecektir.
Lübnanlılar, Suudilerin karalarını iptal etmesini normal karşılayarak Lübnan’ın maslahatını Suudilerin rızasını almak da dahil olmak üzere diğer bütün mülahazaların üstünde tuttular. Lübnan’da Arabistan’ın itimat ettiği el-Müstakbel hareketinin temsilcisi ve içişleri bakanı Nihat el-Menşuk’un, Arap dışişleri bakanlarının bildirisinde Hizbullah’ı “terörist” olarak nitelenmesiyle ilgili maddesine büyük bir cesaretle onaylamadığına tanık olduk.
Bizim görüşümüzü teyit eden şey şudur: Lübnan ordusuna silahların tahsis edilmesini içeren silah anlaşması ilk etapta Fransa’nın rızasını kazanmak içindi ve bu anlaşmanın iptaline Fransa’dan gelen itirazlar, el-Cubeyr’in yapmış olduğu fevri ziyaret ve bu silahların Arabistan ordusuna gideceğine dair açıklaması, Fransa’daki siyasi kulisleri memnun etti ve bu memnuniyet, Suudi Arabistan veliahdı ve dışişleri bakanı Muhammed bin Naif’e –üç gün süren Paris ziyareti sırasında - şeref madalyasının Fransa Cumhurbaşkanı Françios Hollande tarafından verilmesinde somutlaştı. Bu madalya, Fransa’da sadece ülke liderlerine verilen en yüksek madalyadır.
Dikkat çekici olan konu, anlaşmanın içerdiği silahların Arabistan ordusuna verileceğine ilişkin kararın Suudi Arabistan’ın BM’deki daimi temsilcisi Abdullah el-Muallimi’nin açıklamalarından sonra alınmış olmasıdır. El Muallimi yaptığı açıklamada, Lübnan’ın kendi içişlerini Hizbullah’ın baskılarından uzak bir şekilde yönetmesi talebinde bulundu ve bu talebini, Arabistan’ın Lübnan’la ilişkilerini gözden geçirmenin ve 3 milyar dolarlık yardım kararının iptal edilmesinden geri adım atılmasının temel bir şartı olarak açıkladı. El Muallimi’nin bağlı olduğu yönetimin politikalarından ve gerçek tutumlarından tümden habersiz olduğu görünüyor.
Lübnan bu anlaşmanın iptal edilmesiyle birlikte 3 milyar doları elden vermiş olabilir fakat Arabistan’ın da Lübnan’ı elden vermesi ve bu ülkedeki dostlarını zor durumda bırakması mümkündür. Buna karşın, Arabistan bu ülkeyi çetin düşmanına yani İran’a teslim etti ve bunun ziyanı, ne kimseyi duyuran ne de kimseyi müstağni kılan ucuz bir silah anlaşmasından daha büyüktür.
Bu anlaşmanın çeşitli alternatifleri vardır. İki öneri söz konusu; biri İran’dan ve diğer Amerika’dan. Eğer İran’ın önerisi olmasaydı Arabistan’ın yardımı da -özellikle iki ülkenin Lübnan’da daha etkin olma konusundaki çekişmesinin giderek arttığı bir sırada - gündeme gelmezdi, dersek abartmış olmayız. Hiç şüphesiz Suudilerin Lübnan’dan geri çekilmesi ve bu ülkeye yardımını kesmesi tümüyle İran’ın lehinedir ve İran için büyük bir zaferdir.
Çev: Mehmet Gönül