Uluslararası Ehibeyt (a.s) Haber Ajansı-ABNA- Suudi Arabistan ile BAE’nin ilişkilerindeki rekabet, son dönemde kapalı diplomatik pazarlıklardan çıkarak Batı merkezli anlatı alanında sert bir mücadeleye dönüştü. İki ülke arasındaki nüfuz çekişmesi artık küresel medya, stratejik iletişim kampanyaları ve lobi faaliyetleri üzerinden yürütülüyor; her iki taraf kendi perspektifini güçlendirmek için yeni anlatılar inşa ediyor. Suudi tarafında, devlet destekli medya kuruluşlarının İsrail ve BAE politikalarına dair eleştirel söylemi öne çıkarması ve Filistin meselesine bağlı vurguların güçlenmesi, Riyad’ın bölgesel gündemi kendi stratejik çıkarları çerçevesinde yeniden şekillendirme çabası olarak okunuyor. Bu anlatı, yalnızca bölgesel dengeleri tartışmakla kalmıyor; Batı medyasındaki algı yarışında Suudi Arabistan’ın perspektifini de merkeze yerleştirmeyi hedefliyor. BAE kanadı ise ekonomik, askeri ve diplomatik başarıları ön plana çıkaran söylemlerle dikkat çekiyor; özellikle Körfez’in önde gelen ticaret ve yatırım merkezi olarak Abu Dabi’nin küresel rolünü vurgulayan stratejik kapsamlı yayınlar ve raporlar hazırlanıyor. Her iki tarafın da Batı kamuoyunda kendi politikalarını haklı ve makul göstermek için iletişim araçlarını aktif şekilde kullanması, “anlatı savaşını” derinleştiriyor. Bu medya ve strateji rekabeti, yalnızca çevrimiçi haber içerikleriyle sınırlı kalmıyor; lobi şirketleri üzerinden yürütülen kampanyalar, uluslararası düşünce kuruluşlarıyla kurulan ağlar ve medya ortaklıkları gibi daha sofistike araçlarla da destekleniyor. Suudi Arabistan ile BAE arasındaki anlatı çatışması, şimdi küresel kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışan iki aktör arasındaki stratejik bir sahaya dönüşmüş durumda.
Analistler, bu rekabetin bölgesel politikaların şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını, çünkü artık güç dengelerinin sadece askeri ve ekonomik göstergelerle değil, aynı zamanda Batı merkezli siyasi anlatılar üzerinden de kurulmaya çalışıldığını söylüyorlar. Bu durum, Körfez’deki geleneksel dengelerin yeniden tartışılmasına neden olurken, Washington ve Avrupa başkentlerindeki karar alma süreçlerinde de etki yaratıyor.
Suudi Arabistan ile BAE arasındaki bu yeni tür “anlatı savaşı”, bölgesel aktörlerin yalnızca sahadaki gücü değil, küresel kamuoyundaki pozisyonlarını da korumak için nasıl strateji geliştirdiğinin çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor.
yorumunuz